Seçilmez Oldum

Uzanırdım arşa, göğe çatardım
Kıtadan kıtaya kemend atardım
Binlerle sayılmaz katar katardım
Yayladan yaylaya göçülmez oldum.

Devamını Oku
  0 yorum

TÜRKÇÜ KARDEŞİMLE SOHBETİM

Sevgili Türkçü kardeşim, Sakın kızma bana ama söylemesem de olmaz... Lütfen bu yazıyı sonuna kadar oku ve yanlışım varsa düzelt...  ​İnanç meselesi farklı Türklük meselesi farklıdır...  İnanç inanan insanla inandığı arasındadır, tarih bu ikisinin arasına girmeye çalışan onbinlerce şarlatanı yazar.  Şimdi eğer sen gerçekten inandığın için Gök Tanrı dinine inanıyorsan sana g...
Devamını Oku
  0 yorum

Dikkat Uzun bir yazıdır

Baştan söyleyeyim uzun bir yazı olacak ve facebook "Devamını Gör?"meyi merak edip etmediğini soracak. Ama sen devamını görme, merak edip de okuma lütfen. Çünkü aksini senden ne zaman beklesem hayal kırıkları semtinde eski hüsranlarımı ziyarete gidiyorum.Okuma lütfen veya okuyacağın her ne ise filmini çekmişler mi ona bak. Bulamazsan da üzülme çünkü okumadığın her satır yaşadığın bir ân'ı...
Devamını Oku
  0 yorum

Muhteşem Tasfiye yahut Maffios Fayda

​Savaş sahnelerinin muazzam bütçe istemesi gerekçesiyle ekseriya harem gibi kapalı mekânların tercih edildiği Osmanlı döneminde geçen diziler arasında neden akıncılar tarzı daha küçük birliklerin sınır savaşlarını, sızmalarını, "dil almalarını" vs. işleyen bir dizi çekilmiyor bilemem. Ancak yazıda alternatif tarihi kurgu konularına girmeyeceğim, entrika ve kanlı mavralar açısından dizile...
Devamını Oku
  0 yorum

Cumhuriyetin Getirdikleri ve Götürdükleri Üzerine

Fernand Braudel, "Tek bir tarih ve tek bir tarih metodu yoktur. Tarih kendi içinde görece esnek ve çok seslidir." Cümlesi ile olması gereken öğretici ve ders alınan tarih anlatısının ana hatlarını çizmiştir. Özellikle bizim ülkemizde tarih, geleceğe not düşmek amacından uzakta gündelik çıkarları şekillendirmek amacıyla kullanılan bir enstrümandır.

Tarih de mutlak doğru aramak yersizdir. Yaşanmış her olay dönemin şartlarına kısa, orta ve uzun vadeli siyasi hedeflere göre ele alınmalıdır. Mustafa Kemal'in Zübeyde Hanım'ın yaşadığı gayri meşru bir ilişkiden olduğunu söylemek yahut resmi tarih öğretisi doğrultusunda II. Abdülhamid Han'ı yahut bütünüyle İttihat ve Terakki'yi kötü/yok saymak her anlamda sakat temeller üzerine bina edilen konulardır.

Maalesef ülkemizde ideolojik kalıplara sıkışmış insanlar tarih bölücülüğü yapmaktadırlar. Kimi Türk tarihini Osmanlı temelli alıyor, kimi Karahanlılar devletinden itibaren alıyor vs. Türk tarihini bütünlüyle benimseyen Göktürklerden Türkiye Cumhuriyetine kadar kurulmuş tüm devletleri doğru ve yanlışlarıyla kabul eden bilinçli, ahlaklı ve yüksek eğitimli bir halk tabakamız henüz oluşmadı ve oluşacak gibi de durmuyor.

Hal böyle olunca yüz yıllık bir geçmişe sahip Lozan anlaşması güncelliğini koruyor ve yeni yorumlarla tazelenip temcit pilavı gibi sürekli önümüze sürülüyor. Tarih bilgisi olmayan, ahlak ve bilinç eksikliği bulunan elitist avam gündelik siyasi gündemler oluşturma çabası ile Lozan gibi konuları kullanarak topluma mesaj vermek gibi yapay bir eyleme başvurarak üretken rolünü oynuyorlar.

Devamını Oku
  0 yorum

LOZAN NEDİR? NE DEĞİLDİR?

​Lozan Antlaşması (veya yapıldığı dönem Türkçesi ile Lozan Sulh Muahedenamesi), 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık (İngiltere) , Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Leman gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace'ta imzalanmış barış ant...
Devamını Oku
  0 yorum

İSİMLER Mİ, FİKİRLER Mİ?

Maaşlı Atatürkçüler'e Reddiye... Ben TÜRK MİLLETİ'ni seviyorum ve elimden geldiği kadarıyla Türklüğü yükseltmek için çalışıyorum. Biliyorum ki, böyle yaparsam Mete Han'ı da, Fatih Sultan Mehmed'i de, Abdülhamit'i de, Enver Paşa'yı da, Atatürk'ü de, Alparslan Türkeş'i de, Atsız Hocamı ve dâhi tarihteki bütün Türk aşıklarını ve Türk Milliyetçileri'ni de onların insan yani hata yapabileceği...
Devamını Oku
  1 yorum

TOKATÇILAR DİYE BİR BİRLİK YOK

​Ülkemizde insanlara tarihçi olduğunuzu söylediğiniz zaman sorulabilecek ve sorulan üç soru vardır. İlk ikisini soruyorlarsa sıkıntı yok ama üçüncü sorunun şerrinden kaçının! Birincisi illa herkese sorulan, "Sen şimdi bitirince ne olacaksın sorusu?" Bu soruyu ben doktorasını yapmakta olan araştırma görevlisine bile sorduklarını gördüm. Başa gelen çekilir kavlinden bir sorudur.  İkinci s...
Devamını Oku
  5 yorum

ORTAÇAĞ KİMİN ORTAÇAĞ'I?

Bize öğretilen tarih kimin tarihi? Batı kaynaklı ve bize dikte edilmiş "resmi tarihte", Fatih Sultan Mehmet Han'ın, İstanbul'u fethetmesiyle orta çağ'ın kapanıp yeni çağ'ın başladığı yazar...  Bugün bile küçükten büyüğe sordunuz mu, orta çağ ne zaman bitti, yeni çağ ne zaman başladı diye 1453 yılında İstanbul'un fethiyle cevabını alırsınız.  Buradaki "orta çağ" karanlığı, yaram...
Devamını Oku
  0 yorum