KUR'AN SAYGISI

ve parti toplantısına malzeme edilen Kur'an

Bizim Kayseri'de Meral Hanım'ın toplantısı Kur'an okunarak başlatılmış.
Sonra öğrendim ki başka yerlerde de aynı şekilde yapılıyormuş. 

Şaşırdım.

Ama, "Bunda yadırganacak ne var?" diyenler olmasına şaşmam. 

Çünkü, asıl problem de zaten bu soruyu sorduran alışkanlıkta.
Evet, biz dinin en kolay sömürü ve aldatma aracı yapılmasına alıştırıldık.
Dindar görünüp dinin gayesi olan ahlâkı unuttuk.
Hırsızı, yalancıyı, sahtekârı, hak hukuk tanımayanı artık görmüyoruz..
Çünkü o dindar .

Gerçekte dinle ilgisi yok ama dindar.
Nasıl dindar?

Kur'an okuyor, okutuyor.. namaz kılıyor muhtemelen ve başörtüsü takıyor, taktırıyor...

Böyle de dinden kopulur mu?
Evet asıl böyle kopulur. Ağaç içinden çürür.

Geldiğimiz nokta şöyle özetlenebilir:

Bu görüntü tamam ya, o, her haltı yiyebilir ve sen ses çıkarırsan derhal kâfir damgası yersin.

Allahlık taslar ve bundan zerre kadar çekinmez.
Çünkü, artık o, dinin dışında kalmış bir sapkın olduğu halde seni din adına yargılamaktadır.
Böyle bir paradoks tam hüküm sürüyor.
Şimdi bu durumdayız.

Kur'an okumaya dönersek..

Türk'ün Kur'an saygısı muazzamdır.
Okunması özel, dinlenmesi özel, anlaşılması özel bir hazırlık gerektirir.
Türk, o saygıyı hep yukarda tutmuştur.
Bizde, Arab'ın ve sıcak memleket insanlarının yaptığı gibi sellem süpelek, lâübâlilikler ederek, yatarak okunmaz,dinlenmez.
Her yerde okunur, ama bu şekilde okunmaz.

Parti toplantılarının sarf malzemesi katiyyen yapılmaz.
Parti işinde ve devlet hayatında kuruluş ve başlangıçlarda okunması âdettendir ve pek uygun düşer. 1920'de Meclis açılışında yapıldığı gibi.
Bunun dışında dini ve bu dinin mukaddes kitabını böyle kullanamazsınız.
Bilenler böyle diyor.
Şunu da diyorlar:

Dînin özü genel ahlâk prensipleri unutulunca,-bazılarına göre Kur'ân tahrif edilerek Allah emri gibi sunulan türban herşeyin önüne geçip asıl din gibi algılanmaya başlanınca-, dinin içi tamamen boşaltıldı.
Dolayısıyle her değerin içi de boşaldı.

" 'Gösterişçi dindarlık' din değil.." diyen pek çok ilâhiyatçının feryâdını da bu temel oluşturuyor.
Meselenin özü galiba şudur:

İyi bir şey yapacaksanız, yapacağınız işi anlatın.
Ve iş yapın. O zaman sahici dindarlar ve milliyetçiler olursunuz.

Bunları konuşalım, tartışalım diye söyleme ihtiyacı hissettim
Solcu Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
19 Haziran'a Doğru...

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış