BEYİNDEKİ KIL DÖNMESİ

Muhterem, sen ancak bilmem nerende kıl olan, azatlık kabul etmeyen, iflah olmaz kölelerine yutturursun; ''Demirtaş muhabbeti'' üzerinden siyasi karşıtlarına göndermeler yapmayı. Sen söylersin, onlar da inanırlar.
...
Senin kabusun olan okuyan, yazan, düşünen ve muhakeme eden insanların ajandalarında kayıtlı; şimdiye kadar her ne halt ettiysen. Sen değil misin; insanları adeta terörize edercesine "Bu devlet var ya bu devlet; size bok yedirdi" veya "Bu devlet var ya bu devlet; Dersim'de mağaralara zehirli gaz vererek, kadın, çocuk yaşlı demeden sığınan insanları katletmiştir" diyen. Sen değil misin, "Osmanlı'da Kürdistan eyaleti vardı, Lazizstan eyaleti vardı; cumhuriyeti kuranların bunlara dair vermiş oldukları sözleri var, artık bunları konuşabilmeliyiz" diyen. Peki buram buram bölücülük kokan ve insanları terörize eden bu sözlerin müellifi, o zamanlar Abuziddin Cumhuriyetinin bağımsızlık mücadelesini veren muhteremmiydi.
...
Ya da; sanki eskisi yıkılmış, yenisi kurulmuş bir devletin başkanı edası ile PKK'yı muhatap kabul edip, T.C Devleti'nin onurunu hiçe sayarak, Oslo da İngiltere'nin hakemliğinde barış görüşmeleri yapma "Sorumsuzluğu"nuz ortadayken; "Önder Apo"un selamlarını çadır mahkemelerin huzurunda T. C Devleti'ne sunan öncü elçilerin karşılanmasında; sen değilmiydin en güçlü ve muktedir olan.
...
Ve, nihayet ne istedilerse verdikleriniz...
Oysa ne güzeldi; iktidar olmuşsunuz ama muktedir olamamışsınız ve "Ne istedilerse verdikleriniz" imdadınıza yetişip; muktedir olmanıza mani olduklarını düşündüğünüz cumhuriyet değer ve kazanımlarına sahip çıkan vatansever, asker sivil her kim varsa; onları Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile zindanlara hapsettiler, sizler de bu davaların savcısı olup, beraber hazzını yaşadınız; siz değilmiydiniz "Bağırsaklarımızı temizliyoruz" diyen.
...
Neymiş efendim; muhalefet nasıl olur da Demirtaş'ın tutuksuz yargılanıp, cumhurbaşkanı adayı olarak çalışma yapabilmesine müsaade edilmesini isteyebilirmiş. Tek adam ve onun hükümranlığı süresince; yukarıda sıralamaya çalıştığım, doğrudan müdahil olduğu ve hiç bir vatanseverin vicdanında asla aklanamayacak olan yaşanmış süreçleri dikkate aldığımızda; seçim şartları ve demokrasi mantığı içinde Demirtaş'ın cumhurbaşkanı adayı olarak meydanlarda kendisini ifade etmesine imkan sağlanmasını önermek demokratik ahlaka sahip olma gereğidir. Şimdi birilerinin kıçında kıl olup, sonra da kıl dönmesi ile geriye saran beyinleri ile beni siyasi infaza tabi tutabilirler, umurumda bile değil. Bunların beyinlerinde kıl dönmesi olunca elbette anlayamazlar, muhakeme edemezler; ''Demirtaş''ları yetiştiren, ayrımcı Kürt Hareketinin öncülerinden Ahmet Türk'ün niçin Devlet Bahçeli'nin önermesi, Erdoğan'ın onayı ile serbest bırakılıp, Demirtaş'ın tutuklu yargılanmasını.
...
Nedeni şudur; tamamen ve tamamen ''Millet ittifakı''nı PKK sopası ile ürkütmek, korkutmaktır. Bunu ilk önce fetö sopası ile Meral Hanım üzerinden denediler ama Meral Hanım'ın iftira atanların boyunlarına taktığı ''Ben bir şeresizim'' madalyonları ile artık sopayı değiştirip, yerine PKK-HDP'yi ikame etmeye başladılar.
...
Cumhur ittifakı yine muhteremin öncülüğünde, ülkemizin yaşadığı ekonomik buhrandan dikkatleri güvenlik sorunu üzerine kaydırarak, oylarını konsolide etme telaşı içinde. Aynen 7 Haziran da tek başına iktidar olmayı kaybeden AKP'nin 1 Kasımda tekrar tek başına iktidar olması sürecine benzer bir süreç takip ediliyor. Doğal olarak böyle bir süreç yürütülmeye çalışılırken; son 16 yıldır meclis çoğunluğuna sahip olmasına rağmen AKP'nin demokrasimizin önünü tıkayan ''Hapis olan birisinin cumhurbaşkanı adayı olabileceği'' imkanının ''Olmayacağı'' şeklinde değiştirilmemiş olmasıdır.
...
Ne kadar komik bir hal değil mi; Demirtaş'a adaylık için gerekli olan ''İyi hal kağıdı''nı verenler ''Aday olabilirsin ama konuşamazsın'' diyorlar. Bu çelişkiyi beyninde kıl dönmesi olanlar fark edemezler, demokrat ahlaka sahip, özgüven dolu karakter sahibi insanlar fark edebilirler.
...
Şimdi cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turunda millet ittifakının şuna hazırlıklı olması gerekir; HDP ve Demirtaş, Erdoğan karşısındaki aday lehine bir söylemde bulunurlarsa; hatta sessiz bile kalacak olsalar dahi; ''Cumhur ittifakı'', ''Millet ittifakı''nın PKK ile beraber hareket ettiği söylemini yayarak, yine trollerle klasik algı oluşturma yoluna gideceklerdir ama millet de şunu düşünecektir; ''PKK otuz yıldır vardı ve devlet zaten mücadelesini sürdürüyordu ama sen fetö'ye ne istedilerse vererek, cumhuriyet tarihinin, belki de Türk tarihinin en büyük ihanet şebekesinin devlete sızmasına sonra da teslim alma girişimi gibi alçakça bir sürecin yaşanmasına neden oldunuz. PKK ile otuz yıldır sürdürülen mücadele kaldığı yerden devam edebilir; ya senin zafiyetlerinin başımıza açacağı musibetlerle savaşı nasıl yürüteceğiz''
Mehmet Soral
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
TÜRKIYE NEREYE GIDIYOR?
İbn Battûta’ya Göre Anadolu Coğrafyası Ve Yol Güze...
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış