HAY DİLİNİZİ EŞŞEK ARISI SOKSUN!

Evet evet yanlış okumadınız dilinizi eşşek arısı soksun. Evet aynen öyle dedim.

Yenemediniz bir türlü egolarınızı. Eski alışkanlıklarınızdan arınamadınız bir türlü. Hâlâ o kafa.

Gelen gelsin. Bırakın eleştirsinler ama siz eleştirileri ciddiye almayın.

Eleştirenlerin hepsi kötü niyetli. Eleştirenlerin hepsi makam derdinde.

Biz ne yapıyorsak doğrudur. Genel başkan eleştirilemez. Haşa hata yapma hakkı olmayanlara bir genel başkan daha eklemeyin desem aktrol olur muyum?

Olsun yine de söyleyeyim yanlış yanlıştır. Kim yaparsa yapsın yanlış yanlıştır.

Demokrasi şenliği olacaksa eleştiri olacak.

Yol alınacaksa eleştiri olacak.

Yok öyle hemen " it ürür kervan yürür" demek.

Iyi süzeceksiniz kim koltuk derdinde kim makam arzuluyor kim iyi niyetle eksikleri söylüyor. Eğer bunları ayırt edemezseniz yazık olur emeklere.

Benim koltuk derdim yok. Makam beklentim yok. Siyaset yapma hakkım da yok. Ne isteyebilirim o zaman? Şahsım için koskoca bir hiç. Kavgamız iyi bir demokrasi iyi bir Türkiye için. Şayet sizin de niyetiniz buysa eleştirilere bir de neden böyle yazılıyor diye bir bakın derim.

80 milyonu kucaklamak gibi büyük laf etmek kolay esas olan o 80 milyonu kucaklamak için sabır edebilmektir.

Şimdi sosyal medyada iyi diyenler oturup bir karar verseler iyi olur. Sizi eleştiren herkes tu kaka değil. Sizi eleştiren herkes aktrol veya balgat destekçisi değil.

Neyse anlayan belki anlar.

Bir zamanlar bir köyün ortasından bir nehir geçermiş. Öyle derinmiş, öyle hızla akarmış ki su kıyısına yaklaşmaya bile korkarmış insanlar.Köyün iki yakasında güzellikleriyle ve becerileriyle meşhur iki kadın yaşar ve birbirleriyle hiç geçinemezlermiş. Her gün giyinir kuşanır, feslerini takınır nehir kenarına gidip karşı kıyıdan birbirlerine laf yetiştirirlermiş. Kadınlardan biri bir gün çok hastalanmış. Eltisine "Benim kıyafetlerimi giy, fesimi de tak, nehir kıyısına git. Bugün beni göremezse kaçtım zanneder" demiş. Eltisini bir güzel giydirmiş ve göndermiş,Elti nehir kıyısına gidip beklemeye başlamış. Derken karşı kıyıdan ilk zehirli laf gelmiş. Elti cevap vermemiş. İkinci, üçüncü taarruz da cevapsız kalmış. Eltinin suskunluğu karşısında giderek daha çok bağıran karşı kıyıdaki kadın sinirden üstünü başını paralamaya başlamış. Ne yapsa karşıdan ses gelmiyormuş. Sonunda öfkeden öyle delirmiş ki, "Sen kim oluyorsun da bana cevap vermiyorsun?" diyerek hışımla karşı kıyıya geçmek için kendini nehire atmış. Atmasıyla beraber azgın nehir suları kadını alıp götürmüş. Elti ayağını sürüye sürüye eve dönmüş. Hasta yatağında eltisinin eve dönmesini bekleyen kadın merakla sormuş "eeee" demiş "Ne oldu?" Elti başındaki fesi çıkarıp "seninki öldü" diye yanıt vermiş. "Nee" diye fırlamış yataktan kadın "Ben seni kavgamı sürdür diye gönderdim, sen düşmanımı mı öldürdün?"Eltisi kadına bakıp "Yok" demiş. "Onu ben öldürmedim, onu kendi öfkesi boğdu"

Öfkenize dilinize sahip çıkın. Dilin kemiği yok.
Eski bir Çin atasözü söyle der: "gül verenin elinde gül kokusu kalır."


Doğan Ay 

Telif Hakkı

© Doğan Ay @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

HAYAL MI? KORKU MU?
TRUMP NEREYE KOŞUYOR?

İlgili İletiler

 

Bu yazışmadaki kişiler

Yorumlar (3)

This comment was minimized by the moderator on the site

"Benim makam mansıp beklentim yok" vurgusu yapmasanız! Beklentim var ve bu kez ben yapmak istiyorum diyenlere ihtiyaç var.
Eskiden Ailemle birlikte yaşadığım Karadeniz'de düğünlerde hanımların hemen kalkıp oynaması hoş karşılanmazdı. Çok ısrar...

"Benim makam mansıp beklentim yok" vurgusu yapmasanız! Beklentim var ve bu kez ben yapmak istiyorum diyenlere ihtiyaç var.
Eskiden Ailemle birlikte yaşadığım Karadeniz'de düğünlerde hanımların hemen kalkıp oynaması hoş karşılanmazdı. Çok ısrar gerekir, halkanın ortsasına çekilir bir iki ağır başlı karşılamadan sonra o nazlı hanımlar iyi horon teperdi. Yetenekli insanlarımız öyle yapmasınlar. Şimdi devir de değişti. Kabiliyeti olanların çekinikliğini uzun tutmamalarında fayda var

Devamı...
Bu yorumdaki ek dosyaları görüntüleme izniniz yok
This comment was minimized by the moderator on the site

Beni tanıyanlar o ifadenin anlamını bilir. Şuan siyaset yapamıyorum devlet memuruyum onu kasettim. Elbet emeklilik dolunca bismillah der bir yerden başlarız. Bir de hani görev istenmez verilir kültüründen geliyoruz ya onun da etkisi var.

Bu yorumdaki ek dosyaları görüntüleme izniniz yok
This comment was minimized by the moderator on the site

Her aşamada terkedilmesi gereken alışkanlıklarımız var, yüzüne gözüne bulaştıranlardan o görevler alınmalı. Ve elbette layığı ile ifa edilmeli. Bizde maalesef ev içinden öne çıkarma eleneği yoktur. Hep gözümüz dışardaki omuzu pullulardadır ...

Her aşamada terkedilmesi gereken alışkanlıklarımız var, yüzüne gözüne bulaştıranlardan o görevler alınmalı. Ve elbette layığı ile ifa edilmeli. Bizde maalesef ev içinden öne çıkarma eleneği yoktur. Hep gözümüz dışardaki omuzu pullulardadır Umarım şimdi ve emeklilik sonunda yapmayı planladığınız her şey olur.

Devamı...
Bu yorumdaki ek dosyaları görüntüleme izniniz yok
Henüz Yorum Yapılmamış