Çöpe Atmadın Değil Mi Çocukluğumu

​Yemyeşil yaprakların bir bir kurumaya yüz tuttuğu bir sonbahar akşamında yazmaya başladım seni. İlk başlarda birkaç satırla anlatabiliyordum. Sonrasında dörtlüklere sığdırmaya çalıştım seni. Yetmedi tabii. Sayfalar doldu taştı seni yazarken. Bu kaçıncı mektup oldu sayamadım. Kaç kutu mürekkep bitirdim bilmiyorum. 

Sana verdiğim o defterler var ya, çocukluğum saklıydı onlarda. Çöpe atmadın değil mi? Hala saklıyorsan en baştan son bir kez okur musun? Hani bir söz vardır ya çocukluğu çalınmış kişilerin çalınacak hiçbir şeyleri kalmamıştır diye. İşte tam da öyle.. Geriye çalınacak bir şeyim kalmadı. Ben her gün okuyorum senin çocukluğunu. Okudukça sol gözümden bir kaç damla yaş süzülüyor. Sonra on yedi yaşım geliyor gözlerimin önüne ve akabinde yine sol gözümden bir kaç damla yaş..

On yedi yaşım.. Biliyor musun, çalınan her şeyimin geri geldiğini sanmıştım.. Oyuncaklarım, boya kalemlerim, hikaye kitaplarım, düşlerim.. Bir çocuğu mutlu edebilecek her ne varsa geri döndü sanmıştım. Ne oldu sonra peki? Tekrar çalındı düşlerim, kırıldı oyuncaklarım ve ateşe atıldı hikaye kitaplarım..

Korkularımı yazmıştım ben o defterlere. Karanlıktan korktuğumdan bahsetmiştim, sırf bu yüzden uykuyu sevmediğimi, en sevdiğim meyveyi, uğurlu olduğuna inandığım sayıyı, ve şu dünyada bana karşılıksız değer veren o cennetmekan adamı anlatmıştım. Çöpe atmadın değil mi çocukluğumu?

Mektup demiştim.. Yüzleri aştı biliyor musun? Geçen gün karıştırdım ilk baştakileri.. Hazan mevsimine dönmeye başlamışlar.. Sonbahar akşamında yazmaya başladığım sen, yazıldığın mevsime benzemeye başlayan mektuplar.. Üçüncü mektupta ne yazıyor biliyor musun? Hani mendil satan bir çocuk vardı simidimizi paylaştığımız, işte onun o an ki mutluluğu. Birde oyuncak bir köpek aldığımız bir amca vardı, amcanın bize duasını, samimiyetini hatırlıyor musun? Günlerce aklımızdan çıkmamıştı. O amcayı bulup tekrar seni anlattım biliyor musun? Oturduk, saatlerce dinledi beni, sonra dedi ki o gün sizin sayenizde ben evde öksüz oğluma bir parça ekmek götürebildim. O öksüzün duası elbet kabul olur. Sen içini ferah tut dedi.. 


Ben ne yazmaktan bıktım ne de yazdıklarım sararmaktan.. Elbet bir gün okuyacaksın sararan on yedi yaşımı..





KERKÜK'LÜ ŞEHİT NECDET BAKKALOĞLU
BULUNMAYANLAR
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış
©  Tüm Hakları Saklıdır | tahtapod.com | tahtapod.net | tahtapod.org