NİCELİĞİN NE ÖNEMİ VAR

Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz, "Bugün itibarıyla 111´i devlet, 65´i vakıf yüksek öğretim kurumu 6´sı da vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 182 yüksek öğretim kurumumuz mevcut. Öğrenci sayımız da 7 milyon 313 bin. Bu rakamla Avrupa´da, Rusya´dan sonra en fazla üniversite öğrencisine sahip ülkeyiz" dedi.

Şahsen kendisini çok beğeniyorum; insani olarak çok beyefendi bir insan, ama bakan olarak şakacı biri. Kendisine, son derece ciddi bir bakanlığın başında olduğunu hatırlatırım. Daha önceki açıklamaları da dâhil olmak üzere, bu tür gayrı ciddi beyanları eline kimlerin tutuşturduğuna dikkat etmesini tavsiye ederim. Çünkü tüm bu söyledikleri nicelikle alakalı sözler, nitelikle alakalı değil. Kısacası, bu beyanlardaki obez icraatlar övünülecek değil, yerinilecek sonuçlar.

Buna benzer bir açıklamayı da, Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz hafta sonu bazı eğitim tesislerinin açılış toplantısında yaptı: "Gençliğimizde on kişiden biri üniversiteye girebiliyordu, artık açıkta kalma gibi bir durum söz konusu değil" dedi. Belli ki bakanın beyanından esinlenilmiş bir açıklama. Danışmandan veya bürokrattan bakana, bakandan Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanından halka.

Söz eğitimden açılmışken, eğitim sisteminde sınava odaklanan bir sistemin başarı getirmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, "Bu yüzden Teog'u kaldıralım dedik. Biz Teog'la okumadık ya," dedi.

Konuşması sloganlarla kesilince Milli Eğitim Bakanı'na dönen CB, "İsmet Bey bak, gençler Teog kaldırılınca nasıl rahatlamışlar," dedi.

Sayın Cumhurbaşkanına Teog yerine gelen sınavdan (LKS) ve gençlerin rahatlamaktan ziyade daha çok kaygılandıklarından, mantar gibi özel okulların açılmasına müsaade edilerek fırsat eşitliğinin belinin kırıldığından, kendisinin zamanındaki sosyal uçurumların bu kadar vahim olmadığından bahsetmeyen, iş bilmez danışmaların ve bürokratların varlığını anlıyoruz bu beyanlardan.

Cumhurbaşkanını anlamak gerekir, verilen bilgilere göre konuşması doğal. Kendisi aynı zamanda Ak Parti Genel Başkanı ve 2019'da önemli iki seçim var. Her veriyi değerlendirmek gibi bir mecburiyeti var. Ama bu danışmanlar ve bürokratlar tarafından da yanlış bilgilendirilmesi büyük eksiklik.

Gelelim Milli Eğitim Bakanı'nın yüksek öğretimdeki kontrolsüz büyüme için söylediklerine. Bakanın beyanındakilerin hepsi doğru, nicelikte gözle görülür bir artış var. Son 15-20 yılda üniversitelerimiz ve fazla tercih edilen bölümlerin sayısı yaklaşık üç kat artmış: 1995 yılında 33 (86.127 öğrenci) olan Eğitim Fakültesi sayısı, 2015 yılında 90 (217.096 öğrenci) olmuş. Yine 1995 yılından 2015 yılına, Fen-Edebiyat, Fen ve Edebiyat Fakültelerinin sayısı 57'den (96.606 öğrenci) 152'ye (297.295 öğrenci) yükselmiş.

2000 yılından önce yirmi beşi geçmeyen Hukuk ve Tıp Fakültelerinde de günümüz itibariyle üç katı bir artış var. Öğrenci kontenjanları açısından tıp fakülteleri daha avantajlı, sayı hukuk ve eğitim fakültelerine göre daha makul seviyede tutulmuş.

Altyapı eksikliği olan hukuk fakültelerinin, laboratuarı olmayan tıp fakültelerinin bile olduğunu duyunca, bazı bölümlerde 214 bin 430 kontenjanın boş kalmasına şaşmamak gerek.

Fakültelerdeki eğitim kalitesi o kadar düşmüş ki, başarı sırası baraj uygulaması getiren hukuk fakülteleri bu geçici önlemi almış. Ancak Sayın Bakan duymasın, genel kanı kontenjanların düşürülmesi yönünde.

Bu kadar çok üniversite açıp, 7,5 milyon öğrenciyi bu okullara yerleştirmek, merkez bankasında para basmak kadar kolay; bundan sonrası sınav ve diplomalı işsizler ordusu enflasyonu.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, o yıl ne kadar patates ekilmesi gerektiğini, ülkenin ne kadar öğretmene veya avukata, doktora ihtiyacı olacağını devlet planlar; devlet dediğiniz şey bu işe yarar, birilerini milletvekili yapmaya değil. Bu işleri plansız yapar ve halka bırakırsanız, işler, "bu yıl domates azdı, çok para etti, seneye domates ekelim"e döner. Sonra da aynı kafayla domates eken bir sürü kişi domates para etmiyor deyip, domatesleri dereye döker. Çünkü böyle bir millet aklımız, hususiyetimiz var. Onun için iyi bir devlet aklına ihtiyacımız var. Devlet aklı da ne yazık ki akıllı insanlarla oluyor.

BARDAĞIN DOLU TARAFI
MEGRİ MEGRİ'DEN YAYLALAR'A BİZİM KÖYÜN HALLERİ

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış