FİİLİ DURUM YARAT, REİS HALLEDER (!)

Birkaç yıl evvel şehir merkezinden aynı şehrin köyüne taşındım. İlk heves ile arabamı kilitledim, işe minibüs otobüs ne bulursam onunla gidip geliyorum. Burası hâlâinsan evladı ile dolu diye düşündüren ince davranışlar görüyorum, sanki uzak gurbetten vatana dönmüş gibi hissediyorum, tam bir kavuşmuşluk hali içindeyim. Böyle günlerin birinin akşamı iş dönüşünde normal servisler bitmiş, nöbetçi minibüse kalmışım. Son saatlerde minibüsçüler ayak sürüyor, boş gitmesin diye her durakta sekiz on dakika yolcu bekleniyor. Bindiğim aracın şoförü köyden bir yakınını yaren etmiş kendine. Arkadaşı yandaki tek koltukta oturup bir yandan muavinlik diğer yandan yarenlik ediyor. Kulak misafirliğim de iyidir hani, dinliyorum. Acı acı işsizlik, parasızlık konuşuluyor. İçim kıyıldı, duygudaşlık yapınca burnum sızlıyor. Tam o sırada sürücüye yarenlik eden arkadaşın telefonu çaldı, monolog gibi olacak ama nakledeyim;

  • Alooo! Oğlum nerdesin, kaç zaman oldu sesin soluğun çıkmıyor?
  • Yıkamacıda mı çalışıyorsun, kaç gün, yevmiye ne kadar?
  • Altı gün mü, 50 lira mı, çalışılır mı oğlum o paraya? Çık gel, ben sana 75 liralık iş bulurum. Haftada dört gün tamam mı? Boş ver o işi!
  • Nazlanma oğlum!
  • Hala o evde mi oturuyorsun? Şerefsiz senin ev sahibin oğlum, oturulmaz o p… evinde.
  • Ben mi? Ha işte takılıyoruz işte, işten çıktım ben de boşuz bu günlerde.
Ha! Ne? Mahkeme mi? Devam ediyor. Çöktüm oğlum ben oraya! Kalkmam bir daha.

Aklımı kullansaydım biraz daha geniş tutardım, orman inat ediyor, mahkemeyi süründürüyor ama zorlarlarsa kendimi yakarım çıkaramazlar beni. Haa bak sana sözüm söz, orayı bir elime geçireyim, en beğendiğin yerden sana bir evlik yer benden. Bu kral abiliği yapacağım sana, biz arkadaşımızı yolda bırakmayız oğğlumm!

İç sızım yerini pörtlemiş gözlere bıraktı, o gün. İstanbul'un avuç içi kadar ormanlık sahası bahse konu olan, o kadar büyük bir alan olmalı ki bol bol bir evlik yer de arkadaşa ikram ediliyor. Telefonun diğer tarafındaki arkadaş ben olsam 18 Nisan 2017'de kral ağabeyin kapısına çul serer otururdum, ikramı almak için. Çünkü kamu malına çökenlerin tamamı o gün itibariyle mülk sahibi oldular, sorunları çözüldü, ihlalleri yasallaştı, paklandılar! Seçim saçısı gibi bir imar yasası hızla yasallaştı. Şimdi minik harç ödemeleri ile büyük sorunları çözecekler. Onlarca yılın üst üste yığdığı, kötü yerel yönetimler sebebiyle artışına engel olunmayan milyonlarca sorunlu mülk vardı. Bu ikramı alanlar teşekkürlerini sandıkta oy olarak sunacaklardır.

Kendilerine rehber olan Reislerinin küçük örnekçikleri oldular, fiili durumu yaratıp bir yolunu bulup haramilikten yasallığa geçtiklerini düşünüp seviniyorlar şimdi.

Cömert ağabey kazandı! Kendimi zavallı hissediyorum, 38 yıllık çalışmamı bırakıp emekli olmaya cesaret edemeyen, 25 ay daha ev taksiti ödemek için ter dökecek bana çok acıyorum. Benim gibi olan milyonlar aynı duygular içinde. Gizliden gizliye doğru yerde durmaya çalıştığı; kamu malına el uzatmadığı, yasaya uyup vergisini verdiği, günlük geçimi için her günün sabahında yollara düştüğü için pişmanlık duyacaklar.

Bir ülkenin kamusal olan her kırıntı varlığında vatandaşların tamamının hakkı var. Planlı programlı, ülkeye değer katacak, yoksulun, evsizin, geleceksizin sorununu çözecek her şeye en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş hak hukuk gözetilmiş olmak kaydıyla elbette evet diyeceğiz. Peki ya bu tavra evet diyebilir miyiz? Hâlâolanca saflığımla hayır diyorum. Hayır, çünkü ülkemize değer katmıyoruz, Yaşam mekânlarımız olan şehirlerimiz kasabalarımız köylerimiz birer teneke mahalle görünümünde. Türkiye ile kıyas kabul etmeyecek ülkelerde yaratılan şehir yapılarına sersemce hayranlık duyarak bakıyor, vatanı yaşanmaz kılıyoruz.

Bakın neler olacak?

· O çökme anında kurulan gece kondu iki göz oda yakın gelecekte bir gecekondu apartmana, köy gecekondu apartman mahalleye, orman arsaya dönüşecek.

· Altyapısız kurulan bu birimlere alt yapılar sonradan eklenecek, bu gün su işleri, yarın elektrik işleri, öbür gün gaz işleri, sonra telefoncu, fiberci, internetçi, yol işleri, kaldırımcı, beton saksıcı, sonsuzca sebeple kazılacak- kapanacak.

· Yerleşimin pedagojisi, psikolojisi, estetiği olmayacak

· Tabiatın, biyolojin, havan, suyun kısacası yaşamının temeli kuruyacak.

· Eğitsel ve soysal donatın belki yıllar sonra yarım yamalak gelecek.

· Şehir sana doğru gelirken sen müteahhitlere doğru gidecek el sıkışacaksın, üç otuz parayı cebine tıkıştırıp hanım perde sen araba almaya gideceksin. Hazıra dağ dayanmayacak sen ve sonraki neslin ihlal edilecek yeni kurallara, çökülecek yeni alanlara doğru kayacaksın.

Vatan sahibi olmak onu korumak, sevmek, sağlıklı çevreler geliştirmek, geleceğe onurlu insanlar yetiştirmek…

Sevgili ülkemin sevgili insanları size nasıl yasa ve düzenin gerekliliğinden bahsedebilirim? Yemin etsem bu iki kavramın gerekliliğine inanır mısınız?



21/04/2018, İstanbul

Nurşen Karakaş



Boşu Boşuna
Seçim mi?

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış