DEMİRTAŞ TARTIŞMALARINA DAİR

Demirtaş'ın terör ilişkisine dair delil niteliğindeki fotoğraflardan biri

Selahattin Demirtaş'ın cumhurbaşkanı adayı olması fakat buna rağmen cezaevinde tutuklu olması Türkiye'de son zamanlarda oldukça güncel bir tartışma konusu. Bu konu hakkındaki fikirlerimi izah etmek istiyorum:

Mevcut durum istisnaî bir tedbir olan "tutuklama" güvenlik tedbirinin gereği gibi işletilememesinin, mahkemelerin yavaş işleyişinin; dolayısıyla hukuk sistemimizdeki eksikliklerin bir neticesidir.

Selahattin Demirtaş benim kanaatimce de terör suçundan, örgütten ve daha birçok farklı suçtan yargılanması ve mahkûm olması gereken bir kişidir. Lâkin karar mercii ben değilim, ortada da savcılığın -ve bir önceki cümlede benim- istinat ettiğim suçlara dair kesinleşmiş bir hüküm sözkonusu değil. Dolayısıyla AİHS m. 6'nın, Anayasa'nın ve kanunların bir gereği olan "masumiyet karinesi" Selahattin Demirtaş ve mevcut yargılama için de geçerlidir.

Tutuklama tedbirine hangi durumlarda başvurulacağı CMK m. 100'de açıkça sayılıyor. Tutuklama tedbirine kural olarak kaçma ve delilleri karartma tehlikesine yönelik kuvvetli şüphe sebebi varsa başvurulabilir. Üçüncü fıkrada sayılan katalog suçlara dair -ki Demirtaş bu kapsamdadır- kuvvetli şüphe sebebi varsa da tutuklama nedeni var sayılabilir. Dolayısıyla tutuklama bir cezalandırma aracı değildir. Ceza, ancak mahkemelerce Türk milleti adına verilen kesim hükümden sonra infaz edilir.

Bir kez daha uzun süren muhakemelerin ne denli zararlı olduğuna şahit oluyoruz. Olması gereken neydi? Muhakeme adil ve hızlı bir şekilde yapılarak Selahattin Demirtaş, şayet suçluysa -ki kanaatimiz o yönde-, mahkûm edilmeliydi. Böylece Demirtaş cumhurbaşkanı adayı olamayacak, bu tartışmalarda hiç yaşanmayacaktı. (Anayasa m. 101, 76 mucibince)

Demirtaş'ın terör örgütüyle olan ilişkisi bugün itibariyle ortaya çıkmış değildir. Öyle olsaydı bu seçime kadar muhakemenin hükme bağlanamamasını anlayabilirdik. Çok evvelden başlaması ve neticeye bağlanması gereken muhakemeler siyasal konjonktüre göre şekillenince ortaya bu nevî absürt manzaralar çıkabiliyor.

Bu aşamadan sonra yapılacak nedir? Selahattin Demirtaş mevcut hukukî statü itibariyle herhangi bir suçtan mahkumiyeti olmayan bir parti genel başkanıdır. Dolayısıyla hukukî kurumları hukuka uygun olarak işletmekten başka çare yok.


Pirali Çağrı ŞENSOY

13.05.2018

KÜLTÜR ve SANAT
DEVLET'İN DEDİĞİ OLUR...

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış