Oldum olası ölümlerle ilgili verilen ortalamaların sağlıklı bilgiler içerdiğine inanamadım. Lakin olumsuz sonuçlar ereğiyle belirtmek istiyorum: her yıl ülkemizde ortalama 200 bin insan kalp krizinden ölüyormuş. 200 bin olarak verilen bu oranı trafik kazalarıyla mukayese edenler trafik kazalarının dahi 30 kat fazlası şeklinde bir tabloyu hasıl ettiğini söylüyorlar. Sabit sistemin ...
Sabahlari öfkelan kurilduğu masada
Dedi ki bobasina 'huzur mi var yasada?'
Anasi bir taraftan 'ula etma' desa da
Ellerini duvara sürdi sürdi bağurdi.
Yağmurlu bir geceydi;
Kan yağıyordu, gözümden boşalırcasına gök gürültülü ve sağanak…
Sokaktaki itler havlıyordu her şimşek çaktığında,
Vahşi itler…
Renkleri pek bilmem aslında, deniz mavi, yaprak yeşil, çiçek dediğin de kırmızıdır benim gözümde. Ha, bir de göremediğim, bana hiç pas vermeyen her şey siyahtır katran gibi, Allah ne verdiyse üzerime boca eden beyazı da anamdan emdiğim helal süt hatırına bilirim, o kadar. Hiç bir enerjiye yuva olamadığında beyazlaşarak ıssızlaşır insanoğlu, kendi öz...
Yeryüzünde milyarca kelime ve binlerce dil var. Söylesenize hangi biri sizi anlatabiliyor? Pekala bir de şöyle soralım: Siz, en bi bunaldığınız zamanlarda, aldığınızda elinize kaleminizi ve bi ümmet yazıyı döktüğünüzde o kağıda... Kim anlayabiliyor ki sizi? Bir dalganın bir dalgayı ayırdığı renk gibidir bazen Adem vasıflı milyonlar. Arada büyük uçurumlar. Gökkuşağının görünen 7 renginin...
İnsan 25 yaşına adım adım giderken sevdiği herkesten soğur mu? Evlendiğine yahut doğduğuna ne bileyim misal yaşadığına, nefes aldığına sayar söver mi? Hangi yaş bizi gerçeklerle yüzleştirir tam manasıyla. İnsanların samimiyetsizliğine ve ya benliğimizin gittikçe samimiyetsizleştiğini hangi yaşa gelince farkederiz? Benim için bu 23 mesela yada 22 olabilir heralde.
Yaşlanma korkusu, işsiz kalma, çirkinleşme, kel kalma, evsiz kalma korkusu, yalnız kalma, beni artık kimse sevmeyecek korkusu ve daha binlerce korku.
Bu kadar çok korku olunca elbette bu korkuların pazarlayıcıları da oluyor.
Siyasetçiler, dinler, kozmetikçiler, cemaatler, özel zannedilen günler.
Özel zannedilen günler derken şunu demek istiyorum. Bi insan sadece bi gün değil, her gün özeldir. Ama içinde bulunduğumuz dünya düzeni öyle bi hal aldı ki, sadece belirli günlerde özel olduğumuzu zannediyoruz. Sevgililer günü,anneler günü vb.
Ayrıca normalde 3-5 tlye satılan güller bu özel günlerde 15-20 tl oluyor.
Aklıma gelmişken anneler gününde ve kadınlar gününde reklamlarda niçin hep ev araç gereçleri annemiz yahut kadınlarımız için en iyi hediye şeklinde gösterilmektedir? Yani kadının hayatı mutfak robotları ve ev işlerinden mi ibarettir? Asla! ancak kapitalist ve ataerkil toplumlar yavaş yavaş ve göstere göstere bunları gözümüze sokmaktadırlar. Gözümüze sokulan bu saçmalıklara karşı kör olduğumuz günlere uyanmak dileğiyle!
Her nefes aldığında insan yaşıyor sanma
unutulmuş evlerin eşiğine düş döküldü Sıla
bürünmüş ve yazılmış kış, silinmiş yollar
sepya sokaklar kalır hep aklımızda
