GÜNDEME DAİR ''ORDAN BURDAN ŞURDAN''

Senin gönlünden geçenlerle bizim aklımızdan geçenler elbette aynı değil 

Kelimeler üzerinde sihir yaparak; adımı Mehmet iken Ahmet yapıp, sonra da bana dayatamazsınız. "Eşit vatandaşlık" da deseniz; vaya "Vatandaşların eşitliği" de deseniz; her iki ifadeyi bir başka dile tercüme ettiğinizde aynı ifade çıkar. Yuh olsun muhataplarına; hele ki bazıları da var ki; neymiş efendim; parti programını okurlarken bazı kelimelerin sonunda "da" nın ayrı yazılması gerekirken bitişik yazıldığını görmüşler. Aman Allah'ım daha neler neler.
...
Dolayısıyla kasdetilen "Her bireyin birbirlerine ve devlete karşı eşit haklara sahip olması; devletin de her vatandaşını eşit görüp, davranması"dır.
...
Nato meselesi ise ülkemizin kendini batı ekseninde konumlandırmış olması ile alakalı bir durumdur. Bu devlet kurulurken zaten bu anlamda tercihini yapmıştır. AB'ye girmeye evet diyorsak; NATO'ya dahil olmaktan rahatsız olmamızı gerektirecek sebep nedir. NATO'ya vurgu yapılma ihtiyacı tamamen ülkemiz adına özelikle batı ekseninde ve ittifaklarda yaratılan güvensizliğin tekrar güvene dönüşmesi için verilmek istenen bir mesajdır.


16 Senedir tüm süreç Erdoğan'ın kazanması üzerine
Sahi, Ekmeleddin İhsanoğlu MHP ve CHP ortak adayı olarak niçin Cumhurbaşkanı adayı gösterilmişti?
...
Vallahi geldiğimiz noktadan geriye doğru bakınca; 2002 yılından beridir bütün olup, bitenlerin temelinde; Recep Tayyip Erdoğan'ı "Kalıcı muktedir" kılma amacı olduğunu açıkça görüyoruz.
...
İşte son 16 senedir sürekli Recep Tayyip Erdoğan lehine dönen bu kısır döngünün dişlisine çomak sokan yeni bir inisiyatif olarak tavrını ortaya koyan TÜRK MİLLİYETÇİLERİ MUHALİF HAREKETİ'ne ve onun öncüsü Meral Akşener ve arkadaşlarının başına gelmedik kalmadı; yöntemlerin de değişerek devam edeceğine dair şüphelerimiz de;bunlara karşı psikolojik hazırlığımız da devam edecektir.
...
Bu inisiyatifin içinde bulunmak, dibine su dökmek, heyecanını yaşamak benim için bir onurdur. Bu hareket tarih yazacak. Arkasında, önünde hiç bir emperyal güç yoktur. Muktedirlerin hışmına, kalleşliğine maruz kalmamak için isimleri açıklanmayan nice kahramanlar var bu yürekli, cesur çıkışın arkasında. Allah hepsinden razı olsun.
...
İnşallah evlatlarımıza artık "Bu sefer kazandık çocuklar" diyebileceğiz. O nedenle "Tüzüğün şurasına, programın burasına kıl düşmüş" diyen "Beğenmezükcü" zihniyeti tatmin etme derdinde olmayacağız ancak elbette tamamen kapalı da kalmayacağız.
...
İYİ PARTİ kirlenmiş siyaseti kirlenmiş ellerden ve dillerden kurtararak; bir kadının öncülüğünde ve zarafeti eşliğinde layık olduğu yere taşıyacaktır. Lütfen biraz sabır, ülkemiz ve milletimizin geleceği ile ilgili kaygı duyan herkesten katkı bekliyoruz.


İYİ Partinin kurulma gerekçesi üzerine
Yönetimi toplayıp, kongre kararı alıyor ve "Bu benim sözümdür" diyerek tarih veriyor. Sonra ne oluyor; birisine talimat vererek "Git beni şikayet et ki; sözünü verdiğim kongre yapılamasın"
...
Merak etmeyin, bu olay Türkiye'de yaşanmadı(!) Sizin de hemen Türkiye aklınıza geliyor. Bu kadar da haksızlık yapmayın canım. Bu olay "Cartcurtdistan" da yaşandı. Antidemokratik olup, demokrasiye henüz geçme aşamasında ve çabasında olan bir ülkeden bahsediyoruz.
...
MHP'de olağanüstü kongre sürecinin başlaması ile bitişi arasında ülkemizin yönetim sistemi değişti; bundan hala bihaber olup da ahkam kesenler bizi şöyle olmakla, böyle olmakla itham ediyorlar. Kafasını ideolojik kuyuya sokup, çıkarmayanlar elbette bizim ne demek ve yapmak istediğimi anlayamayacaklardır.
...
Doğal olarak TÜRK MİLLİYETÇİLERİ MUHALİF HAREKETİ'nin gündemi olan MHP parti yönetimine gelme düşüncesi; ülkemizin her geçen gün tek adam hakimiyetine dayanan yeni sistemin yaratacağı kabusa itilmemesine müdahale etme misyonuna evrilmiştir. Dolayısıyla iş adeta MHP' yi kurtarmakken; ülkeyi kurtarmaya dönüşmüştür.
...
İYİ PARTİ'nin kurulma süreci ve gerekçesine bir de böyle bakmak lazım.

İlk önce "Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"nin ne getirip, ne götürdüğünün hesabını yapmak isteyenler sakin bir ortama çekilip; " İYİ PARTİ"nin kurulmasının " Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi"nin bekasına dönük etkisi ne olacaktır; onu düşünsünler. ...
Dolayısıyla, İYİ PARTİ'nin kurulmasını; birilerinin MHP Genel Başkanı olup, olamama; yönetiminin değişip, değişmemesi üzerinden anlatmak beyhude bir çabadır.
...
İYİ PARTİ' nin kurulmasındaki temel gerekçe; "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem"e geçebilmenin öncülüğünü misyon edinenlerin; bunu kurumsal bir kimlik altında yapabilme zaruretidir.
...
Dolayısıyla, bundan sonra İYİ PARTİ'yi tüzük ve programı doğrultusunda eylem ve çalışmalarının takip edilmesi; söylenecek bir söz söz konusu ise ondan sonra söylenmesi en makul olandır.


Sözüm; öküze. O kendini bilir
Ahmak mı desem; öküz oğlu öküz mü desem, ne desem...
Ulan kadıncağıza 15 Temmuz'da kendisine başbakanlık görevi verildiyse niçin MHP Genel Başkanı olmak için uğraşıp, o kadar sıkıntıyı yaşasın ki; oturup o günü beklemek daha akıllıca olmazmıydı. Ne yani, iki aylık MHP Genel Başkanlığı cemaatin emelleri açısından ne kazandıracaktı ki. Oysa AKP de hazır, paketlenmişi varken.
...
Yine aynı öküze sesleniyorum, o kendini biliyor.
Yine Meral Hanım Davutoğlu'nun 7 Haziran sonrası kurduğu seçim hükümetine davetini kabul edecek olsaydı; şerefsiz ve alçakca ithamınızdaki mantığa daha uygun düşmezmiydi. Ama Meral Hanım Davutoğlu'na ne dedi "Bu teklifinizi hakaret olarak görüyorum" dedi.
....
Peki azıcık mantık yürütüp bu hükme varmak mümkünken; niçin hala aynı öküzler "İspat etmeyen; elinde belge olup da savcılığa vermeyen namussuzdur, şerefsizdir, alçaktır, korkaktır" nitelendirmesinin muhatabı olmanın hazzını yaşamayı yeğleyerek, hep malum iftiraya atıf yapmaya devam ediyorlar. Çünkü hastalardan seçilmiş "Görevlendirme" söz konusu dur diyebiliriz.


Mahlube
Böylece "Maklube" denen şeyi "İYİ PARTİ" amblemini buna benzetenlerden öğrenmiş oldum. Demek ki bunların cemaat ile aynı sofraya oturup, maklubeye kaşık daldırmışlıkları var ki; kültürlerine vakıflar. Yalnız merak ettim, yanında ne içeceği alıyorlardı; onu da söyleseler



Bir anketin söylediği...
Doç. Dr. Ahmet Kasım Han'ın yaptığı ankete göre MHP seçmeninin %71.8'i Türkiye de yeni bir lidere ihtiyaç var diyor. Bu durumda MHP'nin Erdoğan ve AKP'ye desteği MHP yönetiminin dayatması olmuyor mu. Veya bu aynı zamanda MHP seçmeninin %71.8'ni MHP yönetimini tasvip etmiyor, istemiyor demek değil mi.

Mehmet Soral

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Telif Hakkı

© Mehmet Soral @ tahtaPod.com | Tüm Hakları saklıdır.

Faili Meşhur
Nigâr Gazeli

İlgili İletiler

 

Bu yazışmadaki kişiler

Yorumlar (1)

This comment was minimized by the moderator on the site

Değerli ağbeyim,

'eşit vatandaşlık' konusuyla alakadar senden farklı düşüyorum ve dolayısıyla itiraz etmek durumundayım.

Bence 'Vatandaşların eşitliği' kavramı hukuk devletlerinin temel ilkesi olan 'Kanunlar önünde her vatandaş eşittir'...

Değerli ağbeyim,

'eşit vatandaşlık' konusuyla alakadar senden farklı düşüyorum ve dolayısıyla itiraz etmek durumundayım.

Bence 'Vatandaşların eşitliği' kavramı hukuk devletlerinin temel ilkesi olan 'Kanunlar önünde her vatandaş eşittir' manasını barındırırken 'Eşit vatandaşlık' farklılıklara eşit davranılacağını ifade eder. Ve bu farklılıklar da bireylere has kişisel farklılıklardan ziyade etnik, dini vesaire kitlesel farklılıklardır. Yani temelinde bu farklılıkların varlığını kabullenir. Bu kabullenmenin de gerek toplumsal gerekse siyasi ne derece büyük sorunlar yaratabileceğini gerek Kuzey Irak, gerekse Katalonya örnekleri ile görmekteyiz. Artı bu örneklere gerek kalmadan sadece son 15 yıl değil tarihimizde her zaman kanayan bir yaranın kaşınmaması gerektiğini en iyi bilen Türk Milleti olmalıdır. Daha bu sabah 8 şehit haberi ile uyandık.

Hangi dilde ne manaya geldiğini pek umursadığımı söyleyemem. Çünkü konu en geç AKP ve açılım ihaneti ve bu kapsamda bir çok tanınmış ve tanınmamış ağızdan telafuz edilen 'Sen ne mutlu Türk'üm dersen, o da ne mutlu Kürd'üm der' polemiğinden beri Türkiye'de ve Türk Milliyetçilerinde haklı olarak farklı hassasiyetler uyandıran bir konudur. Özellikle son 15 yıldan sonra bu hassasiyetlere daha özen gösterilmeliydi diye düşünüyorum.

Dolayısıyla, 'Eşit Vatandaşlık' ile kast edilen yukarıda bahsettiğim hukuk devletinin temel ilkesi ise, bu farklı ifade edilebilirdi.

Yok ama bu temel ilkeden farklı bir mana ifade etmek için kullanılıyorsa, bu benim asla benimsememin mümkün olmadığı ve kırmızı çizgi oluşturan bir noktadır.

Onun için bu konuda gelen eleştirileri yok saymanın veya hemen hemen yıkıcı olarak algılamanın doğru olmadığı kanaatindeyim.

Devamı...
Bu yorumdaki ek dosyaları görüntüleme izniniz yok
Henüz Yorum Yapılmamış