ŞAKA GİBİ AMA ŞAKA DEĞİL

ulkuocaklari

Şaka gibi, ama şaka değil. Filim gibi, ama filim değil
Bütün ülkücüler şokta.
Yıllarca ülkücülere had bildiren hadsizlerin pisliği ile uğraşıyoruz.

Sorun sadece Sinan sorunu değil, sorun aslında bir sistem sorunudur.
Akıl dışı bir sistemle yönetiliyoruz. Dünde olabilirdi. Yarında olabilir…
SORULARA CEVAP BULMADAN, SORUNLARA ÇÖZÜM BULAMAYIZ.

Acaba Sinan başkan rahmetli olmayıp hala görevde olsa, liderinin izni olmadan böyle bir cenazeye katılabilir miydi? Ozan Arif'e katıldı mı mesela?
Artık ülkücüler bir milletin milliyetçiliği ile bir adamın bekçiliği arasında bir tercih yapmak zorunda.

Adamın, ülkücü ölmüş, kurt ölmüş, kuş ölmüş, başkan ölmüş, genel başkan ölmüş umurunda bile değil. Sahip çıkmak şöyle dursun, Allah rahmet etsin demek tenezzülünde bile bulunmuyor.

Merak ettiğim bugün bunu alkışlayanlar, yarın partiye "Apoyu başkan yaptım" dese ne yaparlar acaba?

Bir ülkücüyü öldüren ve öldürten ne kadar alçaksa, elbette ölüsü üstünden siyaset yapanda da o kadar alçaktır. Ancak siyaset particilerin işidir, ülkücülerin değil. Ülkücüler siyaset değil, ülküdaşlık peşindedir. Öldürenler ve öldürtenler particilerin umurunda olmayabilir, ama ülkücülerin umurundadır. Ülkücüler, ülküdaşlarını kimlerin niye öldürttüğünü bilmek istiyor. Yürekleri ciğerleri yanıyor, ama siz bunu bile anlamıyor, bunu bile görmüyorsunuz. Böylesine bir olaya adı karışanları vermek değil vermemek ülkücüyü feda etmektir. Öldüren ve öldürtenler PKK'lı DHKBC'li çıktı da biz mi ülkücü diyoruz da, yapanlara, ayarlayanlara, evinde saklayanlara, getirenlere, götürenlere, yardım edenlere, para verenlere değil de ülkücülere ayar veriyorsunuz. Tanrı biliyor ki bütün ülkücüler işin içinden kimlerin çıkacağını biliyordu. Bilse de çıkmaması için çok dua etti. Utandı, kahroldu, yandı, yıkıldı, ama sonuç değişmedi. Çünkü perşembenin geleceği çarşambadan belliydi. Dövmelerden, sövmelerden, yıkmalardan, basmalardan belliydi. Bugün olmasa bir gün muhakkak olacaktı.

Önceleri kendileri dövüyorlardı. Şimdi kiralık katil tutuyorlar.
Ülkücülerin hele hele de eski bir genel başkanının, böylesine menfur bir saldırıda adının geçmesi ne kadar acı.

Kızalım mı utanalım mı? Bilemedik.
Cinayete mi, vefasızlığa mı yanalım? bilemedik.

Adamlar geç cenazeye gelmeyi, Allah rahmet etsin bile demedi be.
Vay canına tükürdüğümün particiliği!
Vay canına tükürdüğümün siyaseti! Sen neymişsin be.

Artık farklı düşünenleri, lider doktrin teşkilata inanmayanları, lidere sadakat şerefimizdir demeyenleri
atılanları, kovulanları, muhalifleri geçin aynı parti, aynı lider, aynı inanç ve düşüncede olanları bile sırf çıkarlarına ters düştü diye gözlerini kırpmadan öldürtebiliyorlar.

Kimse çocuklarını sokakta bulmadı. Ülkücülüğün ister birey, ister kurumsal olarak, ister fikri, ister ahlaki ve insani boyut olarak nereden nereye evrildiğini düşünebiliyor musunuz? Nefretin "dövmeden" „öldürme" düzeyine çıkması, hele hele de ülkü ocaklarına güvenin sarsılması korkunç bir şey.

Bunlar olmuşsa, oluyorsa bunları konuşmak değil, konuşmamak fitnedir arkadaşlar.
Bunların önlemi alınmazsa yarın hiç kimse çocuklarını ocaklara göndermez. Asıl fitne işte budur.

Asıl fitne mazisi dillere destan şan ve şerefle dolu bir hareketi kirli ve karanlık cinayetlerle kirletmek ve kirletilmesine göz yummaktır. Yapılacak iş gayet basittir. İpin ucu nereye ve kime çıkarsa çıksın hepsinin derhal ocaklardan atılması ve bu tür insanların bir daha hareketin içine sokulmamasıdır. Çünkü ülkü ocakları kapısından giren en sorunlu insanları bile en iyi insanlara dönüştürmekle ünlüdür, serserilikle değil.

Ülkü ocakları ülküdaşının canına göz dikenlerin değil, ülküdaşını kardeşten öte kardeş görenlerin Dursun Önkuzu'ların, Süleyman Özmen'lerin, Metin Tokdemir'lerin, Ahmet Avlamaz'ların, Ozan Arif'lerin... yetiştiği ocaklardır.

Ne kadar uğraşırsanız uğraşın kutsal olan lideriniz ve partiniz değil, ocaktır beyler!
Ocağın salt ruhu değil, havası, suyu, çayı, tozu, ekmeği, simidi, çemeni, dostluğu kardeşliği, arkadaşlığı, ülküdaşlığı, hatta odunu kömürü sandalyesi masası bile kutsaldır. Bu güzel duyguları yok edenlerin, bu güzel hatıraları öldürenlerin Allah bir kez değil, bin kez belasını versin. Kusura bakmayın! Bu halinizle siz bizim o güzel, o asil ocağımızın başkanı değil, sümüğü bile olamazsınız.

Çünkü Ülkü Ocakları mankurtları ile değil, bozkurtlarıyla ünlü bir gençlik, kültür ve sanat ocağıdır. Ülkesi ve milleti için büyük ülküler besleyen
asil ve mert insanların
İlkeli ve idealist insanların yeridir.

Kardeşkanı döken kansızların
Ülküdaşına pusu kuran soysuzların
Kalleşlerin, katillerin, gençlerin tertemiz duygu ve düşüncelerini kirleten
Kriminal ruhlu dar ceketli DİNGOLARIN AHIRI değil.

HASAN GÖMLEKSİZ 12Ocak2023

×
Yayınımıza abone olun

Sayfamızda yayımlanan yazıları kaçırmamanız için yayınımıza abone olun.
Aboneliğinizi istediğiniz zaman sonlandırabilirsiniz.

Muhalefet Seçim Propagandasını Nasıl Yapmalı?
SEÇİME DOĞRU MANZARA

İlgili İletiler

 

 Galeri

 Blog Takvimi

Lütfen takvim görünümü hazırlanırken bekleyin