Lider, Doktrin, Teşkilat

AKP ile DOKUZ IŞIK çelişkisi

Geçenlerde çok sevdiğim ve Ülkücülüğünden zerre şüphe duymadığım bir büyüğüm ile siyaset yaptık. Kendisi "Lider, doktrin, teşkilat üçlemesinden vaz geçmem. Biz Ülkücülüğü böyle öğrendik. Davaya asla ihanet etmeyiz, Bilge Lider ne diyorsa o diyerek" bugünkü MHP yönetiminin sergilediği siyasi kararları sonuna kadar destekleyip milli olarak gören Ülkücü büyüklerimdenmiş.

Bu durum beni biraz düşündürüp açıkçası çokta üzdüğünden bir yazı yazayım dedim. Maksat kesinlike Ülkücü ağabeylerimi, amcalarımı kırmak, onlara akıl vermek, ukalalık yapmak değildir. Bu Yazı ile amacım bir nebze olsun sizleri düşündürme, olaya farklı açıdan bakma ve en fazla ufak bir hatırlatmada bulunmaktır.

Efendim öncelikle bildiğiniz gibi doktrine imzasını hiç silinmeyecek şekilde atan Lider merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeştir. O hariç kimse bu Liderlik düzeyine ulaşamayacaktır ve kimse `sorgulanamaz` statüsüne erişemeyecektir. Bu vasıf sadece Türk-İslam Ülküsünü siyasallaştıran ve Parti Kurucumuz olan Başbuğumuza aittir. Onun haricinde her Şahıs Ülkücü kardeşliği çerçevesinde sorgulana bilinir, sorgulanabilmesi lazımdır.

Milli doktrinimiz olan DOKUZ IŞIK, Ülkücülerin sizinde bildiğiniz gibi vazgeçilmesidir. İlkelerde alttaki resimde görselleştirilmiştir (AKP kıyası Facebook´tan alıntıdır). Resimdeki ilkeleri saymayı ve tanımlamayı hepimizin ezbere bildiğini, biliyoruz. Ben bazılarının içini doldurup, doktrinden kesitler alarak, anlatmak istediğim konuda, sizlere misal olarak sunmak istedim. Kullanacağım alıntılar kelime kelimesine doktrinimizdendir ve haliyle Alparslan Türkeş imzası taşır.

​"Amacımız, millî sınırlarımızın içinde yaşayan yurttaşlarımızı, hiç bir ayırım yapmaksızın, din, mezhep ve ırk farkı gözetmeksizin kucaklamak, sevmek, insanca yaşama şartlarına kavuşturmaktır…"

15 yıldır AKP iktidarı 36 etnik kökenden bahseder ve bunu hep tekrarlayarak Türk Milletini ne kucaklamayı nede mutlu etmeyi başarmıştır                (rahat bir şekilde Türk Milleti dediği zaten hiç duyulmamışdir).

"Tarım Kentleri esas olarak dağınık köylerin toplulaştırılmasını, hizmetin ve şehirlerde bulunan imkânların köylünün ayağına götürülmesini, sanayinin bütün yurda dengeli bir şekilde dağıtılmasını, dolayısıyla bölgelerarası dengesizlikler ile şehre göçün kontrol altına alınmasını ve bu suretle gecekondulaşma meselesine de kaynağında çare bulunmasını hedef almaktadır..."

AKP iktidar olduğundan bu yana adım adım tarımı bitirmeye yönelik siyasi tavır sergilemiştir ve bugün tarımın „T" sı bile rafa kaldırılmıştır.

"Millet ve ülke bütünlüğümüzü bölücü, her türlü sınıfçı, mezhepçi ve ırkçı sistemlerin amansız düşmanıyız... Millî Tek ve Mecburi Sendikacılık ile İşveren karşısında güçlenen İşçi Sendikaları, hem temsil ettiği sosyal dilimin haklarını daha iyi savunabilecek ve hem de İşveren kesiminin haklı taleplerini daha rahat karşılayabilecektir... Bu da, başka birtakım tedbirlerle birlikte emek-sermaye barışının kurulmasını temin edebilecektir... DOKUZ IŞIK'ın temel prensibi, emeğe hak ve saygı, sermayeye güven'dir..."

AKP iktidarının eğitimde yaptıkları ap açık ortadadır.

Bu 16 yıllık süreçte 6 ayrı Eğitim Bakanı atanıp, 26 defa Eğitim sistemi değiştirilmiştir. Ayrıca iktidarları süresince yaptıkları milliyetçi okul müdürü ve öğretmen kıyımları idare mahkeme kayıtlarındadır. Ürkütücü sayıyı bilmek isteyenler ordan öğrenebilirler. Başkanlık koltuğunu belirleyen seçim öncesi buna karşı hamle yapılması, yapılanları ve zihniyetlerini değiştirmeyecektir.

DOKUZ IŞIK gençlerin eğitim ve öğretimine özel bir önem yer ayırmaktadır, çünkü doktrine göre önemli sayılan her şeyin sebebi ve gayesi İNSAN dır. Bu sebepten dolayı "Milliyetçi Eğitim Sistemi" adı altına bir eğitim projesini hazırlayıp, kamuyouna duyurmuştur.

AKP iktidarları 16 yıl boyunca yukarıda alıntıladığımız, Başbuğumuzun söylediklerinin beşte birini yapmış mıdır ? Bence açıkça hayır.

Kalkınma ve sanayileşme meselesi doktrinde ayrı bir ağırlık taşıyor. Türkiye'de yıllardır uygulanan merkezden çevreye sanayileşme politikasını yanlış bulup, bunun yerine çevreden merkeze doğru bir sanayileşme politikasının kurulması gerektiği ifade ediliyor.

Koskoca 16 yıllık AKP iktidarında doktrinde istenildiği gibi, çevreden merkeze sanayileşmeyi bırakın, insanların asgari ücretle iş bulacağı bir sanayileşme politikası bile olmamıştır.


Ve üçlemin sonu olan Teşkilat.. En ağır yarayı teşkilatlarımız AKP' Genel Başkanını aday göstererek bunu da beka davası olarak taraftarlarına, yani bizlere sunarak almıştır. Dikkatinize sunarım ki MHP nin son dönemde aldığı bütün kararlı parti içi istişare yapmaksızın, teşkilatların fikrini almaksızın, sadece Genelbaşkanın istemi doğrultusunda alınmasıdır. Bunu yaparken de ağzını açıp Ülkücü hukuku çerçevesinde fikrini sunmak isteyen mensuplarına kapıyı göstermiştir yada bununla tehdit etmiştir. İlçelerimiz kapatılmıştır yada çok anlamda kan kayıp etmiştir.

Kısacası Ülkücülüğünden, doğru iradelerinden şüphe etmediğim ağabeylerim ve amcalarıma içimizde bulunduğumuz çelişkili manzarayı biraz daha göstermek istedim. Liderimiz bellidir, doktrinimizde keza öyle. Dolayısıyla anlayıp sahiplenirsek hayata geçebilir. Ne istediğimize dair bazı hatırlatmaları, sizinde çok iyi bildiğinize emin olduğum şeyleri, yazı içnde konu ettim.

Allah Ülkümüzü daim ve muvaffak kılsın. Düşüncemizin ve Fikriyatımızın ilelebet yaşamasını sağlasın. Teşkilatlarımıza, başta Türkiye ve Almanya´dakiler olmak üzere, dünyanın her yerinde kilerine birlik beraberlik versin.

Allahım Milliyetçi Hareketi doktrinine çelişkisi olmadan, kendi iç huzuru ile, TEK BAŞINA Türkiyeyi yönetmeyi nasip eğlesin.


Konum

SÜPRİZZZZZ!
Sizin Milli İradeye Saygıdan Bahsedecek Yüzünüz Yo...

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış