GERÇEK GERÇEKTİR

Aşağı yukarı 20-25 günde okuyup bitirdiğim bir kitabı ve Objektivizm felsefesini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Kitabın ismi "Atlas Silkindİ". Ayn Rand tarafından 1957 yazılmış olup bireyi öne çıkaran liberal dünya görüşünün savunulduğu, ekonomik bağlamda kapitalist sistemin temel konularının işlendiği bir kitap. Edebi yanının olduğu söylenemez ancak içeriğinde barındırdığı felsefi olaylar, konuşmalar ve monologlardan dolayı okuyan kişiyi düşündürmeyi başaran niteliğe sahip bir başyapıt. Bir çırpıda okunmasa da (1200 sayfa) sürükleyici olduğu için çok fazla zorlanmadan bir ayda rahatlıkla bitirilebilir. Önsözünde de anlatıldığı kadarıyla ABD'de bir zamanlar İncil'den sonra en fazla okunan kitaplar arasındaymış.

Atlas Silkindi ismiyle 3 bölüm halinde filmi de mevcut. Ancak kitabı okumadan filmi tavsiye etmem. Çoğu yerler kesilmiş, kısaltılmış ana konudan uzak kalmış bir yapıya sahip bulunuyor.

Piyasa da kitabı boşuna aramayın maalesef ben çok aradım ama sıfırı basılmıyor ikinci eli de çok fahiş fiyatlara satılıyor. Şunu da söylemeden edemeyeceğim bu kitabı okumamı öneren Mehmet Alp abiye çok teşekkür ederim.

Kitaptaki olaylar döngüsü kısaca bahsetmek gerekirse;

Tarihi kesin olarak bilinmeyen bir zaman diliminde bir demiryolları şirketi ve çevresinde ki diğer şirketlerin arasında ki olaylardan bahsediyor. İdeal insan olarak nitelenen kişilerle devlet ve kamu gücünü arkasına almış sözde iş adamlarının politik oyunlarıyla piyasanın işleyişini nasıl bozdukları ve buna sinirlenen üreten güçlerin yani iş adamlarının piyasadan çekilip grev yapmasını anlatıyor.İşi bırakan iş adamları John Galt ile Atlantis isimli bir bilinmez ülkeye yerleşip işlerine orada devam ediyorlar. İşi ilk bırakan John Galt adın da bir mühendistir aslında ve dünyanın motorunu durdurmaya çalışıyor.

Yani; kitabımız bir bilim kurgu üzerine kurulu olsa da gerçek dünyada ki gerçekleri de yansıtıyor. Adam Smith'in "görünmez el" kuramını inkar edince neler olabileceğini bu kitapta görebiliyorsunuz.

Kitapta ki piyasa mekanizmasının tamamını benimsediğimi söyleyemem. Ancak anlattığı felsefe olan Objektivizm'in felsefe derslerinde verilmesine tamamıyla taraftarım. Doğruları ve yanlışlarıyla tartışılması gerektiği kanısındayım. Kitapta bazı monologlar var ki altını çize çize okursak gerçekten çok faydalı olacağını düşünüyorum. Benim en çok hoşuma giden noktalarından bazıları;

Paranın nasıl olması gerektiğini anlatan bir bölüm, Robin Hood'u anlatan bir bölüm ve John Galt'ın radyo konuşması bölümleri en çok hoşuma giden monolog ve konuşmalar olduğunu söyleyebilirim.

Felsefi yönüne gelince "Gerçek Gerçektir" üzerine kurulmuş ve insanın en önemli vasıflarının mantığıyla hareket etmek ve düşünmek olduğu üzerine kurulmuş bulunuyor. Mistizm yansıtan bütün felsefe ve inançların karşısında "A A'dır ve Gerçek Gerçektir" diyebilme dürüstlüğünü bütün insanlığa haykırabilmektedir. Kısaca açıklamak gerekirse örneğin;

Elea okulunun öngördüğü gerçeklik tanımına bakarsak ne demek istediğini daha iyi anlamış oluruz.

"Duyumlarımızla algıladığımız her şey bir yanılsama, bir görüntüden ibaretti. Varolan şeylerin tümü yanılsama, görünüştü. Sadece bir tek ve evrensel 'varlık' gerçekti, ama varlık varolmuş değildi, çünkü gerçek olan varolamazdı. O ancak usla bilinebilir, usla tanınabilirdi.

İşte tamda burada Rand'ın felsefesi öne çıkıyor ve aklı öne sürerek mantığı ön planda tutarak gerçekliği savunuyor. Ve diyor ki " Eğer hiçbir şey var değilse, bilinç de var olamaz. Eğer algılıyorum dediğiniz şey var değilse, sizin sahip olduğunuz şey bilinç değildir. Gerçek Gerçektir" diyor.

Diğer bir sevdiğim açıklaması da Sokrates'e gönderme niteliği taşıyor. Sokrates'in meşhur sözü olan "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" sözüne verdiği yanıtta gizlidir.

Rand'ın cevabı "Ben kimim ki bir şey bileyim" diyerek alaya alıyor. Kişinin kendisine değer vermesi gerektiğini düşünmesi mantığıyla hareket etmesi gerektiğini söylüyor.

Anlatılmak istenen nokta tam olarak kişinin benliğiyle bütünleşmesi kendi düşüncelerine değer vermesi ve mistizmin umarsızlığıyla kendinden geçmemesidir. Ancak burada şöyle bir sorun ortaya çıkıyor Amerikan felsefesinin geneli pragmatizm (faydacılık) üzerine kurulu olmasından dolayı maddeye verilen değerden kaynaklı olarak insanların ruhundaki msitik duygulara hitap edecek bir inanca ihtiyaç duyuluyor.Günümüzde Asya mistizmiyle de bütünleşmeler, yoga ve daha çeşit mistik ve felsefi hareketler orataya çıkmaya başlamıştır.

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

BEN AHMAK DEĞİLİM
TÜRKÇÜYÜM N’OLCEK!

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış