ÇAĞIMIZIN GASPIRALI İSMAİL'İ: TURAN YAZGAN

​Dünya yaratıldığından beri üzerinde yaşayan insanlar arasında, idealist, çalışkan ve başarılı insanlar olagelmiştir. Ancak bu idealist insanlar arasında da farklılık gösteren, diğer idealistlerden daha yükseğe, yani zirveye çıkanlar olmuştur. Onların bu konuma gelmelerinin sebebi sadece hedeflerinin olması değildir. Başkalarının hedeflediği ve istediği şeyleri yapabilmiş olmalarıdır onları farklı kılan.Yani diğerleri sadece ister ve hayal ederken, onlar işe koyulmuş, çalışmış, yılmamış ve sonunda başarmışlardır. Bunu yaparken de çevreleri işin birer meşale olmuşlar, bazen yüzbinleri, bazen milyonları, bazen ise koca bir milleti arkalarından sürüklemişlerdir.

İşte Turan Yazgan idealizmin zirveleri diyebileceğimiz bu insanlara yakın tarihten verebileceğimiz en güzel örneklerdendir. Bu zirvelere bağımsızlık kahramanı, komutan, devlet kurucusu gibi sıfatları olan Mustafa Kemal Atatürk'ü veya ondan bayrağı devralarak Türk milletini yeniden kendi kimliğini bulmaya çağıran Alparslan Türkeş'i de örnek gösterebiliriz. Ancak Turan Yazgan Hoca, akademisyen ve eğitimci kimliği, fikirleri, çalışma yapmayı seçtiği alan ve elbette yaptıkları ile daha çok Gaspıralı İsmail'i andırmaktadır. Onun halefi konumundadır.

Gaspıralı İsmail Bey, bir slogan, bir düstur haline gelmiş olan büyük ülküsü "Dilde,Fikirde, İşte Birlik" ile sadece Türk milletine hedef göstermedi, kendisi de en önde bu ülkü için çalıştı. Daha önemlisi başardı da... O, Tercüman'ı ile bütün Türk Dünyası'na aynı dili, aynı sesi götürdü. Kurduğu okullar ve o okullarda hayata geçirdiği yeni eğitim sistemi ile başkalarının hayal bile etmediklerini gerçeğe dönüştürdü.

Turan Yazgan da, Osmanlı'nın son yıllarında Türkçülük akımıyla birlikte ortaya çıkan Turancılık düşüncesinin son temsilcilerindendi. Uzun süre sadece fikir, hayal ve istek olarak kalıp daha öteye geçemeyen Türk Dünyası'yla buluşma, Türk Birliği'ni kurma düşüncesini hayata geçirmek için birşeyler yapmaya karar verdi.

Bu düşünce ile 1980 yılında kurmuş olduğu Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, kendisinden öncekilerin ve çağdaşlarının yapamadığı çok büyük işleri yapma başarısına ulaştı. Mesela Türk Dünyası Gençlik ve Türk Dünyası Çocuk şölenlerinin yapılmasının ne kadar önemli olduğunu düşününüz. 18 yıl boyunca Türk Dünyası'nın her bölgesinden çocukların, gençlerin Türkiye'ye gelmesi, hem Türkiye Türkleri hem de Türk Dünyası'ndan gelen diğer Türkler ile tanışmaları onlarda "tek millet" düşüncesini yerleştirmiştir. Bu çocukların ve gençlerin büyüdüklerinde Türk Dünyası için, Türk Birliği için çalışmalarının yolu açılmıştır.

Vakfın çıkardığı akademik hakemli dergi Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Türk Dünyası'nın sayısız meseleleriyle ilgili akademik çalışmaların yayınlanmasını ve müthiş bir arşiv oluşturulmasını sağlamıştır. Türk Dünyası Tarih Dergisi ise her yaştan, her alandan Türk milliyetçilerinin, tarih severlerin tarihi gerçek kaynaklardan okumasını sağlamıştır. Ayrıca her hafta sonu, Türk milletini ve Türk Dünyası'nın ilgilendiren çeşitli konularda konferanslar düzenlenmiştir.

Bu başarılara ulaşılmasında en büyük pay elbette vakfın kurucusu Turan Yazgan Hoca'ya aitti. Çünkü o yanındakilere ve ardından geleceklere yol gösteren bir bozkurt gibiydi.Elinde var olanla veya yaptıklarıyla yetinmeyerek, daha fazlasını, daha iyisini yapmak için uğraştı. Bu yolda önüne çıkan/çıkarılan engellere göğüs germesini ve aşmasını bildi. Çevresinde ümitsizliğe kapılanların ümit kaynağı oldu.

Turan Yazgan Hoca'nın önemli bir özelliği de iktisatçı olması nedeniyle Türk Milleti'nin ekonomik bağımsızlığına büyük önem vermesiydi. Onun için Turan, siyasi sınırların birleşmesinden çok Türk Dünyası'nın iktisadi bütünlüğünün sağlanabilmesiydi. Bu ülküsünü "Türk topraklarının yer altı ve yer üstü kaynakları, Türkler tarafından çıkarılmalı, Türkler tarafından işlenmeli, Türkler tarafından kullanılmalıdır. İhtiyaç fazlası ise diğer ülkelere satılarak gelir elde edilmelidir." Şeklinde ifade ederdi. AB, ABD, Rusya, Çin, İran gibi ülkelerle ticaret anlaşmaları yapanlar keşke Turan Hoca'dan az da olsa bir şeyler öğrenebilselerdi.

Ona çağımızın Gaspıralı İsmail'i dememin asıl sebebi, Türk Dünyası'nda açtığı Türkiye Türkçesi ile eğitim yapan okullardı. Bu okullar Türkistan coğrafyasında kurulmuş Türkiye Türkçesi ile eğitim yapan ilk ve –sanılanın aksine- "tek" okullardır. Buralardan yetişen gençler önemli yerlere geldiler ve her şeyden önemlisi Türk milliyetçisi ve Türk Dünyası sevdalısı olarak yetiştiler. Türkiye Türkçesi'ni öğrendikleri için "dilde birlik" konusunda önemli bir adım oldular.

İnsan eğitmek bu dünyada yapılabilecek belki de en büyük hizmettir. Çünkü insanları eğitebiliyorsanız, başkalarını eğitmeye hazır donanımlı fertler yetiştiriyorsunuz demektir. Bu donanımlı fertler de sizin yaptığınızı yapmaya devam edecek ve bir ilim-irfan ordusu gün geçtikçe büyüyecektir.

İşte Turan Yazgan bunu başardı. O gelecek 5-10 seneyi değil, onlarca yıl sonrasını, belki yüz yıl sonrasını düşünerek hareket etti.Hedeflediklerinin bir kısmını yaşarken görebildi, bir kısmını görmeye ise ömrü vefa etmedi. Ancak onun ekip büyüttüğü bir çınar var. Bu çınar Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'dır. Biliyorsunuz çınlarlar yüzlerce sene yaşarlar. Bu çınar daha da büyüyecek ve kurucusu gibi ulu bir çınar haline gelecektir.

Çınarlar ayakta ölür derler. Turan Hoca da bir çınardı ve son zamanlarına kadar vakıftan çıkmayarak hizmet etmeye gayret etti. O uçmağa vardı ama aramızdan sadece bir kişi değil, onlarca, yüzlerce kişi gitmiş gibi... Çünkü Turan Hoca beden olarak bir kişi olsa da, yaptıklarıyla bir kişiden çok daha fazlasıydı. Onu çok arayacağız.

Ruhu şad, mekanı cennet olsun. Allah rahmet eylesin.

(Bu yazı 2012 yılında Prof. Dr. Turan Yazgan'ın vefatı sonrası yazılmıştır.)

Sevgili - Ayrılık - İntikam
'Çocuk gelinler' Yanyana gelmemeli bu iki kelime v...
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış