PEK DEĞERLİ EĞİTİM SİSTEMİ

Sayın Bakan geçtiğimiz günlerde eğitimimizi doğalgazla, petrolle ve elmasla kıyaslayınca ne yalan söyleyeyim biraz korktum. Ama Allahtan petrolde biraz dalgalanma yaşansa da doğalgaz ve elmas piyasası fazla etkilenmedi bu durumdan.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bakanlığı döneminde bir hikâye anlatmıştı. Aslında hikâye bildik, ama Hüseyin Çelik'in anlatmış olması hikayeye anlam katıyor. Milli Eğitimin geleceği ile alakalı projeksiyonu sokmuş gözümüze aslında. Hikâye şu: Bir çiftlik evine gelin gelmiştir. Çiftlikteki tezek kokuları bizim gelini ziyadesiyle rahatsız etmiş. Bakmış bu böyle olmayacak işe koyulmuş, her yeri silmiş süpürmüş, temizlemiş. Ama sabah yine aynı koku; bizim gelin yılmamış ve bir ay boyunca temizliğe devam etmiş. Bir sabah kalkmış, bakmış her taraf mis gibi, kokudan eser yok. Kayınpederine:"Her taraf tezek kokuyordu, şimdi her yer mis gibi, tertemiz," der. Kayınpederi gülümseyerek: "A benim gelinim, çiftlik aynı çiftlik, tezek aynı tezek, koku aynı koku, senin burnun alıştı," der.

Eğitim uzun bir süreç, sonuçlarını yıllar sonra alırsınız. Ne ekerseniz onu biçme durumu söz konusu. Yanlış dolu işler yapıp sonra da farklı sonuç bekleyemezsiniz.

Ak Parti'nin bugüne kadarki beş Milli Eğitim bakanından üçü hem Milli Eğitim Bakanı hem de Kültür Bakanlığı yapmış:

Erkan Mumcu, Milli Eğitim bakanlığı-Kültür Bakanlığı

Hüseyin Çelik, Kültür Bakanlığı-Millî Eğitim Bakanlığı

Nabi Avcı, Millî Eğitim Bakanlığı-Kültür Bakanlığı

Nimet Baş ve Ömer Dinçer'e MEB'den sonra bakanlık verilmemiş, verilmiş olsaymış bunun Kültür Bakanlığı olacağını anlayabiliriz. Ya da zaten Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı da yapan İsmet Yılmaz'ın bir sonraki bakanlığını tahmin edebiliriz. Sayın Cumhurbaşkanının bu iki bakanlıktaki başarısızlığı itiraf ederken bu tuhaf durum aklına gelmiş midir acaba. Belli ki bu iki bakanlığa yeteri kadar değer verilmemiş.

Muhafazakâr kesimin İmam Hatip takıntısı ve sol kesimin din dersi, imam hatip fobisi eğitimi bu hale getirdi. Sistemde yeri dahi olmayan bu okulların uğruna neslimizi yılgınlığa sevk ettik. Din olgusunu hep maddi düşündük, manevi, ahlaki boyutunu da halının altına süpürdük. Para için din adamı yetiştirdik, cemaatlere eleman devşirmekte kullanılmasının yolunu açtık. İmam hatip okulları Diyanet İşleri Başkanlığı çatısı altında kurulsaydı, iyi derecede din adamı yetişseydi ve böyle bir sistem kurulabilseydi.

Neyse konuyu fazla dağıtmayalım, ama bu okulların eğitime kelebek etkisini atlayamıyoruz. Sonuçta 28 Şubat'taki garabet kararlar, ilköğretimin birden sekiz yıla çıkması; 2010'da yine birden zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılıp, sürenin 4+4+4'e bölünmesi, karşılıklı atışmanın sonucu değil mi? Bu uğurda göz karartıp bir gecede karar alınacak alan değildir eğitim.

Keşke bu sınavlara harcadıkları enerjileriyle okullar arasındaki farkları kapatsalarmış. İşi özel okullara yıkarak bu işten kurtulmak isteyen bakanlık ile başarı beklemek hayal görünüyor. Eğitimi devletin üzerine yük olarak gören bir anlayış olabilir mi? Özel okulları teşvik ederek, devlet okullarını önemsizleştirerek... Gelişmiş ülkelerde özel okulları mumla ararsanız ancak bulabilirsiniz.  Devlet okullarını özel okul seviyesine çıkarmadığınız sürece kimse eğitim adına süslü laflar edip durumu geçiştirmesin lütfen. Varlıklı olan ailelerin çocukları nasıl olsa iyi eğitilecektir, eğitiliyorlar da zaten. Önemli olan, çoğunlukta bulunan orta ve alt gelir dilimindeki ailelerin çocuklarını iyi eğitmektir birinci görevimiz. Unutmayalım Gazilerimizi ailelerinin yanında darp eden bu 16-24 yaş grubundaki gibi gençler yukarıdaki saydığımız Sayın Bakanların döneminde eğitilen gençler.

Derhal sınav ve ödev odaklı sistemden vazgeçip, spor yapan, sanatla da ilgilenen mutlu çocukların yetiştirildiği, yaşam alanlarıyla dolu okullar inşa etmeliyiz. Yoksa gelecekte okulları tartışmalı hale getiririz. Öyle ya, yalnız sınav olacaksa çocuklar okullara niye gitsin ki, uzaktan sınava girerler sorun çözülür. Bunu, binlerce olmuş deyip övündüğümüz özel okullarla değil, devlet okullarında gerçekleştirmeliyiz.

Bakıyorum bazen, okulda sorunlu olan öğrenciler, staj yaptığı yerlerde çok mutlular. Demek ki okullarımızda bir sorun var. Sıra dolu sınıflara doldurarak olmuyor bu işler.

Ne tür reform yapacaksanız öğrencilere sorun, velilere sorun, öğretmenlere sorun.Eğitimin asıl özneleri onlar. Reform diye bir şeyler sunuyorsunuz, içinde çocuk yok.

Teog gibi sınavlarla öğrenci yakalanmaz, zaten doğru işler yaparsanız süreç içinde yakalarsınız öğrenciyi. Bırakalım biraz da sporcu, sanatçı yakalayalım. Hem de mutlu olsun çocuklarımız.

�

Telif Hakkı

© Nejat Kurtuluş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

İYİ PARTİ TÜRK MİLLETİNİN MİLLİ VE SİVİL TOPLUM HA...
Halâ Avuçlarımızda Güzel Bir Koku Kalmış
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış