MASAL

Uyuya kalmıştı uzun bir süre bu güzel prenses masalda. Herkesin de kendisi gibi uyuduğunu düşünüyordu. Oysa uyandığında gerçeği gördü. Uyuyan kendisiydi. Uyumayan ayakta durmaya çabalayan birileri vardı hâlâ. 

MASAL BU YA

Bu bir masaldır. Kısa bir masal. Masallarda gerçeküstü olaylar ve kahramanlar bulunur. Buradaki kişiler gibi yani. Bu yazı asla siyaset içermemektedir.
Masal bu ya;
Ve bir topal gelir öper o kurbağa sarışın bir prenses olur.
Kolay değil yıllarca köşesinde oturup onu öpecek bir bir topal beklemek.
Sarışın prenses hemen eski günlerini aramaya başlar. Zaman şu gibi akıp gitmiştir artık Prenses için. Bir şeyler yapmalı. Uçuran bir yol bulmalı ki hatırlansın prenses. Hatta hatırlamanın ötesinde yeniden " hop buradayım " diyebilsin.
"Ne yapmalı netmeli bir alavere çevirmeli" " kahvedekiler ınının çekmeli"...
İşın kolayı sarayına geri dönebilme planları yapmaktır. Saraya dönebilmek için de bir yerlere sövmeli mutlaka.
Topal ile anlaşır eskimiş prenses.
Bir yol bulurlar birlikte.
Ülkemin içinde bulunduğu durum kötü diye yola çıkmış eski arkadaşlarını karalamaya başlar güzeller güzeli prenses. Yanında da en doğalından bir topal siyaset eskisi.
Günler günleri haftalar haftaları aylar ayları kovalar. Derin uykudan uyanan prenses kendisine bir prens bulur ve yola revan olur. En cicisinden kıyafet giyer üstüne.
Nasıl giymesin hayata yeniden dönmüştür bir küçücük öpücük ile. Mutludur prenses. Bayram çocukları gibidir. Hani bayram çocukları vardır bayramlıklarını gece yanlarından ayırmaz işte tam bunun gibi mutludur. Mutluluktan ayakları yere basmaz. Uçuran bir el vardır prensesimizi. Kolay mı yıllarca kimsesiz unutulmuş bir köşede bir prens gelecek öpecek diye beklemek? Kolay mı kurbağa gibi yaşamak?
"Unutulmuş birer birer eski dostlar eski dostlar" deme günü gelmiştir. Nasıl böyle olmuştu güzel prenses?
Uyuya kalmıştı uzun bir süre bu güzel prenses masalda. Herkesin de kendisi gibi uyuduğunu düşünüyordu. Oysa uyandığında gerçeği gördü. Uyuyan kendisiydi. Uyumayan ayakta durmaya çabalayan birileri vardı hâlâ.
"Prensesle birlikte bütün şato yüz yıl sürecek derin bir uykuya daldı.  Saray çalgıcıları da uyumuştu. Sadece onlarda değil… Sahibiyle birlikte avludaki KÖPEK , ahırdaki koşulmuş at, hatta dallardaki kuşlar bile uyudu. Her tarafa derin bir sessizlik çökmüş onları uyandırmamak için rüzgar bile susmuştu. Ağaçların yaprakları da kımıldamaz olmuştu. Bu arada aradan tam yüz yıl geçmişti"
Yüz yıl sonra bir topal uyandıracak oldu prensesi. Küçük bir buse ile prenses uyandı. Çok hırçındı uyandığında. Köpeği de uyanmıştı atları kuşları gibi. Saldırıyordu sağa sola köpeği ile  birlikte. Köpeği çok meşhurdu. Eskiden beri önüne gelene hırlar dururdu. Yüz yıl uyuması onun huyunu değiştirmemişti.
Belki yeniden sarayına çıkma arzusuydu prensesi böyle hırçın yapan.
Kim bilir?
Prenses uçuran bir süpürgeye binip gezmelerini özlemiştir.
Not: Bir masaldır. Gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Topal bedensel bir özür değil zihinsel topallıktır. Arz ederim. Yanlış anlaşılmasın.

Doğan Ay

Telif Hakkı

© Doğan Ay @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

DOĞU PERİNÇEK VE DEVLET BAHÇELİ
ERZURUM KONGRESİ KARARLARI TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN ...

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış