BİR GAR HİKÂYESİ

Gidenler, gelenlere bıraktı yerlerini,
Anonslar hiç durmadı sesli tren garında,
Simitçiler, çaycılar överken eserini,
Kimileri aç kaldı, süslü tren garında.

Şu amcalar varlıklı, lokantadan çıkıyor,
Yanında iki hanım, tek çocuğa bakıyor,
Karnı doymuş, keyifle bir cigara yakıyor,
Dumanı yayılıyor isli tren garında.

Gişeciler bunalmış, kuyruklar azalmıyor,
Amiri ensesinde, tuvalete salmıyor,
Ay sonu geldiğinde cepte para kalmıyor,
Ömürleri çürüyor tozlu tren garında.

"Tozlu" dedim, paspasçı abla duymasın sakın,
Didiniyor garibim, emekliliği yakın,
Temiz tutmak kolay mı? Yolcular akın akın,
Gelenlerle gidenler izli tren garında.

Yaşlı teyze oturmuş trenini bekliyor,
Beli çoktan bükülmüş, bastonu destekliyor,
Sanırsın ki torunu sırtında emekliyor,
Çok eski anıları gizli tren garında.

Ayaktaki güzel kız, yer bulamamış belli,
Boynunda yeşil fular, beyaz gömlek dantelli,
Ökçesi yüksek potin, mor eteği pileli,
Sanki podyumda gibi pozlu tren garında.

Şu hamile kadına mutlaka yer vermeli,
Kalın bir karton bulup oturağa sermeli,
Taştan oturak yapan müdür bunu görmeli,
Oturan hasta kalkar buzlu tren garında.

Yaşlı bir amca gördüm, gözleri biraz nemli,
Kim bilir ne derdi var? Ağlamış ki önemli,
Belki evladı hasta, belki kendi veremli,
Bin bir türlü hikâye gizli tren garında.

Daha anlatsam bitmez Gar'ın hikâyesini,
Köyde yüz yıl dolansam, görmezdim böylesini,
Benim gibi cahille yüksek mekteplisini,
Yan yana oturttular hızlı tren garında…

Kaan ÖZASLAN
10.03.2017
Eskişehir Tren garında

​Bir Evet- Bir Hayır
BAŞLIKSIZ

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış
©  Tüm Hakları Saklıdır | tahtapod.com | tahtapod.net | tahtapod.org