Boşa Yaşadınız!

Çileye talip olmak!

Çocukluk çağlarımdan bu yana teşkilatlarda en çok duyduğum söz budur sanırım.

Lakin son dönemde anladım ki kimisi bu sözü yanlış anlamış.

"Çileye talip olmak" demek "Çile saçana talip olmak" demek değildir.

Öyle olsaydı hepimiz Kenan Evren'e aşık olurduk.

Ben adım gibi biliyorum ki bugün 12 Eylül'den daha büyük bir buhran yaşıyoruz.

İşin ilginç tarafı ise bu çalkantıyı mazoşist bir edayla çile saçana toz kondurmadan hatta çile saçanı kutsayarak yaşamamız.

12 Eylül, işkence yaparak Ülkücülerin bedenlerine acı vermişti, zindana atarak güneşe hasret bırkmıştı, sürgün ederek vatanından ayırmıştı ama cümle alem şahit ki 12 Eylül Ülkücülerin ruhuna dokunamamıştı. Ülkücüler buna izin vermemişti.

Bu yüzden "12 Eylül kabusundan daha büyük bir buhran içerisindeyiz" diyorum.

Dün Başbuğun kabri başında "Evet" propagandası yapanlar, bizim ruhumuzu çürüttü ruhumuzu!

Hangi vicdan kabul edebilir, yaptıkları yanlışlara, riyaya, dün söylediklerini bugün yalayıp yutmalara, Başbuğun kabri başında O'nun adını kullanarak kılıf aramaya çalışmalarını.

Başbuğ yaşasaydı onlar gibi siyaset yaparmış! Öyle diyor Beyefendiler.

O konuşmayı dinleyince içimden aynen şu kısa cümle süzüldü

- Hadi canım sende!

Soruyorum, cevap verin

Sizce Başbuğ yaşasaydı "Biz Şivan Perveriz" diyenlerin eline ülkenin anahtarını yani Yüce Türk Milletinin kaderini teslim etmeyi kendisine vazife bilir miydi?

Kim inanır buna? Böylesine iğrenç bir riyakarlık olabilir mi?

Ama diyorum ya çok değişmişiz çoook!

Değişmemiş olsak bu çirkinliği bir Allah'ın kulu alkışlamazdı…

Dün 4 Nisan'dı ve ben dün çocuk yaşta tanıdığım o eski ruhu aramak için Ankara'ya gittim.

Buldum da!

Öyle köşe bucak aramadım, olur olmaz yerlerde gezip dolaşmadım. O ruhu nerede bulacağımı bildiğim için direk Ozan Arif'in yanına gittim.

Çünkü o "Çileye talip olmak" cümlesinin altını yaşantısıyla doldurdu.

Çileden çileye fark var. Her çile kutsal değildir.

O hiçbir zaman etrafa çile saçana "Siz ne yaparsanız yapın, ne de olsa ben çileye talibim her kahrınızı çekerim." Demedi.

Yanlış yapanın yanlışını patır patır söyledi ve çilesine katlandı. İşte o çile kutsaldır. 

Dün bir çok ülküdaşımız ile beraber bir nebze de olsa Ozan Arif'in çilesine ortak olmaya çalıştık.

Onun ile beraber andık Başbuğumuzu, kabrinin başında beraber okuduk Fatiha'mızı.

O çilenin tadına varmaya çalıştık.

Emin olun o çilenin tadı, onların sefasından daha güzel.

İnsan yaşadığını anlıyor.

Vallahi onlara  baktıkça üzülüyorum ve onların riyakarlığını gördükçe Ozan Arif'in meşhur türküsünün nakaratı düşüyor dilime 

- Boşa yaşadınız boşaaa!

Okan KİLİT

16 Nisan
GÖRMÜYOR MUSUN?

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış