IKI BAKIŞ AÇISI

IKI OLAY IKI BAKIŞ


Çin Bambu ağacının yetişmesi,olumlu ısrar için güzel bir örnektir.
Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir:
Önce ağacın  tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.
Akla gelen ilk soru şudur :
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı? Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır.
Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?
Bir başarı oturduğun yerden meydana gelmez. Sabır azim kararlılık gerek önce.
Bir süre için çalışın tahammül edin. Her zaman inanın. Ve hiçbir zaman geri dönmeyin…


Uganda ülkesinde gönüllü olarak bulunan İskoçyalı genç bir doktor ile Uganda diktatörü İdi Amin'in yolları hoş bir tesadüf eseri kesişir.
Çok geçmez İskoçyalı Doktor İdi Amin'in dostluğunu kazanır, gözüne girer, kısa sürede özel doktoru ve baş danışmanı olur.
İskoçyalı Doktor'un kıvrak zekası İdi Amin'in gücüne güç katar. Ancak gün gelir İdi Amin büyük bir hataya doğru sürüklenmektedir. İskoçyalı Doktor hatayı önceden sezinler ve çekincelerini İdi Amin ile paylaşır.
İdi Amin İskoçyalı danışmanının uyarılarına kulak asmaz, dinlemez ve bildiğini okur.
İskoçyalı kısa sürede haklı çıkar.
İdi Amin yaptığı büyük hatanın farkına varır.
Ne var ki iş işten geçer.
İskoçyalı doktor, adeta kendi kendine isyan eden İdi Amin'e 'Ben seni uyarmıştım' diyerek, böbürlenir.
İdi Amin, İskoçyalı doktora öyle bir yanıt verir ki; İskoçyalı işte o zaman ateşten gömlek giydiğinin farkına varır.
İdi Amin'in yanıtı şöyledir: Evet sen beni uyarmıştın, ama sadece uyarmakla yetindin, beni hata yapacağıma ikna etmedin, baş danışmanım olarak beni ikna edebilirdin...


Oturdugun yerden akıl vermeyle danışmanlık olmuyor beyler hanımlar. Danışmam yol gösteren iseniz risk alacaksınız önderinizi ikna edeceksiniz. Son gücüne kadar ikna etmeye çabalayacaksın.

Gayret edeceksin beynini yoracaksın nasıl ikna ederim diye. Iş işten geçtikten sonra ben söylemiştim size demek görevi hakkı yapmamışsın bay branşman.

Siyasi liderlerin de çevresinde danışmanlar dolu. Nedense seçimden seçime konuşurlar ki genel başkanlar hata üstüne hata yaparlar. Danışman iyiyi doğruyu genel başkanına söylemiyorsa onun danışmanlığı da kendisi de boştur.

Genel Başkanın her dediğini tasdik eden bir kişiden danışman mı olur ?

Unutmayalım büyük liderleri etrafındaki insanlar büyütür.

Doğan Ay
Bir Fotoğraf ve Sosyal Medya Üzerinden Tartışılanl...
Sıkıldım...
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış