tahtapod.com | Blog

BEKA SEÇİMİ ve TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞUURU

istanbulda-cumhur-ittifaki-mitingi

Madem ki bu yerel secimler beka secimi; oyle diyor ya buyuklerimiz! Yarin sabah oy kullanmak icin perdenin arkasina gectigimde oy pusulasinda evvela 3 hilali arayacagim; cunku benim icin Turk Devleti'nin bekasi mevzubahisse buna en once TURK MILLIYETCILERI itiraz eder ve siyasi organizasyonu olan MHP'yi tercih eder; yoksa her Turk Milliyetcisi gibi duruma vaziyet edip; aklim ve suurumla hareket etmekle beraber kendime su sorulari soracagim:

Devamını okuyun
  0 yorum

ÜLKÜ HİLESİYLE SEÇİM KAZANMAK

HileyleOlmadi

​"Kimse karşımıza Türklükle de çıkmasın... Biz, her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına almış bir iktidarız" demişti Baş-ayrıştırıcı ve yandaşları… "Irkıma yok izmihlâl" dediği için Mehmet Âkif'i de sevmezdi bu tayfa. Hatta iktidarlarının başı ve Diyanetlerinin Başkanının hasta ziyaretinde bulunduğu tarih hocaları "pezevenk" demişti Âkif için. Türk'ün İstiklâl mücadelesine katılmış ve Marşı'nı yazmış birine böyle küfürler eden iktidarı hangi Türk milliyetçileri bağrına bastı? Biliyoruz ama gene de söylemekten haya ediyoruz…

Devamını okuyun
  0 yorum

İLGİNÇ DEĞİL AMA DÜŞÜNME-Lİ

Lahey Mahkemesi'nin Atatürk'e hediyesi: Bozkurt

 "Bir Demet Tiyatro"daki Zabıta İrfan gibiler. Kimi zaman da Saldıray Abi. Üstelik ne İrfan gibi sevimli yalancılar ne de Saldıray Abi gibi açık sözlü... Yalan söyleme bilincinin doruklarında yaşıyorlar. Millet? Millet, tıpkı İrfan'ın yalan dolan peşinde olduğunu bilen mahalle sakinleri gibi iktidar gücüne boyun eğme zorunda hissediyor kendisini. Tıpkı Saldıray Abinin tatminini maksimize etme peşinde olduğunu bilen mahalle gibi bireysel kariyer yapacak kapasitede hissediyor kendisini. Oysa özgürlük tam da bu eşiğe eyvallah etmeden, o eşiği geçme iradesinde. Türk tarihi tam da hep bu kırılma noktalarında yeniden şekillenmiştir…

Ne kadar "tutunamayan" olsa da Mükremin, ne kadar "cahil" olsa da Tirbuşon delikanlılığı uçtu gitti toplumun hayatından. Artık herkes "pipo" entelliğinin zirvesinde, Suriyelilerin nargile hergeleliği sarmış olsa da her tarafımızı…

Devamını okuyun
  0 yorum

KARDEŞİM!

​ Bu yazı önce kendimle, sonra seninle ve sizlerle bir sohbet niteliğindedir. Söze başlamadan önce belirteyim ki, bilimsel bir iddia taşımadığı gibi hayali bir yönü de yoktur. 

​"Biz "Türk Milliyetçileri" hatayı nerde yapıyoruz?" diye soruyorum bu aralar kendime. Bir hata var, bulunmalı… Görüşlerimizi duyan insanların çoğu kez tereddütlü bazen de korkulu bakışlarına anlam vermek çok güç. Zannedersin ki Milliyetçi olmakla fenalık yapıyoruz. "Senin için kardeşim!" diyorum "Bizim için! Vatanımızı, namusumuzu, bayrağımızı korumak için! Bırak artık şu beyin uyuşturan magazin dergilerini! Bu fikirler senin geleceğini korumak için." Anlam vermek güç evet, insanların; kendi değerlerine, kültürlerine, vatanlarına zeval gelmesin diye uğraş veren başkasına tereddütle yaklaşmasını anlamak çok güç. Bir bayrak düşünün. Cisim olarak bakın ki; bir bez parçası… "Ne var ya hu hadi indirin bayrağı, sorun çıkmasın." diyen kör zihniyeti, kararmış ve tüm yetilerini kaybetmiş beyinleri anlamak güç. Onlara o bez parçasının sembolik olduğunu, atalarımızın o bez parçası uğrana ne fedakârlıklar yaptığını, ona saygı gösterilmesi gerektiğini, o bez parçasının bağımsızlığın hatta hayatımızın bir garantisi olduğunu anlatmak güç. Bir deneyin; "Şekilcilik" ile suçlanmanız çok uzun sürmeyecek. Güç diyorum evet lakin artık buna yavaş yavaş anlam verebiliyorum. Bu kez o kolaycı mantıkları, ne oldumcu nefisleri, dünyaya at gözlüğüyle bakan ve her seferinde "Bizi anlamıyorlar." diye çıkıştığım kitleyi değil; bizi, bizzat kendimi suçluyorum.

Devamını okuyun
  0 yorum