Zulmünle kaldırıp asi başını
Masuma gösterdin kanlı dişini
Üstelik sırdaşın, can yoldaşını
Sırtından vuran sen, sen değil miydin?
Meraklı vatandaş sordukça niçin
Anlattık farkını manevi göçün
Cennetten köşeler vadetmek için
Din ile sömürdük biz bu ülkeyi.
BEN DE SiZDENİM DİYEBİLMENİN ESRARI Dokunmadığımda bir sızıya, hissetmediğimde bir acıyı eksik kalabiliyordum. Sızlamalı bir yanım, diyor ve duyumsuyordum; yoksa neye yarar diyordum, yoksa neye yarardı benim var oluşum? Salt ben yaşamalıydım bu dünyanın cennetini; burnum havada yürümeli, gezmeli, tozmalı; kahkahalar atıp ağzı kulaklarında mesut bir hayat yaşamalı; bencil mi bencil bir gö...
Seninle yeşerdik biz bu toprakta
Ormanda rastlarsın, dağda sen bana.
Yeşilin tonunda, aynı yaprakta
Üzümde rastlarsın, bağda sen bana.
Telif Hakkı
© tahtapod.com
"Ömürden şu geldi, bu geçti" derken
Yaşanan yaşanır geç yahut erken
Huzurun seyrinde gevşemek varken
Gerilip kendini kasar mı dersin?
Telif Hakkı
© tahtapod.com
Kirlenen düzenin peşinden gidip
Akışın tersine hareket edip
Bulanık sularda yüz dedin bize.
Gür idi bir zaman; yemyeşil, koyu
Şahsımı peşine takarken dağlar.
Nasıl da heybetli coşardı suyu
Bir baştan bir başa akarken dağlar.
Hep aynı partiye veren bu seçmen.
Zûlmünden şaşmayan zâlimin direkt
Yoluna çiçekler seren bu seçmen.
