AĞALAR, HANIMAĞALAR!

Bizim tek eksiğimiz, gücü reddediyor olmamızdır. İktidâr partisinin bugünlere gelmesinin sebebi, finânsî imkânlarını doğru kullanması ve kazanmış olduğu ilk seçimden sonra devletin kaynaklarını da, kendisine destek olacak kişilere daîma finâns teminatı olarak sunmasından ibârettir. 

  Tuhâf bir şekilde, yeniliyoruz. Strateji anlamında büyük eksiklerimiz var. Hatâlar elbette olacak ama gerizekâlılık yapanlara yenilgi, müstehâktır. Türkeş beğin zamanında söylemiş olduğu, 'sokaklara hâkim olan, devlete hâkim olur' sözü bugünlerde büyük anlam kazanıyor. Kanunsuzluğun, rüşvetin ve yolsuzluğun olduğu demokrâsilerde, kimin haklı olduğuna yada kimin daha iyi propoganda teşkilâtı olduğuna bakılmaz. Kim güçlü ise, sonuçlar onun lehinde bulunur. 

Güç nedir, ne değildir?
  Gücün iki temsili vardır; para ve şiddet potansiyeli. Bu ölçülere göre, ciddiye alınırsınız. Meselâ neden kimse Paraguay başkanı Horacio Cartesin gündeme dair görüşlerini merak etmiyor? Eminim, Paraguaylılar bile, Cartesden çok Trump'ı tâkip ediyorlardır. Aynı şekilde Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un düşüncelerinin ardından, nükleer güç denemesi yapması, ciddiye alınması için yetti de arttı bile. Daha sonra, ABD tarafindan hazırlanan ve Kuzey Kore yönetimine yeni ekonomik yaptırımlar uygulanmasını içeren karar tasarısının hemen BMGK tarafından onaylanması, kâti suretle güç düellosunun ifâdesidir. Güç, aslâ haklılıkla paralel değildir.

Peki, bize dönelim, biz ne yapıyoruz?
  Lafı fazla uzatmadan ve siyâsete pek girmeden, mâlum seçim yaklaşmışken gördüklerimi ve düşündüklerimi paylaşmak istiyorum. Dedim ya, Türkeş beğin sözleri bugünlerde büyük anlam ifâde ediyor. Bizim tek eksiğimiz, gücü reddediyor olmamızdır. İktidâr partisinin bugünlere gelmesinin sebebi, finânsî imkânlarını doğru kullanması ve kazanmış olduğu ilk seçimden sonra devletin kaynaklarını da, kendisine destek olacak kişilere daîma finâns teminatı olarak sunmasından ibârettir. Ancak mevcut iktidârını korumak için bu yeterli olmayacaktır. Sokaklara hâkim olması, onu mutlâk iktidâra sevk etmiştir. Meselâ, 15 Temmuz denemesi, bunun en büyük örneğidir. Ardından, "Tayyip Erdoğan eceliyle bile ölse, onları en yakın bayrak direklerine asacağız, hâttâ ardından cezâevlerini basıp, oradakilerini de asacağız" diyen bir mafya liderinin peşinden, binlerce milisin gelmesi, hiçbir hukukçunun buna müdahale etmemesi, güç gösterisinin açıkça ifâdesidir. Buna karşılık mevcut düzen partilerinin dışında yeni bir parti daha kuruluyor. Bu partinin tüzük çalışmalarını ve teşkilâtlanma biçimlerini merak ediyorum doğrusu. Ne yaparlarsa yapsınlar, doğru stratejiyi bulsunlar. Meselâ hayır cephesi, referanduma dönecek olursak, bana göre büyük bir beceriksizlik icrâ etti. Seçim sonuçlarının "hayır" olarak çıktığına, sandıkta bulunan ve diğer sandıklarıda yakından tâkip eden birisi olarak, samimiyetle inanıyorum.

   Ağalar, hanımağalar! AKP seçmeni ve teşkilâtı, daha seçim sonuçlanmadan ellerinde silâhlar ve sopalarla zafer konvoyu yaparken, biz parti il binalarımızın ışıklarını söndürüyor, adliye önüne itirâz etmeye giden ve gidenlere destek olmak isteyen gençlerimizi geri çeviriyorduk. Neymiş, bundan sonrası hukuk mücadelesiymiş. Peki, bu hukuk mücadelesi nasıl sonuçlandı? Önümüzdeki 2019 seçimlerine giderken, AKPnin anayasa da değiştirmiş olduğu ve bizimde itirâz edememiş olduğumuz, gelecek seçime yapılan yatırım mâhiyetindeki maddeyi incelemek yeterli olacaktır;

 Anayasa'nın yürürlükteki 116'ncı maddesine göre cumhurbaşkanı, ancak ve ancak hükümetin kurulamadığı durumlarda(45 gün), Anayasa'da öngörülen koşullar mevcutsa Meclis seçimlerini yeniletebilir. Dolayısıyla bugün de cumhurbaşkanının fesih yetkisi vardır ancak anayasal koşul ve kurallara bağlıdır. Ancak değişiklik ile Anayasa'nın 116'ncı maddesindeki tüm koşullar kaldırılıyor ve "Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır" deniyor. Herhangi bir koşul var mı? Yok! Demek ki cumhurbaşkanı canı ne zaman isterse seçimleri yeniletebilecek. Seçimi Meral Akşenerin kazandığını varsayalım ve beyin fırtınası yapalım, Erdoğanım elindeki bu güç ile, yapacağı ilk hamlesi ne olurdu?

 Ağalar, hanımağalar! Sırtlan boğdurmaya, koyun yollanmaz. Herkese anladığı dilden konuşmak gerekir. Ben, cumhuriyetçi Türk gençlerine, bir mensubu olarak, sonsuz güveniyorum, lütfen kurtları bağlamayın!
 Hadi, selâmetle....


Anıl KUNT 

17 Eylül 2017 ​

Telif Hakkı

© Anıl Kunt @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

Oğuzlama
“An”ı Yaşıyoruz

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış