ÜLKÜCÜLER NEYİ SEVİYOR SEVMİYOR? Ne kadar seviyoruz kendimize bir genel başkan seçmeyi Ne kadar seviyoruz seçtiğimiz genel başkanın bizim yerimize düşünmesini Ne kadar seviyoruz seçtiğimiz genel başkanın mutlaka bir bildiği vardır demeyi Ne kadar seviyoruz yerimize birinin karar vermesini Ne kadar seviyoruz elin hıyarı ile cacık yapmayı Ne kadar seviyoruz biat etmeyi Ne kadar seviyoruz ...
BÜTÜN ANNELERE Bıktırdı siyasetin pis kokan havası. Yordu bizi sahte düşünceler. Kimliksiz kişiliksiz siyasi yapılar öldürdü içimizdeki çocuğu. Yüreğimiz yangın yeri. Nerede eski demler. Her yanımız cehennem çukuru. Fırıldaklık en güzel meslek. En güzeli boş vermek. Adaletsiz bir dünyada neyin adaletini bekliyoruz? Nasıl olsa bütün işlerimizi Allah'a gönderdik. Boş verin dedim ya. Gelin...
Milliyetçilik en basit tabiriyle milleti sevmek demektir. Milliyetçilik milleti sevmek ise Türk Milliyetçiside Türk Milletini sevene denir o halde. Peki her seviyorum diyen seviyor mudur acaba? Ya da sadece seviyorum demekle hiç icraata dökmeden söylemle olur mu? Hani büyük Türk edebiyatçısı Cengiz Aytmatov ölümsüz eserinde ne diyordu "sevgi emektir". Bizimde anahtar kelimemiz emek olaca...
Bir Ölüm... Bir Cenaze... Bana o kadar şeyler öğretti ki...
İçimde biriken yaşlar gözümden dökülemese de şimdi klavyenin ucuna dökülecek belki de. Ne kadar uzak olsan da gerçekten Baba Yarısı diye bir duygu varmış. İşte bunu öğrendim. Mesafelerin kan bağını koparamayacak kadar güçlü olduğunu öğrendim.
Siz hiç boş bomboş bir hayat yaşadığınızı düşündüğünüz oldu mu? Benim olurdu ara ara... Bu dünyaya hiç bir şey bırakamadan gitmek. İsminin bir gün bir yerlerde kaybolması. Mezarının başında olur da denk gelirse belki biri bir Fatiha okur gibisinden... '
Evet, bugüne kadar pek çok tanınmış insanın cenazesini ya bizzat katılarak veya televizyonlardan gördüm. Sanırım en akılda kalanları parti genel başkanları oldu. Özal'ı cenazesi çok kalabalıktı. Milyonlar vardı cenazesinde. Neden olmasın ki; O bir cumhurbaşkanıydı. Başbakan ve bir partinin genel başkanlığından geçmişti bu mevkiye. Başbakan olduğu son seçimde milyonların oyunu almış...
Eserlerinin sadece adlarını alt alta yazsak başka eserler meydana gelir. O müzik sanatının duayeni, o bir filozof, o bir dünya gezginiydi... Bir pedagog, bir çocuk psikoloğu kadar çocukların ruhuna dokunabilendi, o hepimizin Barış Abisiydi. Abimin de asker arkadaşı... Polatlı Topçu Füze Birliğinden... İlk ve tek kısa saçlı fotoğrafını o zaman görmüştüm. Her eseriyle hayatın bir ba...
Dört mum yavaşça yanıyordu.Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu.İlki söyledi: '' ben barışım!"Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü.İkincisi söyledi:'' ben inancım!" neredeyse herkes benim artık gerekli olmadığımı düşünüyoro nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok''Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar h...
Telif Hakkı
© Doğan Ay @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.
Duydum yine işkembeden atmışsın,
Şalaktan anlamam, sana ne diyem,
Anlaşılan kıçın açık yatmışsın,
Dalaktan anlamam, sana ne diyem?
Bir kristal uykusuzluğu gecenin deminden çıkartan gözleriyle öylece tutunuyordu dikdörtgen masasının kenarına. Abanoz karanlığın tam ortasında perdeyi kısmi aralayarak şehrin nar tanesi ışıklarına bakışlarıyla klark çekiyordu. Hafiften üşüyordu zamanın kucağına yatırdığı gövdesinin en nadide sayılan noktaları. Örneğin ayakları, kolları ve burnu. Yine de masasının çentik atılmış, kestane...
