​Malûm bugün 14 Şubat Sevgililer Günü… Öncelikle gerçekten samimi duygularla bu günü yaşayan herkesin Sevgililer Gününü kutluyorum. Ancak hazır aylardan Şubat, günlerden 14'ü olmuşken bahaneyle bilmemiz gereken birkaç gerçeğin varlığından da söz etmek istiyorum. Dilerseniz öncelikle 14 Şubat'ın mazisini bir inceleyim. Öyle ya 14 Şubat sadece kış ayının en soğuk günlerinden biri olan Alla...
Devamını Oku
"Kendine has hiçbir fikri olmayan, formül haline gelmiş işporta fikirleriyle düşünen ayaklı kütüphanelere münevver demek zordur." Peyami SAFA Giriş:  Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde geçen tanımlamaların derlenmesi üzerine bilim "Evren veya olaylarla ilgili belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen, deneysel ve gözlemsel yöntemler kullanarak geçerli sonuçlar ü...
Devamını Oku

BIKTIM!..

İnsanların hergün öldüğü bu ülkede, yine bu ülkeyi aşkla severek yaşamaktan, 

İnsanların hergün öldüğü bu ülkede, diğer insanların genç olanlarının vurdumduymazlıklarından, bir kısmının "vah-tüh" seviyesindeki duyarlılıklarından, diğer bir kısmının (içinde benim de olduğum grup) siyaset okumacılığı yapmasından, orta yaşlının her şeye karışmasından, yaşlının ben göreceğimi gördüm zaten artık bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı tavrından,

İnsanların hergün öldüğü bu ülkede devlet görevlilerinin boş işlerle uğraşmaktan başka bir şey yapmıyor olmalarından, muhalefetin ucuz edebiyat cümleleri kurarak sahte eleştiriler yaparken aslında iktidar yalakalığından başka bir şey yapmamalarından, 

İnsanların hergün öldüğü bu ülkede silahlı kuvvetlerin ve güvenlik güçlerinin silahlarını kullanmaktansa, onları kabzaları yerine politik korkularından dolayı neredeyse donlarının içine saklayacak olmalarından,

İnsanların hergün öldüğü bu ülkede televizyonların para kaybetmektense onur kaybetmeyi tercih ederek verilen izinler ölçüsünde gündem oluşturma telaşı içinde olmalarından, gazetelerin toplumsal bilinç oluşturma ve tarafsız haber yapma gibi ilkelerden sıyrılarak politika üretmelerinden, o bunu yazarsa ben de şunu yazarımcı tavırlarından,

Devamını Oku

"Dünyada iki tür nitelik vardır: verimlilik ve verimsizlik…
Ve iki tür insan vardır: verimli ve verimsiz…"

George Bernard SHAW

İnsan doğası gereği hayat bulduğu yeri ve zamanla da ötesini hep merak edegelmiştir. Evrende neler olup bittiğini, bunların içerdiği olayların ne olduğunu bilmek ve anlamak istemiştir. Sıradan insan, doğası gereği günlük yaşamını idame ettirecek ölçüde bilme ve anlama isteği içindedir. Bu faaliyet, çevresel ve içsel olabilir. Ancak insan, eğer bütün bunların üzerine bir de belirli konuların belirli amaçlara yönelik olarak uygun yöntemlerle sistematik şekilde ele alırsa ortaya faklı disiplinler çıkar. Bu amaca hizmet eden disiplinlerin tümüne kısa yoldan "(pozitif) bilim" denilebilir ve bilime ait disiplinlerin temelinde bir felsefe bulunmaktadır.

Devamını Oku

"Eğer memlekette aydınlar varsa onlara halk ağzıyla hitap etmek, bir nev'i hakaret olur ve hiçbir aydın bu basitliği hoş göremez. Memlekette aydın bir zümre yoksa o zaman kime hitap edeceksiniz? Türkiye'deki entelektüel seviyenin nerelerde olduğunu biz de pekâlâ biliyoruz ama biz bu seviyenin hep aynı kalmasının felâket olacağını da biliyoruz. Bütün mesele, onları bu seviye içinde hiç düşünme zahmeti vermeden tatmin etmekse; her şeyin formülünü peşinen veren bir doktrin hazırlayabiliriz; bu bizim için daha kolay bir iş olur. Onlara karşı aynı seviyede veya seviyesizlikte bir başka sistem koymak zor değil; yeter ki insan kendi dışındaki gerçeklere gözlerini ve kulaklarını kapayacak kadar kör, sağır ve vurdumduymaz olsun.Söylediklerimizi anlayan aydınlar varsa bir hizmet yapmış olacağız; eğer böyle bir zümre yoksa yahut yetiştirme imkânı da bulunmuyorsa, Türkiye'ye şimdiden elveda diyelim ve kurtuluş ümidi ile kendimizi aldatmayalım."

Erol GÜNGÖR – Sosyal Meseleler ve Aydınlar

GİRİŞ:

Sanayi İnkılabı öncesinde dünyanın aslında tek bir dünya olmadığı kabulünden bahsedebiliriz. Doğu ve batı medeniyetleri ayrı birer dünyayı tasvir ediyor hatta medeniyetler kendi içlerinde bile dünyacıklara bölünebiliyorlardı. Sanayi İnkılabı ile birlikte bu çoğulcu tavır günümüze kadar tekilleşme süreci yaşamıştır ve elbette bu tekleşmenin başlangıç noktası batı olarak kabul edilebilir. Bu noktada çağdaşlaşma ele alındığında kavramın yeni olarak nitelendirilebilecek ölçüde yakın tarihte ortaya atılmış olması sebebi ile zaman (geçmiş-gelecek kargaşası) açısından bir takım kafa karışıklıklarına neden olmaksızın değerlendirme yapmak önemlidir. İşte Durmuş Hocaoğlu bu özene vurgu yaparak "çağdaşlık, esas itibariyle bir "potansiyel" kavramı ışığı altında bir anlam kazanmaktadır. Çağdaşlaşmak ise alt potansiyelde bulunanın üst potansiyelde bulunanın potansiyeline yükselmesi demektir. Burada dikkatlerden kaçmaması gereken önemli bir husus, çağdaşlaşmak ile kastedilen şeyin düşük potansiyelde bulunanın yüksek potansiyelde bulunan ile potansiyel eşitlemesi, dengelenmesi demek fakat aynîleşmesi, özdeş hâle gelmesi demek değildir." Demektedir [1]. Bu minvalle yazımızın içeriğini, çağdaşlaşmadan entelektüalizme ve nihayet oradan aydınlanmaya giden süreçte Durmuş Hocaoğlu'nun bulunduğu yer ve bu konular üzerine neler düşündüğünün incelemesi oluşturacaktır.

Devamını Oku