HORMONLU VE KONTROLSÜZ BÜYÜME KANSER GÖSTERGESİDİR

Tamam kabul edelim bu şu demektir: Ekonomi tamamen tıpkı Naci Ağbal'ın söylediği gibi kredi, teşvik, prim ötelemesi gibi mali teşviklerle ve artı kamu harcamalarının aşırı hızlandırılmasıyla hormonlu olarak büyütülmüş demektir.
Tıpkı kanser hücrelerinin aşırı hızla çoğalarak büyümesi ve sağlıklı hücreleri yok etmesi gibi değil midir bu büyüme rakamı?

Bu sabah açıklanan TÜİK'in 2017 birinci çeyrek GSYH büyümesini irdelemek istiyordum. Deprem filan derken gündem o kadar hızlı ki anca temel görüşlerimi yazabiliyorum. 

Hikaye şu, Türkiye İstatatistik kurumu TÜİK, Türk kamuoyunun resmi, yasal bilgi tedarikçisidir. Eskiden beri TÜİK'in ürettiği verilerde baştan savmalık, korelasyonlar (uydurulmuşluklar), kötü setleme problemleri hep vardı. Bu olaylar bilinir, ama pek ses edilmezdi. Zira bu hataların önemli bir kısmı kasıttan değil, eleman kalitesizliğinden olan işlerdi.

Fakat son yıllarda yaklaşık beş yıldır bu kasdi olmayan hatalar yerini kasti, maksatlı, emir üzerine bina edildiği açıkça görülen manipülasyonlara bıraktı. 

Teknik bir iki örnek vereyim: Baz yılların keyfi ve son derece yanlış seçilmesi, (Yeni serilerde ulusal hesaplar 2009 kriz yılı sonrası baz alınarak yapılıyor mesela fakat dış ticaret endekslerinde baz yıl 2010 olarak alınıyor bütün dünyanın hatta Sri Lanka'nın aldığı gibi. Baz yılın seçilmesi çok önemli zira hem bütün deflatörlerin katsayılarını etkiliyor hem de böyle kriz etkisindeki bir yılı baz kabul ederseniz sonrasında iyileşme döneminde aşırı büyüme ve iyileşme rakamları elde edersiniz), veri toplama metotlarının sürekli ve keyfi bir biçimde değiştirilmesi, (En son olarak şirketlerin maliyeye bildirdikleri kayıtların esas alınması gibi), Kullanılan modellerin ismi haricinde hiç bir şeyi bilemememiz. Veri gruplarının tanımlarının keyfi değiştirilmesi ve serileri pozitif yönlü distorte (bozmak) edecek şekilde düzenlenmesi. 

Bu yukarıda bir kısmını saydığım ham veri toplanması ve değerlendirilmesindeki TÜİK'in özellikle ulusal hesaplarda yaptığı kötü ve bence artık kasıtlı, bu işin profesyonellerinin dahi takip etmekte zorlandığı bir sıklıkta tekrarlanması başlı başına bir sorundur. Nihayetinde güncel ekonomik yorumun en önemli ve tek başlangıç noktası sağlıklı veridir. Maalesef, Türkiye'deki resmi veri yayınlayıcıların TCMB dahil itibarları çok düşüktür.

İtibarı sürekli düşen istatistik kurumumuz TÜİK'in bu sabah yayınladığı veri setine göre GSYH'ımız %5 büyümüş.
İlk çeyreğin olması gerekenden yüksek bir oranda geleceği herkesin beklentisiydi. Zira referandum öncesi hükümet öylesine bir kredi bombasına tutmuştu ki ekonomiyi, KGF, teşvik, yardım adı altında bu 200 milyar TL'lik paketin ekonomide gözle görülür bir büyüme yaratacağı aşikardı. 

Maliye Bakanı Naci Ağbal da nitekim aynı şekilde yorumluyor %5'lik büyümeyi (Bu arada ne zamandan beri Maliye bakanları büyüme endekslerini hükümet adına yorumlar oldular, asıl bu gelişmelerden sorumlu Mehmet Şimşek, Nihat Zeybekçi gibi ekonomi bakanları nerede???) Neyse şöyle yorumluyor Maliye bakanı:
"Bugün açıklanan büyüme verisi, hükümet olarak uygulamaya koyduğumuz geçici vergi indirimleri, Kredi Garanti Fonu, KOSGEB, prim ötelemesi, yatırım teşvikleri ve istihdam destekleri gibi mali teşviklerin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha göstermiştir. " N. Ağbal

Fakat bence, %5'lik bir büyüme açıkçası bu kredi bombardımanının şiddetine ve büyüklüğüne göre bence çok yüksek bir rakam. Zira bu teşvik, yardım ve kredilerin büyük miktarının talep yaratmaktan çok mevcut borçların temizlenmesinde zorunlu olarak kullandırıldıklarını biliyoruz. Banka ve vergi dairelerinden kurtarabildikleri kredilerle de güzide KOBİ'lerimiz ev almayı tercih etmişler. Ticari araba filan dahi alamışlar zira kimse işe para harcamak istemiyor artık. 

Nitekim, Otomotiv Distribütörleri Derneği'nin (ODD) verilerine göre Türkiye Otomotiv pazarında 2017 yılı ilk 4 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre Otomobil ve Hafif Ticari Araç toplam pazarı yüzde 8.4 azaldı.
Şimdi, otomobil ve hafif ticari araç satışlarının otomobilciler için kriz yılı olarak kabul edilen 2016'ya göre dahi %8.4 oranında azaldığı bir ortamda GSYH'nin %5 büyüdüğünü kabul etmemizi mi istiyorsun?
Tamam kabul edelim bu şu demektir: Ekonomi tamamen tıpkı Naci Ağbal'ın söylediği gibi kredi, teşvik, prim ötelemesi gibi mali teşviklerle ve artı kamu harcamalarının aşırı hızlandırılmasıyla hormonlu olarak büyütülmüş demektir.

Tıpkı kanser hücrelerinin aşırı hızla çoğalarak büyümesi ve sağlıklı hücreleri yok etmesi gibi değil midir bu büyüme rakamı?

Verimliliğe filan da girecektim, muhteşem TÜİK'imizin verdiği rakamlarla OECD'de neredeyse verimlilikte nasıl ikinci olduğumuzu anlatacaktım. OECD istatistikçilerinin amanın bu ne diyerek data koleksiyonunda Türkiye istatistikleri için yıldızlı açıklamalarını da anlatacaktım ama yazı çok uzuyor aziz dostlarım. 

Umarım ana fikri anlatabilmişimdir. Bu büyüme rakamını kabul etsen başka dert, etmesen başka... İki ucu bilmemneli değnek ve ortadan tutmak artık yasak. 

Birinci tezi kabul edersek Türkiye ekonomisi kanser olmuştur, kanserin kaçıncı evresindeyiz Allah bilir. İkinci tezi kabul edersek Türkiye ekonomisi ağır bir eroin komasındadır. Altın vuruşu mu yaptık Allah bilir.... Her halükarda işimiz Allah'a kalmıştır... Doktorun ne yerse yesin demesi yakındır. 


Halil Ibrahim Bayrakçı

Telif Hakkı

© Halil İbrahim Bayrakçı @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

Bir Buyruk, Bir Yazı
BAŞKA AÇIDAN; TÜRK KİM DEĞİLDİR?

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış