HAZAR İMPARATORLUĞU VE TÜRKLERDE MUSEVİLİK

​Hazar Kağanlığı Türklerin kurduğu imparatorluklar içerisinde Musevi dinini benimseyen bir imparatorluk olarak bilinir. İslamiyetten önce Türklerin tamamına yakını Tengrici olmasına rağmen Hazar Kağanı ve yönetim kademesindeki Türklerin çoğu, 740''lı yıllarda Museviliği benimsemiştir.

Hazarlar, Bulan Hakan hakimiyeti döneminde Musevîliğin Karay mezhebini kabul etmişlerdir. İlkin Göktürkler gibi, Sasanilerle ittifaka giren Hazarların, daha sonra güçlü Müslüman Arap ve Hıristiyan Bizans İmparatorlukları karşısında, her iki imparatorluğun da dinine itibar etmeyerek Musevîliği seçmelerinde, bu süper güçler tarafından yutulup erime, yok olma kaygısıyla ve bu siyasal, sosyal, kültürel mülahazalarla hareket ettikleri ve bu hususun dinî tercihlerinde birinci derece rol oynadığı anlaşılmaktadır.

Hazarların Musevî dinini kabulünün halife Harun Reşid zamanında olduğunu haber vermektedir. Hattâ bu tarihi X. yüzyıla kadar çıkaranlar bile vardır. Yahudî kaynakları ise olayın VII. yüzyıldan itibaren başladığını bildiriyorlar.

Karai kelimesi Arapça kıraat yani okuma ile ilgilidir. Yahudilikte Karailer, Musa\'nın şeriatine bağlı olan ve Tevrat\'ın dışında, sonraki hiçbir yorumu kabul etmeyen fundamentalist bir akımı temsil ederler. Bu akımın kökleri, Yahudi tarihi içerisinde oldukça gerilere gitmektedir. Abbasîler döneminde Anan Ben David tarafından hareket sistemleştirilmiş ve ilk Karai cemaati de bu şekilde kendini göstermiştir. Ancak bu hareket başta Irak\'takiler olmak üzere Talmudist Yahudilerin şiddetli itirazlarına sebebiyet vermiş. Buna rağmen VIII. yüzyılın başlarından itibaren Kudüs, Filistin, Suriye, Kuzey Afrika, Bizans, İran, Ermenistan, Kafkasya, Kırım gibi bir çok yerlerde Karai cemaatleri kendini göstermiştir. İşte bunlardan birisi de Hazar ülkesidir. Gerçi Yahudilik, ilk planda İsrail\'in millî dini olmuş ve günümüzde de o, bir ölçüde bu görüntüsünü muhafaza etmiştir. Bununla birlikte, Musevîliğin tarih içerisinde zaman zaman evrensel ve yayılmacı temayüller gösterdiği de bilinmektedir. Belirtmek gerekir ki, Musevîlik, Türklerin arasında sadece Hazarlara sınırlı kalmamış; Hazar ve Karayların yanı sıra Kaliz, Kabar, Kıpçak gibi bir kısım Türk boylarından da Musevî dinine girenler olmuştur.

Musevîliğe geçen Hazarlar, başka dinlere geçen bir çok Türklerde örneklerine rastladığımız gibi, İbranî yazısını kullandılar.

Türk din tarihinin daimi unsurlarından biri de dinî hoşgörüdür. Bu geleneğin tipik örneklerini Musevî Hazarların dinî hayatı ve tarihinde de bulmaktayız.

Dört yüzyıllık parlak bir dönem yaşayan Hazarlar, Selçukluların İslâm dünyasına hakimiyetleri döneminde tarih sahnesinden çekildiler. Halkının büyük çoğunluğu İslâm\'da karar kılarken, Musevî cemaatlerinden de muhtelif küçük gruplar geriye kaldı. Moğol istilası sonucunda Karayların bir bölümü Kırım\'da toplanarak Gözleve, Kefe, Mangup, Solhat ve Kale\'de (Cıfıtkale) yerleştiler.

ürklerin Kırım\'ı terkinden sonra onlar (1783), II. Katerina\'ya bağlandılar. 1917 Devrimi\'nden sonra Sovyetler Birliği\'ndeki mâbetleri yıkıldı veya yıkılmaya terkedildi. Daha sonra, bir çok bölgeye dağılmış olan Hazar grupları arasında Karailik günümüze kadar varlığını devam ettirdi. Bugün Baltık Denizi ile Karadeniz arasındaki coğrafî bölgede varlıklarını sürdüren Hazarlar yani Karai mezhebinden Hazar Türklerinden Litvanya, Polonya, Kırım ve Macaristan\'da da yaşayanlara rastlanmaktadır.122 Bunların çoğu, II. Dünya Savaşı\'nda Batı\'ya göç etmişlerdir. İlk dinî Karai Organizasyonu 3 Mart 1837\'de Kırım\'da, 1857\'de de Troki\'de kurulmuştur.

Hazar Türklerinin, Karayların ve öteki Türk zümrelerinin kabul ettikleri Musevîliğin Karai mezhebi Talmudist Rabbanî Yahudiliğinden oldukça farklıdır ve Karailiğin İslâm dininden, özellikle de Hanefî mezhebinden etkilendiği din araştırmacıların görüşüdür. Karaylar Allah\'a ve Hz. Musa\'nın peygamberliğine inanmaktadırlar. Ancak onlar Hz. İsa ve Hz. Muhammed\'in peygamberliklerini kabul etmektedirler.Karailere göre Allah, kendi kutsal kitabı Tora\'yı Musa\'ya göndermiştir. Bu sebeple Karailer hem sözlü hem de yazılı Tora\'ya bağlıdırlar. Ancak onlar, Tevratı ilk olarak XVI. yüzyılda kendi dillerine çevirmişlerdir. Orta İtil Karaileri, 1910 yılında bir dua kitabı yayınladılar.

Karailer özellikle Rabbinik Literatür adı verilen sözlü rivayetleri reddediyorlar. Karailer ayrıca meleklere ve Ahiret Gününe inanıyorlar, kendilerini kurtaracak bir Mesih\'in geleceği akîdesine sahip bulunuyorlar. Karailikte günde iki defa ibadet etmek farzdır. Sabah ve akşam yapılan bu ibadetlerde genelde Zebur okunmaktadır. Bunlarda Ruhban sınıfı yoktur; oruç, zekat ve hac ibadetleri mevcuttur. Sünnet âdeti de sıkı biçimde varlığını korumaktadır.

Karaylar dinî terminoloji açısından da Talmudist Yahudilerden farklıdırlar. Onlar Sinagog yerine Kenasa, Hahambaşı yerine \"Gâhan\", \"Gazan\"; Yehova yerine de Tenkri=Tenri=Tanrı demektedir. Bu durumda biz, sadece Müslüman Türklerde değil, aynı zamanda Musevî Türklerde de dinî terminolojinin bazı kavramlarının ve özellikle de Tanrı sözcüğünün devamlılığını görmekteyiz. Kırım Karaileri, İbrani alfabesi ile yazılmış Türkçe Tora\'yı okumaktadırlar.

Azerbaycan\'daki Musevî kolonilerine gelince bunların tarihi VIIX. yüzyıllara uzanmaktadır. Azerbaycan\'da \"Dağ Yahudileri\" adı altında bilinen bu Karailerin tarihi de muhtemelen Hazar İmparatorluğu\'na bağlanmaktadır. Çeşitli sebeplerle Azerbaycan\'ın kuzey bölgeleri ve Kafkas dağları eteklerinde yoğunlaşmış bulunan Dağ Yahudilerinin Bakü ve Guba başta olmak üzere iki önemli merkezleri bulunmaktadır.

Diğer yandan Kırım\'da yaşayan diğer bir Musevî cemaat olan \"Kırımçaklar\" ise, Karailerin aksine, Talmud\'a inanmaktadırlar. Ancak bunlar da kendilerini Türk hissetmekte ve Türkçe konuşmaktadırlar. Bu durumda anlaşılan Hazar ülkesinde Türklerin arasında yalnızca Karailik değil, aynı zamanda az da olsa Talmuldi Yahudilik de nüfuz etme imkânını elde etmiştir. Kırımçakların az da olsa edebî eserleri mevcuttur. Bunların en önemlileri Karai inancına karşı bir reddiye hüviyetini taşıyan \"Ozan Mehmad\" adlı eserdir. Ayrıca üzerinde durulması gereken diğer bir kitap da, Kırımçakların millî kitabı hüviyetini taşıyan ve David Lahno tarafından kaleme alınmış bulunan \"Hazania\"dır.

Gerek Dağ Yahudileri ve gerekse de Kırımçaklar, diğer Karaim cemaatleri gibi kendilerini Türk hissederler ve Hazarların torunları olduklarını ifade ederler. Dağ Yahudileri, ibadethanelerine \"Kenasa\" dedikleri gibi, aynı zamanda İslâmî bir terim olan \"Mescit\" tabirini de kullanmaktadırlar.

Aynı şekilde Dağ Yahudileri \"Melek\" kavramını bilmemekte; Hz. Muhammed\'in peygamber olduğunu kabul etmekte, ölülerini hahamlara defnettirmelerine rağmen, Müslümanlara da Yasin okutmaktadırlar. Karaylar \"Nimaz\" adını verdikleri günlük ibadet yapmakta, \"kurban\" kesmekte, hattâ tavuk ve horozun kurban olacağına dair fetva almaktadırlar. Diğer Ortodoks Yahudilerde olduğu gibi sünnet, bunlarda da çok önemli bir yer tutmaktadır.

Azerbaycan'daki Dağ Yahudilerinin soykırımı - 1918 yılında Ermeni Taşnakları ve diğer Ermeni haydut çeteleri tarafından Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerinde, özellikle Kuba'da yaşayan Yahudilere karşı yapılmıştır.

1918-1919 yıllarında Ermeni canileri Stepan Şaumyan'ın, Amazaps'ın ve Lalayan'ın başkanlığındaki Taşnak haydut birliklerinin Azerbaycan topraklarında işlediği soykırım sonucunda Azerilerle beraber, Ermenilerle işbirliği reddeden 3 bine kadar sivil Yahudi katledilmiştir. "Büyük Ermenistan" hayalini gerçekleştirmek için vandal (vahşi) Ermeni milliyetçileri etnik Azerilerle birlikte Güney Kafkasya bölgesinde derin geçmişe sahip olan ve burada meskun olan diğer halklara da zulmederek, onlara karşı kitlesel terör yapmışlardır. Bu olayların tamamı yüzlerce tanık ifadeleri, dönemin tarihi belgeleri, Azerbaycan'daki dağ yahudilerinin ikamet belgeleri, Yahudi aydınlarının çok sayıda yazılı başvuruları tarafından onaylamaktadır. 1918 yılında çok az bilinen pogrom sırasında Ermenilerce öldürülen 3 bin Azeri Yahudi için bir anıt inşa etmek amacıyla yardım istemişlerdir.

Ünlü yatırımcı Telman İsmailov 1956 yılında Yahudi bir ailenin 12 çocuğundan biri olarak Bakü'de doğdu. Azerbaycan Halk Ekonomi Enstitüsü'nü 1976 yılında bitiren yatırımcı, 1980'li yıllarda Moskova'ya taşındı ve Ticaret Bakanlığı'nda ekonomist olarak çalışmaya başladı. 1988'de "Ticari Hayır Firması" diyebileceğimiz adındaki ilk şirketini kurdu. 1989'da AST Şirketler Grubu'nun kurulmasıyla yatırım alanını genişletti. İsmailov, "Dağ Yahudileri" olarak da anılan Kafkas Yahudilerindendir.

Türkler,tarih sahnesine çıktıklarından günümüze çeşitli dinlere girmişlerdir.Bugün Türklerin çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen,Göktanrıcı, Budist,Hıristiyan,Musevi Türklerde vardır. ayrıca İslam dinin Sünni ve Şii inancına'da sahip Türkler vardır.Türklük,dinler ve mezhepler üstüdür unutmayın!

KAYNAKÇA: Hazar Yahudileri – Kevin Alan Brook - Nokta Kitap 2005 www.khazaria.com - Kevin Alan Brook

BİR KAVANOZ HİKAYESİ
ÇAŞIT

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış