Teröre alışmak mı -Terörle mücadele mi ?

Teröre alışmak mı -Terörle mücadele mi ?

Türk mileti olarak her bakımdan zor bir süreçten geçiyoruz, ard arda gerçekleştirilen bombalı saldırılarla Türk milleti korkutulmak, baskılanmak ve yıldırılmak isteniyor, zira terörün de tam olarak amacı budur. İstiyorlar ki vatandaş hafta sonu alış verişe dahi gidemesin, çözüm süreci denilen garabette olduğu gibi asker kışlasına, polis karakoluna çekilsin. Düzenli bir savaşta devletle başa çıkamayacağını bilen terör örgütü psikolojik baskı ile halkı yıldırmak istiyor. Teröre alışmamız ve bu korku ile umutsuzluk içinde yaşamamız amaçlanıyor.​ Şehirde yaşayan vatandaşın hayatını zehir etmek terörist için zafer anlamına geliyor.

  Meselenin buraya kadarını herkes zaten iyi bilir, benim amacım terörün yapmak istediğini anlatmak değil, nasıl amacına ulaşamayacağını anlatmak.Terörle mücadele uzmanı olmasam da bu işin nasıl çözülebileceği konusunda aklım eriyor. Basitçe söylüyorum: Korkutmak mı istiyorlar ? korkmayacağız, yıldırmak mı isiyorlar ? yılmayacağız ve teröre alışmakla gerçekten mücadele etmek arasında bir karar vereceğiz. Yapılan her saldırının ardından ekranın bir kenarına siyah kurdela iliştirip ertesi gün karı-koca bulma programı, bilmem ne giysem programı, abuk subuk diziler ve ''Dış güçler bizi engellemek istiyor'' seviyesizliğinde Cumhur başkanı ve hükümete güzellemeler yapan TV kanallarını izlemek yerine bayrağımızı kapıp, siyasi görüş farkı gözetmeksizin ''Türk milleti'' olarak meydanlara koşacağız.

Şehitlerimize istatistik bir rakam gözü ile bakmak yerine onların bir yaşamı ve aileleri olduğunu unutmayacak ve teröre olan kinimizi diri tutacağız. Vatantaş olarak yapabileceğimiz bunun ötesinde bir şey yok. Hdp binaları yakmak yahut arada bir Karadeniz'e sızmaya çalışan Pkk'lılara yapıldığı gibi sürek avı yaparcasına pkk'lı kovalamak kısa vadede içimize su serpiyor gibi görünse de belki de doğru yöntem değil. Türkiye' de bir ''iç savaş'' olacağını sanmam ama vatandaşın fevri davranarak yapacağı her şiddet İçerikli eylem devletimizin elini zayıflatır gibi geliyor bana. Yanlış anlaşılmasın! itidal çağrısı yapmıyorum fakat dediğim gibi kısa vadeli kinimizi dindirebilecek öfke patlamalarından değil, bu işin kökünden sökülüp atılmasından yanayım ben. Hdp binalarının yanmasındansa devletin Hdp ye tamamen el koyması daha da mutlu ederdi beni, tabii bunlar benim şahsi fikrimdir kimseyi tutmayayım.

  Teröre mücadele devlet kanalları ile yürütülmeli bu mücadeleye vatandaş destek sağlamalıdır. Terörle mücadele denildiğinde bir çoğumuzun aklına dağda bayırda terörist kovalayan mehmetçiklerimiz geliyordur belkide, fakat benim kastettiğim topyekün bir mücadeledir. Bu aralar başucu kitabım haline getirdiğim ara ara açıp incelediğim Sun-Tzu Savaş sanatı kitabında şöyle diyor:
''Savaşların tümunde savaşarak zaptetmek en üstün başarı demek değildir. Üstun başarı düşmanın direncini savaşmadan kırmaktır.''

  Aslında Pkk' da psikolojik baskı ile bu yöntemin bir benzerini uyguluyor. Devletimizin de yapması gereken tüm yöntemleri kullanarak cephe gerisinde bu muharebeyi kazanmak yahut kazanmaya zemin hazırlayacak eylemler gerçekleştirmektir.Bunun için en başta lojistiğe darbe indirmek şart. Brezilyalı marksist bir gerilla olan Carlos Marighella ''Şehir gerillasının el kitabı'' isimli kitabında gerilla savaşı yürütenlerin lojistiğini şu şekilde formulize ediyor:
M- Motorize olmak 
P- Para 
C- Cephane
S- Silah 
P- Patlayıcılar

 Bu formülü eksiksiz sağlayabilmek için daha çok paraya ihtiyaç vardır aslında. Her şeyden önce Pkk'nın bir holding gibi çalışan, para kazanan, yatırımlar yapan bir şirket olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Şu hususta eminim ki emniyet güçlerimizin tüm illerde hatta yurt dışında da İnterpol ile işbirliği yaparak yürüteceği operasyonlar oldukça faydalı olacaktır. Uyuşturucu tacirlerine, üreticisinden satıcısına, hatta varoş muhitlerdeki en basit torbacılara kadar sağlam operasyonlar yapılmalıdır. Bu sayede hem gençliğimizin zehirlenmesi engellenecek, hem de Terör örgütlerinin ana besin kaynağı olan bu ''sektör'' tamamen baltalanacaktır, bu operasyonlar çok sert ve kararlı olmalıdır, yeteri kadar bu meselenin üzerine gidildiğini sanmıyorum, gidilebilseydi hala uyuşturucu maddelere ulaşmak bu kadar kolay olmazdı.

  İnsan kaçakçılığına göz açtırılmamalı, Fuhuş çetelerine, sınırlarımızda sözde köylülerin katırlarla yaptığı mal kaçakçılarına, sokak aralarındaki birkaç metrekarelik dükkanlarda vergi levhası dahi olmadan tütün ve kaçak sigara satışı yapanlara çok sert yaptırımlar uygulanmalı ağır cezalar verilmelidir. Gaspçılara, hırsızlara göz açtırılmamalı yakalandığında ağır cezalarla yargılanmalıdır en adi gaspçıya dahi terörist muamelesi yapılmalıdır. Pkk yanlızca silahlı bir terör örgütü olmaktan ziyade, gelir getirebilecek her türlü kanunsuz eylemi gerçekleştiren mafyatik bir şirkettir aynı zamanda. Örgütün gelir kaynakları bunlarla sınırı değil yurt içinde ve dışında örgüt sempatizanlarınca toplanan paraların önüne geçilmelidir. Tüm bu gelir kaynakları dağdaki teröristin ayağındaki mekap, silahındaki kurşun, şehirlerimizin en işlek yerlerinde patlayan bomba olarak karşımıza çıkmaktadır.

  Yazımın en başında bahsettiğim gibi yıldırmak istiyorlar, yılmayacağız! hatta biz yıldıracağız. Üniversitelerde ne kadar sempatizan varsa okulla ilişiği kesilmeli, onlara destek çıkan öğretim üyeleri meslekten atılmalı diplomaları yakılmalı hatta mal varlıklarına bile el konulmalıdır.
 
  Terörden suçlu olanların birinci derece yakınları en az üç ayda bir karakola çağırılıp ifadeleri alınmalı, gelmeyenler cebren götürülmeli, tüm sosyal haklardan men edilmeli hatta çoluk çocukları okullara dahi alınmamalıdır teröre bulaşan herkesin ailesi fişlenmeli ve yedi sülalelerine bu işlerden illallah ettirilmelidir. Bu sayede teröre bulaşacak adam değil iki, iki bin kere düşünür, dağa çıkanın gözü arkada kalır. Bu yöntemleri sert bulanlar olabilir ama ben 90 lı yıllardaki beyaz toroslu, kireç kuyulu, ortadan kaybetmeli yöntemleri daha olumlu buluyorum o yüzden yukarıda saydıklarım hafif bile kalıyor verilebilecek en sert mücadele verilmelidir teröre karşı. Silahlı kuvvetlerimiz terörle mücadelede bağımsızlaştırılmalı ve siyasilerin kararlarından uzaklaştırılmalıdır. Asker ve polisimizin şu an içinde bulunduğu durum göz önünde bulundurulursa bu biraz zor gibi görünüyor, zira bu gün teröre darbe vuran kahramanların yarın yeni bir çözüm sürecine girilerek tekrar günah keçisi ilan edilebilme ihtimali de yüksek. Bana kalırsa hükümet ilk fırsatta kürt oyu avına çıkacak bu gün giyindiği milliyetçilik gömleğini başka bir gün kullanmak üzere askıya alacaktır, sürekli gömlek değiştirdiklerini iyi bilen silahlı kuvvetlerimiz bu yüzden terörle mücadelede biraz çekingen davranıyor diye düşünüyorum. Burada yine Sun tzu dan bir örnek vereceğim:

  ''İnsancıllık ve adalet kavramlarıyla sadece bir ülke yönetilebilir; ordu yönetilemez. Ordu manevralarla yönlendirilebilir ama ülke yönlendirilemez. Askeri komuta zincirindeki sorumluluğu paylaşan sivil yöneticilerin askeri yöntemler hakkında bilgi sahibi olmadan vereceği kararlar askeri komuta zincirindeki birlikteliği bozar, askeri tereddude iter.''

  Operasyon alanında serbestleştirilmiş silahlı kuvvetlerimizin sınırlarımız içerisinde ve sınır dışında yapacağı operasyonların yanı sıra, Suriye ve Irak gibi sınır komşumuz olan ülkelerde PKK ve türevlerine karşı koyabilecek Türkmen kandaşlarımız ağır silahlarla donatılmalı, devlet eli ile maddi ve manevi desteklenmeli, Pyd den çok daha kuvvet sahibi hale getirilmelidir. Devletimiz bir uçaksavarı dahi kardeşlerimizden esirgediğinden dolayı üzerlerinde Rus uçakları uçuyor ve Halep'te masum katliamı yapılıyor. Oysa ki Türkmenlerin makarna ya da Un çuvallarına değil ağır silahlara ihtiyacı var, hafif silahlarla uçaklara karşı öz yurtlarının mücadelesini veriyorlar, bu konu tamamen başka bir yazının konusu olur, burada çok değinmeden geçeceğim.

  Sosyal medyada propogandaya kalkışan ne kadar çulsuz varsa gözaltına alınmalı ve benzer eylemlerde bulunacaklara ciddi mesajlar verilmelidir. Geçtiğimiz günlerde bir lisede bölücü örgüt lehine sloganlar atarak halay çeken böcek larvaları gibi, ''çevik kuvvete oh olsun'' paylaşımı yapan kevaşe gibi göz altına alınmalı hatta kendini ''tek başına ordu'' ilan eden çapsız gibi emniyet güçlerince kameraya kaydedilip sosyal medyaya servis edilerek alay konusu edilmeliler. Konuyu bilmeyenler için linki de şuraya bırakayım https://www.youtube.com/watch?v=s2K8S20WLCc​  Atilla amirin elleri dert görmesin inşallah. 

  Yukarıda bahsettiğim mücadele yöntemleri eksik ve yetersiz kaldığından, cephe gerisinde sağlam verilmeyen mücadele cephede başarısız ve yetersiz oluyor, şehirlerimizde rahatça bomba patlatılabiliyor, karakollarımız saldırıya uğrayabiliyor. Geniş çapta tam kapsamlı bir askeri operasyon bile cephe gerisindeki mücadele kazanılmadan oldukça yetersiz, üstelik maliyetli de ve bu maliyet bize hem maddi olarak, hem de can kaybı olarak yansıyor. Bir jetin havalanması, bir obüsün attığı tek merminin maliyeti ortalama bir vatandaşın maaşından çok daha yüksek.

  Savunmada bekleyen emniyet gücünün ansızın bomba patlatan yahut baskın yapan bir terörist eyleme karşı şansı düşüktür bu sebeple hem cephe gerisinde hem cephede atak olunmalı defansif pozisyonda değil saldırgan pozisyonda bulunmalıyız, av değil avcı olduğumuzu göstermeli ve eşkıyaya kaçacak delik bırakmamalıyız. Savaş alanını seçen her zaman avantajlı konumda olacaktır, onlar savaşı şehirlerimize taşımadan biz soluğumuzu enselerinde hissettirmeliyiz. Lojistik desteği de keserek, psikolojik harpten galip çıkan bir Türkiye'nin Kandil'i söndürmesi gerçekten kolay olacaktır, biz büyük bir devleti olan büyük bir milletiz. Bir gün daha büyük ve müreffeh bir ülke olacağız korkmayın, yılmayın, buna inanın ve kininizi diri tutun.



 
İÇİMDE TUTAMADIKLARIM
YETMEDİ Mİ UYUDUĞUNUZ?...
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış