TÜRKÜLERİN DİLİ

Türküler hayal dünyamız için kanadımız, kimsesiz kaldığımızda dert ortağımızdır. Sesimizin çıkmadığı yerde sesimiz, nefesimizin kesildiği yerde nefesimizdir türküler...

Bazen toprağa düşen cemredir türküler bazen yüreklerimize düşen ayrılık ateşidir.
Anamız, yarimiz, sevdamızın dili olur türküler.
Uzak diyarlarda yoldaşımızdır türküler. Ağıdımız türkü türkü akar gönülden gönüle.
Kimi zaman umuttur, vefadır...
Demet demet sevgi ikram eden kış gününde kardelen çiçeğidir türküler...
İşte size bir türlü hikayesi. Ben yeni okudum. Nazif Polat gardaşım göndermiş sağ olsun. Okudum duygulandım. Sevda bu mu dedim kendi kendine? Evet sevda bu olmalı.

Bugünün günlük ilişkilerine inat sevda bu…

Okuyalım mı bir türkü hikayesi?

"Neler geldi neler geçti felekten/ Un elerken deve geçti elekten".

"Bir köyde ağanın kızına kendinin devlerini güden çobanı aşık olur.
Kızı'da çobana aynı derecede âşıktır..
Fakat çoban bu işin sonunu düşünmez ağadan kızını istemeye karar verir.
Ne yazık ki bu olayı duyan kızın kardeşleri çobanı ölesiye döver ve öldü diye bir çukura atar. Bunu haber alan kız kaçar çobanı bulur. Çoban yaşıyor fakat kendinden geçik vaziyette baygındır.
Alır çobanı götürür dağlara..
Bir zaman sonra çobanın yaraları iyileşir kendine gelir.
Kızcağız biliyor ki kardeşleri kendilerini bulursa ikisini de öldürecek.
Dağ Bayır uzun zaman geçimlerini sağlasalar da bir zaman sonra ağanın gücünden korkan insanlar bu çobana iş vermeye korkarlar.
Aylar yıllar geçer aradan dünya bunlar için kıtlık dünyasıdır artık. Çocukları aç kendileri aç.
fakat Kızcağız kocasına karşı artık mahcuptur. Birgün derki kocasına;
"Sen babamın devlerini yaydığın araziyi iyi bilir misin?"
:He bilirim canımın için niye sordun ki?"
"Beni oralara yakın götürsene.."
"Olur götüreyim."
Ama ne için bunu anlamadım?"
Anlamadığının önemi yok
Sen beni oralara götür.
Yola çıkılır
Mevkiye yakın bir belde'de ikamete karar verilir..
Bir zaman sonra evde yiyecek erzak tükenir
Kız derki kocasına sen git babamın develerinden birtane çal onu da götür pazara sat eve un al gel der.
Kocası istemesede buna mecburdur.
Deveyi çalar pazarda satar
Çocuklarına un alır.
Bu olay devamlı tekrarlanır
fakat develere ne olduğunu nasıl kaybolduğunu kimse çözemez.
Çünkü çalan adam develeri eski güden adamdır.
Bu olay ağa ya iletilince
Ağa uyanır.
Oğullarına haydi gidin
"Bacınızı ve kocasını bulun bana getirin" der.
Kardeşler yola çıkar
Uzun uğraşlardan sonra bunları bulur babalarının karşısına çıkarırlar.
Hoş beş hasret giderme bittikten sonra
Ağa kızına sorar:
Ne var ne yok kızım?
"Geçim nasıl gidişat nasıl?" deyince
Kızı babasının Meramını anlar
"Ne sorarsın bey baban
Neler geldi neler geçti Felekten
Un elerken deve geçti elekten " der.
Ve herkes sorusunun cevabını bulur.."

Doğan Ay 

TÜRKİYE’DEKİ ÇİN YANLILARI İLE AJANLARININ ” DOĞU ...
İLTİFAT BEKLEMEYEN MARİFETLER

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış