EĞİTİM KURCALAMALARI-2

Ülkelerin yönetim biçimi ilk olarak eğitim sistemini etkilemekte. Üniter yapımız merkezi idarenin üstünlüğüne dayalı ve idari birimlerin merkezi yönetimin uygun gördüğü yetkileri kullanabildiği şekildedir. Milli eğitimimiz de bu çarkın içerisinde.

Tabii anlamak gerekiyor ki siyasi hassasiyetlerimizden dolayı üniter yapımızdan vazgeçemeyiz. Keşke kamburlarımız olmasaydı da yerelden yönetimlere de fırsat tanıyabilseydik. Yerinden çözümler her zaman daha hızlı ve sağlıklı olduğu aşikâr.

Neyse olmayacak duaya âmin demeden eğitimdeki durumu nasıl yerel hale getirip düzenleyebiliriz buna bakalım. Belediyeleri işin içine katmadan durumu işler hale getirebiliriz. Bunun için okullarımıza alan açabiliriz. Okullarımızı emanet ettiğimiz ve sorumluluk verdiğimiz okul, kurum müdürlerimizin yetkilerini de artırarak sorunları yerinde çözebiliriz. Eğitim kurumlarımızda özerkliği artırmalıyız. Buna öğretmen alımlarından başlayabiliriz. Hatta öğretmen maaşlarını da bu kurumlar verebilir. Okullara ödenek ayırmak inanın mevcut durumdan daha ucuza gelecektir. Böylece okulların tüm sorunları da çözülebilecek, okullar arasındaki kalite farkı da kapanabilecektir.

Şöyle bir hesap yapalım. Biliyorsunuz öğretmen atamaları merkezden yapılmaktadır. Bütün okullar ihtiyaç bildirdikten sonra öğretmen atamaları ve tayinleri yapılır. İşte ne oluyorsa bundan sonra oluyor. Eş durumu yer değiştirmeleri gibi planda olmayan durumlar yüzünden bazı bölgelerde öğretmen ihtiyacı yeniden doğarken, belli bölgelerde de özellikle büyük şehirlerde öğretmen fazlalığı ortaya çıkmakta. Ama ne fazlalık… Bunun ülkeye maliyetini hesaplayalım bir de. Sadece Ankara'da çeşitli branşlardan olmak üzere 3 bin civarında norm dışında fazla öğretmen bulunmakta. Maaşları net 3 bin 500 lira olduğunu düşünürsek, bunlara ayda 10 milyon 500 bin ödeme yapıyor mal müdürlüğü. Yılda da 126 milyon TL yapıyor. Bir sonraki eş durumu atamalarında daha da artacaktır bu rakamlar. Daha İstanbul, İzmir, Aydın, Bursa, Kayseri, Adana, Antalya gibi birçok büyükşehirlerimiz var. Rakamı varın siz hesaplayın. Beşinci sınıfın ortaokula dâhil edilmesiyle oluşan personel fazlalığını eritilememişken böyle plansız işlerden dolayı da maliyet artmaktadır.

Karar verme sürecinde okul yönetimine geniş yetkiler verilmelidir. Kurum müdürü, bu yıl ihtiyacımız yok, sizinle çalışmak güzeldi, yine ihtiyaç olursa sizinle çalışabiliriz, diyebilmeli. Evet, zalimane gelebilir, ancak devletin kaynaklarını boşa harcamaktan daha zalimce ne olabilir.

Hali hazırdaki seçilmiş müdürleri aklımıza gelince, derin düşüncelere dalmamız doğal. Donanımlı ve saygın okul müdürlerini seçerek, kanunlar çerçevesinde bunlar mümkün olabilir. Tabii eğitim çalışanları için mevcut 657 sayılı devlet memurları kanunu kapsamından çıkarılması, yeni kanun üzerinde çalışma yapılması gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanının bunu sık sık dile getirdiğini biliyoruz. Bunu tüm memurlar için istiyor. Ancak Milli Eğitim bakanlığı için o kadar bütçe hazırlayıp da sonuç bu durumda olduğu aklına geldikçe kendisini afakanlar basıyor olmalı. Sırf bu yüzden bunda kötü niyet arayamıyorum. Yine de bunu neyi düşünerek istediğini bilemem mümkün değil elbette, fakat eğitim çalışanları için getirilecek düzenleme eğitimdeki karşılığını bulacaktır. Öğretmen idealist olmalı, öğretmen çocuğu sevmeli, öğretmen standardı geliştirilmeli gibi afaki sloganlarla olsaydı, durum bugünden farklı olurdu. Ama maalesef iş güvencesinin, insanları tembelliğe ittiği, verimi azalttığı bir Türkiye gerçeği. Eğer bunları yaparsak özel okullara da hacet almaz. Özel okul işinin Türkiye de sakıncalı olduğunu bedelinin ağır olduğunu hep birlikte yaşadık, gördük. Aynı suda (nehirde) iki kere yıkanılmaz demiş Heraklitos usta.

Şu anda 500 bine yakın atanamayan öğretmen varken mevcut kadrodaki öğretmenlerimizden ne kadar istifade ediyoruz işte bu tam bir soru işareti, bunu ölçecek bir değerlendirme uygulamamız yok. Bu durumu halının altına süpürüyoruz gidiyor.

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, eğitim düzeyiyle birebir ilişkili. Eğitime yapılan yatırımlar doğru şekilde kullanıldığı zaman ekonomik kalkınmada da geri dönüşler olacaktır. Eğitim sistemlerine göre insan kaynaklarının niteliği de değişiklik gösterir. Bu yüzdendir ki gelişmiş ülkelerin eğitim maliyetlerine de göz atmak gerekir.

Telif Hakkı

© Nejat Kurtuluş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

İTTİFAK-I CUMHUR
GÜNDEM

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış