Kürk mantolu Madonna ve çok kültürlülük

​  Yazının başlığına bakıp aldanmayın çok kültürlülük derken multi kültürden bahsetmiyorum ne kadar çok kültürlü olduğumuzdan bahsedecek ve okunması gereken bazı eserlerin özetini vererek sizi okumaktan kurtaracağım. Kısa bir yazı olmasını ümit ediyorum bir çoğunuz sonuna gelmeden sayfayı kapatmış olacaksınız belki de ama kapatmayın.

  Son günlerde Tv8 ekranında gördüğümüz ablamızın bizi toplum olarak bilinçlendirmesi ile ne kadar iftihar etsek azdır, aşağıda videosunu da ekledim izleyin de bir şeyler öğrenin, ben izledim koltuklarım kabardı ne kadar çok kültürlüyüz, öyle kültürlüyüz ki biz, paçalardan akıyor ! Bu gidişle 5 yıla kalmaz teknolojide Japonları, sanayide Almanları, dış siyasette ABD'yi, yavşaklıkta Arapları, tecavüz ve kadın bıçaklamakta Hindistan'ı,kişisel hak ve özgürlükler noktasında Afganistan'ı, biribirini yeme hususunda Afrika ülkelerinin bir çoğunu ve en önemlisi de sarışınlıkta Danimarka'yı geçmiş olacağız. Bakın üzerine basarak kırmızı kalemle çizerek tekrar söylüyorum sonuncu madde gerçekten önemlidir.

  Hazır ablamız Sabahattin Ali'nin 1943 yılında yayımlamış olduğu 1958 doğumlu şarkıcı Madonna' nın hayatını anlatan ''Kürk mantolu Madonna'' romanından bahsetmişken ben de naçizane bazı kitapların özetini size aktarmayı uygun buldum, hiç birini okumanıza gerek kalmayacak, bu yazıyı okuduktan sonra kültürün paçalarınızdan nasıl sıcak sıcak aktığını göreceksiniz  buyrun başlayalım.

Hacı Murat (Tolstoy): Kitapta Şeyh şamil in bir otomobil alabilmek için Ruslarla olan mücadelesi anlatılır, Şamil Kafkas dağlarında bir köyde tamirci çırağı olarak çalışmakta biriktirdiği paralarla da Murat 131 marka bir araca sahip olma hayalleri kurmaktadır fakat O Hınzır Ruslar yok mu Şamil'in aklını çelmeye onu bir Lada Niva almaya zorlamaktadırlar, Şamil'in ise ''Bunu al abi yokuşta güzel kaçar dağda bayırda'' gibi ikna edici sözlerle aklı karışmıştır.

Diyet (Ömer Seyfettin): Bu kitap bir türlü kilo veremeyen, maaşın yarısını fitness salonlarına kaptıran aşırı kilolu bir plaza çalışanı hanımefendinin acıklı dramını yansıtmaktadır. Kitapta ilginç diyet yemekleri tarifleri de bulunmaktadır, meraklısına birebir.

Suç ve ceza ( Dostoyevski): Bu kitapta ise Türk ceza kanununu kabaca anlatır, ne suçtur ne değildir hangi suça ne ceza kesilir bunları anlatıyor çok sıkıcıdır.

Moğol Kurdu (Homeric): Cengizhan bir gün bozkırın ortasında kurulmuş boş bir çadır bulur ''kim kurdu ulan bunu'' diye yanındakilere sorar ve yanındakilerden  ''Moğol kurdu, ne dediysek durduramadık illede buraya kuracağım diye ısrar etti'' yanıtını alır ve hikaye böyle devam eder, inatçı Moğol en son Çin seddinin dibine gecekondu yaparken yakalanır el ve ayaklarından yere çivilenip güneşe bırakılır.

Asla vedalaşmayacağız (Ernest Hamingvay): Yozgat'tan Almanya'ya gurbetçi giden emekli bir uzman çavuşun hikayesidir, köyünden ayrılırken arkasından su döküp uğurlamak isteyen eş,dost ve akrabaya '' seneye mercedes araba ile gelirim'' diyerek vedalaşmaya bile lüzüm görmeden kaçarcasına oradan uzaklaşması ve Alamanya'larda tanıştığı Helga ile olan maceralarını anlatır, bir daha da köye dönmemiştir ve asla vedalaşamamıştır.

Tarih (Herodot): Okuyucu'nun yakından tanıdığı Herodot Cevdet'in  kahvehane sohbetlerinin bir derlemesidir. Okurken Allllah diyerek cezbeleneceğiniz sürükleyici hikayeler var içerisinde.

Toprak Ana (Cengiz Aytmatov): Fantastik bir bilim kurgu macerasıdır, Ateş, Hava, Su, Toprak ve onlara sonradan katılan Tahta isimlerini almış 5 mutant karakterin hikayesini anlatır olay Nazi Almanyasında geçer, bir okusanız ne olaylar ne olaylar.

Sefiller (Victor Hugo): Leyla ile mecnun dizisinin kitaba uyarlanmış halidir, hikayenin sonunda Jean Valjean karakterinin masadaki tuzluk olduğunun anlaşılması ile okuyucuyu dumura uğratır, okuduktan sonra kitaptan aşırı etkilenip kendisini çakı, çakmak, ayna, tarak hatta patlıcan zannederek hayatının geri kalanını bu şekilde yaşamaya çalışan okuyucular görülmüştür.

Tragedyanın Doğuşu (Friedrich Nietzsche): Usta bir berber olan  Nietzsche kedi hayat hikayesini anlatır, Hikaye  Nietzsche'nin adımı google araması yapmadan yazabilen çıkarsa berberliği bırakırım demesi ile başlıyor sonunda bunu yapabilen birisi çıktığında berberliğe tövbe etmiş felsefi konulara dalmış berberlik mesleğinden öylesine nefret etmiştir ki kendi bıyıklarını bile bir daha hiç kesmemiştir sonunda ayran içerken bıyıklarının boğazına kaçması ile Rahmet'i rahman'a kavuşur.


 Şimdilik bunları bilseniz yeter de artar bile. Okurken bazılarınızın gülmüş olabileceğini tahmin ediyorum, gülmeyin ! siz gülesiniz diye yazmadım bunları. Zaten çok kültürlü bir toplumuz biz (multi olan değil), şunu da unutmayın 5 yıla kalmaz Danimarka'yı sarışınlıkta geçeceğiz, Artık nasıl olacak bilemiyorum.



M.ESAD KIRAÇ: İKBAL VURUCU İLE EROL GÜNGÖR’ÜN GÖRÜ...
​8 ADET KÜP ŞEKER
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış