Ne kara vicdanın var imiş senin,
Sanma sakın vicdanının sesiyim.
Meftunu değilim artık busenin,
Zerrece insafın var ise senin,
Bendeniz Monako prensesi'yim.
Yine saat sabahın beş'i,
Gün ışımaya daha çok var…
Birkaç saate okunur ezanlar,
Sen sıcak yatağında uyuyor musun yar?
Ben bir geceyi daha öldürdüm,
Ama aldırma…
Nazan bu dağlara kar düşmeyince
Çığ gibi çoğalan sel bize tuzak.
Ormanlar toprakla örtüşmeyince
Yaprağı kuruyan dal bize tuzak.
Efendim istisnalar elbette kaideyi bozmaz. Fakat bizim bazı dava arkadaşları, yıllar yılı o siyah ceketlerin ve kösele ayakkabıların içinde mahvoldular. Hele hele son bir aydır yaşadığımız coronavirus, nam-ı diğer Covid-19 sebebiyle eve kapanmak bütün kimyalarını bozdu. E zor tabi, köşedeki büfeden bir paket sigara almak için bile Roma'nın fethine gider gibi siyah takımlı koloni halinde ...
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bilmem kaçıncı defa bir linçe maruz kaldı.Ve İlahiyat Fakültesi'nden istifa etmek zorunda kaldı.Hoca, "Artık susacağım" dedi.Yani bu memleket yetişmiş evlatlarını yemeye devam ediyor. Maalesef, insanlık için bu yıkım da kurallardandır.Dünya tarihi, öne çıkmış binlerle ismin gördüğü kötü muamelenin de tarihidir.Peygamberler, mûcidler, her konunun önderleri, alışı...
"Sen Ölünce Kim Ağlar?" Robin Sharma'nın kitabı… O kitabın bir yerinde şöyle der: "Siz öldüğünüzde ardınızdan kim ağlayacak? Bu gezegenden gitme ayrıcalığına ulaştığınız zaman kaç yaşamı etkileyeceksiniz?" Ardından milyonlar ağlıyor Bekir Coşkun'un. Yaşamlarını etkiledikleri ağlıyor. Çünkü eğilmedi, bükülmedi, atmadı satmadı. Doğru bildiği yoldan hiç şaşmadı. Öyle lisanı münasiple yazdı ...
Nerdeyse arkadaş bile değiliz
Bir kere yan yana geldiğimiz yok.
Vefadan kalmamış ufacık bir iz
Beraber ağlayıp güldüğümüz yok.
