Asım'ın Nesli...

​Asım'ın Nesli, Akif'in zihninde mayalandığından beri sıkça kullandığımız bir ifade. Herhalde en güzel halini, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun bir dizi şiirinde almış. Bu şiirler internette hep yarım yamalak, hatalı halleriyle yer alıyorlardı, buraya koymak istedim.

Ben bu şiirleri Mehmet Akkale'nin Şiirlerle Ülkücü Hareket Antolojisi'nde okuyup bellemiştim. O kitabın yeri bende ayrıdır, hala ezberimdeki bu şiirler, benim neslimden Fırat'ı kaybettiğimizde bir defa daha vurmuştu beni ilk okuduğum günden sonra. Sanırım Osman Öztunç'un Oğul isimli şarkısında besteye uysun diye kısaltılıp farklılaştırılarak okunan hali ve bölümü lüzumundan fazla popüler olmuş, bu şiir serisine hakkı verilmemiş. Aşağıdaki şiirler ezberimden yazıldı, sıralaması farklı olabilir:

I.

Fedâ ettik en sevgili al kınalı koçları 
Güneşin tez doğmasını istemekti suçları
Bıyıkları terlememiş genç irisi şehidler
Türk soyunun yedi gökte parıldayan burçları
 Mayaları Oğuz Atam, Dedem Korkut mayası,
Karılmıştır son peygamber duasıyla harçları
Düğünlerde bayramlarda ellerinde elimiz
Yel estikçe alnımızda, yüzümüzde saçları
Yeşil ekin, körpe filiz, al tomurcuk güllerle
Yedi rengin koyusundan bezeliydi taçları
Cepleri boş, hep yarı aç, giysileri yalın kat
Alparslanca duygularla dopdoluydu içleri
Gelişleri akıl almaz efsaneler gibiydi
Destanları kıskandırdı bu dünyadan göçleri
Ruhlarını ihlas ile devrettiler Allah'a
Kapanırken bizde kaldı gözlerinin uçları
Şehid, gazi, cümle ecdâd, vatan, bayrak, din, devlet
Davacıdır kıyamette alınmazsa öçleri.
Koç yiğitler, cins atlara bütün binip gittiler
Heves dolu, ümit dolu, ülkü dolu hurçları

II.

Karıştılar üçler ile yedilere, kırklara
Ağıtlarda, destanlarda, romanlarda kaldılar
Zûl saydılar el bağlayıp gerilerde durmayı
On bin gidip bir dönmeyen tümenlerde kaldılar
 Sineleri gök kurşunla doldurulan yiğitler
Kanlarıyla tuğralanan fermanlarda kaldılar.
Genç göğüsler vatan diye düşerlerken toprağa
Şom ağızlar, hayretlerde, gümanlarda kaldılar.
Can verenler cennet içre kanatlanıp uçtular
Sağ kalanlar, çakallarla ormanlarda kaldılar.
Devşirilip çer-çöp, saman, hastalıklı tohumlar
Kalbur üstü nur taneler harmanlarda kaldılar.
Hergün mazlum bacalardan arşa doğru yükselen
Kıvrım kıvrım alevlerde, dumanlarda kaldılar.
Yelkenleri bölük-pörsük, süvarisiz gemiler
Hiç yolcusu bulunmayan limanlarda kaldılar.
Ruhumuza mâveradan gizli sesler getiren
Fırtınalar…Gönül denen ummanlarda kaldılar.
Mürüvvetli zamanlardan gelmişlerdi bu güne
Yadırganıp yine aynı zamanlarda kaldılar.

III.

Sakarya'nın kan fışkıran toprağından yoğrulup
Unutulmuş pınarlardan doldurulan testiler…
Azgın kuzey yellerinin ateşinde kavrulan
Bağırlardan, dudaklarda susuzluğu kestiler.
Her birinden bölük bölük yumaklanan bulutlar,
Şol ebabil kuşlarınca kanatlanıp estiler
Haykırdılar…Can bölünmez, et tırnaktan ayrılmaz!
Bozkurt olup, çakalları inlerinde bastılar.
En kudurgan namlulardan boşaltılan ölümü
Döşleriyle göğüsleyip, başlarıyla süstüler.
İtildiler, kakıldılar, dövüldüler, öldüler...
Lakin düşen bayrakları burçlarına astılar.
Yaz yağmuru sağnaklardan kırk ikindi gürleyip
Şom ağızlı baykuşların seslerini kıstılar.
Be dünyalık istediler, ne aferin umdular,
Ne kavgadan vazgeçtiler, ne gücenip küstüler.
Vatan, millet, din ve devlet, alsancaklar hakkına
Dar günlerin erkek arslan sesiydiler… Sustular!

IV.

Vatan oğul, bayrak oğul, devlet oğul, can oğul
Sevmek nedir? Bunu bilen aşıklara bismillah
Bu oğullar Sümeyye can analardan doğdular
Rabbiyessir dileklerden beşiklere bismillah
En hürmetli yar göğsünden ilk yudumlar hakkına
Tan allıklı dudaklardan kaşıklara bismillah
Ad verirken, ilk ezandan, ilk duyduğun kelamda
Göz ve gönül aydınlatan ışıklara bismillah
Emeklerken diz vurduğun, iz vurduğun her yere
Ayaklanıp atladığın eşiklere bismillah
Ak höllükler eleyip de belediğim can oğul
Ninnilere, destanlara, koşuklara bismillah
Hem doğurdum, hem büyüttüm, ısmarladım ve dedim:
Vatan için bütün yavan-yaşıklara bismillah
Gazi oğul, şehid oğul, iman oğul, din oğul
Ak döşünden kan fışkıran deşiklere bismillah
Düşte gördüm... Kanlı başın peygamberin dizinde
Ocaklara, eşiklere, beşiklere... Bismillah!

V.

Kara Mürsel... Kara üzüm gözlü Mürsel, soy oğul
Gündüz Beyce namlı yiğit, Bey Dağınca bey oğul!
Gazi Battal ülkesinin kara yiğit balası
Devlet oğul, mürvet oğul, fidan oğul, toy oğul
Oku dedim oku diyen yüce rabbim hakkına
Seni yüksek mekteplere çok gördüler hey oğul
Hain eller, ak göğsüne kızıl kurşun sıktılar
Evvel giden şol gencecik şehitlere tay oğul
Atam dedin, anam dedin, kanım dedin bayrağa
Hem al bayrak oldun işte, hem bayrakta ay oğul
Bağrındaki kurşunlarla çık peygamber katına 
Ol mübarek avcu içre birer birer say oğul
Bet yüzlüler, kem gözlüler hor bakarmış vatana
Biz tükenip yok olmadan olmaz böyle şey oğul
Denilmiştir, "can sağ iken yurt vermeniz düşmana"
Hem sütünden, hem kanından bu sendeki huy oğul
Ne vermişsem kanımdan, ekmeğimden, sütümden

Helal ettim, helal ettim, helal ettim, duy oğul!


Avrupa Biz Geliyoruz
Teselli
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış