EY SEÇMEN!

Yine bir seçim arifesindeyiz ve kendimi bildim bileli her seçim bir, "beka" sorunu paketi  konuluyor önümüze...

Vatandaş kırk katır ile kırk satır arasında bırakılıyor her defasında...

Çünkü siyaset esnafımızın en büyük ekmeği bu...

Aslında ülkemizin "beka" sorunundan önce, devasa boyutta bir "zekâ" sorunuyla karşı karşıya olduğu su götürmez bir gerçektir.

Ve bir gün bu "zekâ" sorununu çözebilirsek, "beka" sorunumuzun da kendiliğinden ortadan kalktığına şahit olacağız...

Tabi önce dini ve milli duygularımızı istismar eden, toplumun ortak ve birleştirici hasletlerini ön plana çıkarmak yerine ayrıştırıcı dil kullanan; bölgeci, mezhepçi , dinci propaganda yapan ve dini, milli değerlerimizi yok sayıp aşağılayan bütün siyaset bezirganlarından kurtulmak lazım...

İşte o zaman ilim ve teknikte hızla gelişmiş ülkeler sınıfına katılarak dünyadan hak ettiğimiz saygıyı göreceğiz. Dünya refahından payımızı alacağız ve aynı zamanda mazlumların tiyatrodan değil, gerçek manada hamisi olacağız...

***

Evet önümüzde çok önemli bir seçim var...

Hepimizin de gönlünün yattığı bir siyasi anlayış...

Olmasaydı iyiydi ama bu seçim döneminde de yine siyaset esnafının gazına gelip birbirimizi iğneledik, eleştirdik, kızdık.

Komşumuza ters baktık, arkadaşımızla aramızı soğuttuk, akrabamızla irtibatı kestik...

Hatta bazen haddi aşıp ağır laflar sarf ettik...

Ve maalesef bazılarımız bazılarımıza hem de çok iyi tanıyıp bildiği halde kolayca "hain" muamelesi yaptı...

Bu kadar kolay mı?

Bu kadar basit mi?

Belki mahallede başınıza bir iş gelse ilk önce koşup size sahip çıkacak kişiydi o...

Belki de paranız çıkışmayınca, "canın sağ olsun, sonra ödersin" diyerek sizi evinize uğurlayan mahalleli bir esnaf...

***

Ey seçmen!

Devlet Bahçeli, ta 3 Nisan 2014 yılında söylemiş, "Yüzümüzü güneşe dönelim, bakın o zaman gölgeler basıl arkamızda kalacaktır" diye.

Yüzünüzü vatan hainliği tescilli olanlar hariç nereye dönerseniz dönün, fakat siyasi tartışmalar sebebiyle dostunuza-ahbabınıza ve akrabanıza surat asıp arkanızı dönmeyin...

Bir şeyi yıkmak kolay, yapmak zordur; hatta bazen imkânsız...

Kırk yıllık dostluklar, arkadaşlıklar, ahbaplıklar birilerinin siyasi kazanımı için yıkılmamalı...

Algılarımızın siyaset simsarlarının tecavüzüne uğramasından bıkmadık mı?

Değer mi birbirimize bu kadar kızmaya, küsmeye, hakaret ve küfretmeye?

Değer mi bizimle aynı düşünmeyenin hayat görüşünü, yaşam tarzını ve inançlarını iğdiş etmeye?

Her şey bir yana dostluklar bakidir...

Öyle olmalıdır...

***

Ey Seçmen!

Siz siz olun apartmanınızda sokağınızda, semtinizde siyasi tercihleriniz sebebiyle ayrışmayın, bölünmeyin.

Çünkü sizi birbirinize düşürenlerin çoğu yarından sonra sizi tanımayacak.

Seçilenler yüksek maaşlarla ve millet vekili olmanın verdiği imkanlarla daha da semizleyecek. Seçilemeyenlerse o ballı imkânlardan mahrum kalış sebebini sizin yeterli miktarda oy vermeyişinize bağlayıp arkanızdan sövecek.

Siz ise yine hep elli liralık aldığınız benzinle niye her defasında daha az yol gittiğinizi çözmeye çalışacaksınız. Ben ev kirasını, elektrik ve gaz faturasını nasıl ödeyeceğimi düşüneceğim...

Yolda başıma bir hâl gelse, ilk siz müdahale edip hastaneye yetiştireceksiniz. Size bir şey olsa, imdadınıza ben yetişeceğim...

Tabutumu siz omuzlayacaksınız, tabutunuzu ben omuzlayacağım...

Omzumuza basıp o ceylan derisi koltuklara kurulanlar duymayacak, bilmeyecek. 

Duysa da gelmeyecek...

***

O yüzden yarın sandıkta oyumuzu kullanırken bizimle aynı fikirde olmayan komşumuza, arkadaşımıza, akrabamıza selam verelim...

Gülümseyelim...

O'nun hain olmadığını en az bizim kadar vatansever olduğunu, belki bizden bile fazla vatan sever olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım...

***

Unutmayalım ki, köprüden önce son çıkış sadece otobanlarda olur. Siyasette her zaman bir, hatta birkaç çıkış yolu vardır. Aslında çıkış yolu değil neredeyse adım başı dönel kavşak vardır.

Siyaset esnafı dün sövdüğünü, bugün över.

Dün baş tacı ettiğini bugün ihanetle suçlar.

Yani aynı kuyunun etrafında hep birlikte dönüp dönüp dururlar.

Uzun uzun anlatmaya gerek yok aslında; dün kimlerin kimlerle kucak kucağa olduğunu, bugün kimlerin kimlerle el ele olduğunu hepimiz görüyoruz...

Nefes alır gibi, su içer gibi nasıl yalanlar konuşulduğunu hepimiz biliyoruz...

***

Ey seçmen!

Nejat Uygur'un deyimiyle, "Kan gurubu vatan haini olmayan herkesle uyan" birisi olarak, Cemil Meriç'in, "Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslu ve namussuzlar vardır.Siz namuslulardan olun. Göreceksiniz çok kalabalık olacaksınız." sözünü hatırlatmak isterim.

Evet o gün çok kalabalık olalım...

İri olalım, diri olalım...

Bölünmeyelim, ayrışmayalım...

Siyaset cambazlarının önümüze kurduğu algı labirentlerinde yolumuzu kaybedip boğulmayalım...

Duygularımız değil, aklımız hükmetsin bedenimize...

Kazanan Türkiye olsun, Türk Milleti olsun...

Tanrı Türk'ü Korusun...



23.06.2018

MUHALEFET
Doğu Türkistanın Dünya Türklüğü İçin Önemi!

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış