DÜNYANIN YALANI, YALANIN DÜNYASI

• Fırat'ın kenarındaki koyunun başına gelenleri onlardan soracaktık. Ömer adaletiymiş bu, öyle demişlerdi.

• Ortadoğu'da onlardan habersiz yaprak kımıldamazdı. Bu konuda biraz fazla uçmuşlardı, çünkü kendisinden habersiz yaprağın kımıldamadığı ontolojik statü sahibi Tanrı'ydı. İşte o kadar iddialılardı.

• Demokrasi ve 'millî irade' âşığı idiler.

• Daha neler neler, şimdilik yerim dar.

* * *

Fırat'ın kenarı, altı, üstü eşkıya yatağı oldu. Ne koyun kaldı, ne kuzu. Fırat'ın kendisinin varlığı bile şüpheli… Ege'nin adaları "bir varmış bir yokmuş" kıvamında, tevatür modunda anılır oldu. (Ege'nin kenarındaki adanın başına gelenlerden demokrasiden nasibini almamış Hollanda sorumludur.)

Ortadoğu derseniz, Türkmen şehirleri Halep, Kerkük, Musul, Erbil, Telafer dökülmüş, "Büyük İsrail"e yol yol olmuş. Mehmetçik Memet ÖSO'yla birlikte Tanrı'dan habersiz dökülen yaprakları temizliyor… Başkentin göbeğinde "AB'ye girdik" fişekleri patlatırken, arkadan Ortadoğu'nun neremize kadar girdiğini halâ göremeyenler beklesin, vahiy gelecek ve nasıl alfabe değiştiğinde bir gecede "cahil" kaldılarsa, bir gecede de aydınlanacaklar.

* * *

YERSİZ MAL

Haberin ayrıntısından önce spotu okuyunca "Yerli Malı Haftası"na girmişiz sandım. Yerli gençlik istiyordu. Bir Cumhurbaşı için hukuki anlamda kim yerlidir, kim yerli değildir, anlamam o işlerden. Sadece ekonomide değil, nüfus yapısında da cari açık manyağı olmuş bir ülkede "yerli" bir gençlik isterken ne kastediliyordu pek anlayamadım ama bunun gerçekleşmesi için sigara içmememiz gerekiyormuş. Ayrıntısını okuyunca en çok en bi hakiki öz bilimsel açıklamasını da öğrenmiş oldum: "Bu vücut Allah'ın emaneti" imiş…

Sigara içtiğim için hem yerli değilim hem de kıt zekâlıyım: Gelir gelmez, kimlik numarası, çalışma izni verilen, vatandaş olmaları da an meselesi Suriyeli "Arap kardeşlerimiz" yerli, devlet hastanesine alınmayan Musullu Türkmen kadın yabancı malı mı? Mal dediysem devletimiz mal muamelesi yapıyor olmalı ki hasta bir insana kimliği yok diye bakmıyor. Bildiğim kadarıyla düşman askeri bile tedaviye geldiğinde tedavi edeceksin!.. Neyse ki Hipokrat gâvurunun yemini yerine Allah, Kitap, Din, İman üzerine yemin etmişler. Ya Lat, Menat, Hubel ve Uzza üzerine yemin etselerdi? Ölülerimize pamuğu bile çok görüp helva putlarını monte edebilirdi putperest sürüsü Neyse, anlamış bulunuyoruz ki yaşam hakkının kutsallığı bir gâvur icadıdır… "Bu vücut Allah'ın emaneti" dedikleri "bu vücut" da belirli bir vücutmuş. Öyle herkesin vücudu değil. Bizimkisi de iş yani; yaşam hakkının kutsallığını geçin, dikta rejimine oy vermeyecek olanlara "cibilliyetsiz", öz Türkçesiyle "orospu çocuğu" diyen beşer serpmelerinden başka bir şey beklemek abes değil mi?

Az daha unutuyordum. Aynı cümlede "millî" gençlik vurgusu da vardı. Sigaradan olsa gerek ki kıt zekâm "hangi milletin millîsi?" diye sordu, debelenip durdu, bulamadı.

* * *

Haa, bir de "Türklüğün bekası için" Türk düşmanlarıyla işbirliğinin bugünlerdeki adı pek bir şık: Bilge Liderlik! Ermeni kızına âşık Türk gencinin hikâyesinde, ne diyordu bir Türkîde:

Bahçalarda mor meni,

verem eddin sen meni.

Ya sen İslam ol ahçik,

ya men olam Ermeni.

Bahçalarda mor meni,

verem eddin sen meni.

Nasıl verem olmayım?

eller sarıyor seni.

GURBETÇİ
GÖNÜL
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış