tahtapod.com | Blog

TÜRKLÜK BİLİNCİ

turklukBilinci

Türkler tarih boyunca din olmasaydı asla asimile edilemezlerdi.

Evet bu konuda çok iddialıyım."Türkler asimile mi olmuş?" Diye soranlar elbette olacaktır.
Diğer milletler gibi Türk Milletide tarih boyunca çeşitli tekâmül evrelerinden geçmiştir.
Türklerin bu evreleri en sert geçirdiği dönemler yeni bir dinle tanıştıkları zamanlar olmuştur.

Ortaasyada Ötügende Mani dinini resmi din olarak kabul eden Uygur Türkleri çıkış noktası İranda bile tutunamayan Mani dinini çeşitli fedakarlıklarıyla 100 yıl ayakta tutmayı başarmışlardır.

Daha sonra Budizmi kabul eden Uygur Türkleri 500 yıl kadarda bu dinin yükünü sırtlarında taşımışlardır.

Devamını okuyun
  0 yorum

DÖNMEYİ DÜŞÜNMEYENLERİN DESTANI

anakkale

​Çanakkale başka destanlara benzemez; Çanakkale, dönmeyi düşünmeyenlerin destanıdır.

Meçhul Askerlerin, mezun veremeyen liselerin, üniversitelerin destanıdır Çanakkale. 57. Alayın, Seyit Onbaşı'nın destanıdır.

VE ÇANAKKALE MUSTAFA KEMAL'in destanıdır. Sakarya'yı, Dumlupınar'ı Çanakkale'de yazmaya başlamıştır Mustafa Kemal…

Anneler, babalar, öğretmenler Çanakkale'ye götürün çocuklarınızı. Her yaşta… Vatan sevgisi "vatanınızı sevin" demekle kazandırılacak bir olgu değildir.

Devamını okuyun
  0 yorum

ÇANAKKALE

Kulağa ne kadarda sıradan geliyor ilk duyduğumuzda  değil mi?
Tarihe baktığımız zaman bunun hiçte böyle olmadığını tam tersine tüyleri diken diken edecek kadar bir farklılığa sahip olduğunu görürüz.

Çanakkale tarihin mitolojik dönemlerinden günümüz tarih çağlarına kadar önemini yitirmemiş bir bölgedir.

Biz Türk Milliyetçilerini heyecanlandıran yönü ise bir devre damgasını vurmuş, dünya tarihinin seyrini değiştirmiş "Çanakkale Savaşlarına" mekân olmasıdır. 

Bilindiği üzre 1900'lü yılların başlarında sömürgeci Avrupa sömürecek alan kalmayınca birbirlerinin sömürgelerine göz dikmiş ve tüm dünyayı içten içe kaynayan kapak tutmaz bir düdüklü tencereye çevirmişlerdi.

Devamını okuyun
  0 yorum

​ÇANNAKKALEMİZ VAR BİZİM

Dönemin Başbakanı Turgut Özal zamanında gerçekleşmiş bir olay şöyle anlatılır:

Japon eğitim uzmanları gelmiş ve ülkemizin eğitim sistemini incelemiş, Sayın Özal'ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunmuş ve sonuç olarak şunu söylemişlerdi:

"Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!"

Turgut Özal'ın "Nasıl?" sorusu üzerine şunu anlatmışlardı:

"Biz Japonya'da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır Hiroşima ve Nagazaki'ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki:

Devamını okuyun
  0 yorum

Karagöz ve Hacivat Kimdir? ​Ve Karagöz Hacivat Oyununun Tarihçesi

hacivatkaragoz

 Gölge oyunlarının tarihi binlerce yıl öncesine dayanır. Tarihi araştırmalara göre ilk gölge oyunları Asya'da Çin, Java, Endonezya'da ortaya çıkmıştır. Türklerin ise gölge oyunlarıyla tanışması Çinliler aracılığıyla olmuştur.

Çinlilerden önce Moğollara geçen gölge oyunları, Moğollardan Orta Asya Türklerine geçmiş, Türkler Orta Asyadan Anadolu'ya göç ederken gölge oyunu kültürünü de beraberlerinde getirmişlerdir.

Gölge oyunlarının Türklere nasıl geçtiği konusunda tek iddia bu değildir. Bir başka iddiaya göre Yavuz Sultan Selim, 1517 de Mısır'ı fethettiğinde gölge oyunu kültürünü de Osmanlı'ya getirmiştir.​

Devamını okuyun
  0 yorum

TARİH 20 OCAK 1990

Sovyetler Birliği'nin ılgıt ılgıt dökülmeye başladığı dönemde cereyan eden, tarihin birçok döneminde Türk kimliği ve Türk'ün damardaki kan hüviyetinden nefret düzeyiyle rahatsız olan ermeni milletinin Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan'dan kopartılması ataklarını Türklerin kabul etmesi mümkün değildi. Diaspora ve Sovyet ermenilerinin Dağlık Karabağ'ın bir ermeni yurdu olması için haksızlık dahilinde, kabından taşıp köpüren riya ile oluşturdukları kahpe çalışmalar Türk'ün kadim toprağı olan Dağlık Karabağ'ın hürriyeti adına Bakü'de bir direnişin otantik varlığını doğurmuştur.. 

Devamını okuyun
  0 yorum

İSRAFIN KRALLARI

israfinKralligi

Britanya Kraliyeti Hindistan'ı 1858'de Doğu Hindistan Şirketi'nden (East India Company) devraldı ve 1870 yılında Hindistan Britanya Kraliyetine resmen dahil edildiğinde Hindistan'da 600 civarı beylik varmış. Bunların bazıları Avrupa ülkeleri kadar büyük nüfusa sahipken örneğin en küçükleri olan Vijanoness'in toplam nüfusu 200 civarındaymış.

Sadece en büyük beyliklerin hükümdarları hangi dinin mensubu olduklarına göre krallar kralı, yani maharaja, navab (hindu) veya nizam (müslüman) ünvanına sahipmişler.

Devamını okuyun
  0 yorum

HİTLER'İ KANDIRAN ADAM

HitlerLuetecke

"Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur."

İsmet İnönü

Bu okuyacağınız gerçek hikaye bir memleketin kurtuluşu üzerine olmadığı gibi, kendini başkaları veya toplumun refahı için feda eden bir kahramanın hikayesi de değil.

Bu hikaye ahlaksız, soğukkanlı, küstah bir şerefsiz 'anti-kahramanın' hikayesi.

Bu hikaye sahtekarlığı kendine hayat tarzı olarak benimsemiş, 1938 yılında, o zamana kadar dünyanın gördüğü en acımasız ve canavar diktatörlerinden biri olan Adolf Hitler'e gücünün doruğundayken şantaj yapacak kadar 'cesur' bir (daha uygun bir tanımlama bulamadığım için affınıza sığınarak yazıyorum) puştun hikayesi.

Devamını okuyun
  0 yorum

Selçuklu Doğu Roma İlişkilerini Etkileyen Unsurlara Dair

Doğu-Roma olarak IV. yüzyıldan itibaren dünya tarihinde yer alan bu siyasi oluşum gerek devlet teşkilatı gerekse kültür olarak komşuları olan Sasaniler ve İslam Dünyasından etkilendiği kadar etkilediği için onların hâkim olduğu coğrafyada tarih sahnesine çıkan Selçuklu hanedanlığı üzerinde de izler bırakması kaçınılmaz bir durumdur. Askeri ve diplomatik temaslarla başlayan ilk münasebetlerin ardından Selçuklu ve onlara bağlı Türkmenlerin Anadolu'yu fethi ile taraflar arasındaki etkileşim hiç şüphesiz en yoğun şeklini almıştır. Zira işin içine Türkmenler ile Anadolu'da yaşayan Doğu Roma tebaasının (Rum, Ermeni, Süryani…)münasebetleri de girmektedir. Anadolu'ya gelen Selçukluların bölgede yerl...
Devamını okuyun
  0 yorum

Akılsız 'Baş'ın Cezası: Fırat'ın Doğusu

_20181229_061046
Her insanın varoluşa yönelik taşıdığı anlama ihtiyacı, tarih kütüphanelerindeki kitaplarda saklıdır. Tarih ilminin bu esrarlı kitapları insanın önüne birçok olgu çıkarmaktadır. Çıkan bu olgular, insanların ilerlemesinde birer basamaktır. Misal, toplum bir olgudur. O nedenle toplumun yapısına ve işleyişine dikkat edilmelidir. Toplumu meydana getiren her ferdin, üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir. Bu sorumluluklar kapsamında bir yurttaş, parçası olduğu toplumun gündemini takip etmeli ve gündem başlıklarını neden-sonuç zincirinde faydacı (pragmatist) bir duyarlılıkla değerlendirmelidir. Yurttaşların değerlendirmelerinin bütünüyle oluşacak kamuoyu ile de toplum hareket etmel...
Devamını okuyun
  0 yorum