​Siyâsî partilerin ideolojik bütünlüğü olan fikirleri iktidâra taşımada -İspanyol sosyolog José Ortega y Gasset'in (1883-1955)- 'kitle adam' (sıradan/düz adam) diye târif ettiği, toplumun en büyük kitlesini oluşturanlara hitâp etme zorunluluğu nedeniyle noksân kalmaktadır. Bu bağlamda (ideolojik bir görüşü savunan) siyâsî partiler iktidâra gelmek için ideolojik bütünlüğü olan fikirl...
Devamını Oku

Avrupada modası geçmekte olup, ülkemizde sıcaklığını koruyan konulardan biri de çokkültürlülüktür. Çokkültürlü sosyal yapılanmalar özellikle sömürge ülkesinden 'anavatana' yerleşmiş yabancılarla, işçi göçü sebebiyle yerleşmiş yabancılara tanık olduktan sonra uygulanmaya başlanmış, liberal ve sol çevrelerde oldukça desteklenmiştir. Kabaca çokkültürlülüğü tarif etmek gerekirse, çokkültürlülük herhangi bir içtimai topluluk içerisinde farklı kültürlerin yanyana yaşatılıp devam ettirilmesi, bunlara devlet eliyle izin verilmesi, bu kültürlerin de oldukça yüzeysel prensiplerle birbirine bağlanarak bir liberal kültür oluşturulmasıdır. Burada ülkedeki mevcut egemen kültürün diğer azınlık kültürlerlerine egemenlik gütmediğini, bunun ancak genel prensipler üzerinde uygulandığının altını çizmek gerekiyor.

Devamını Oku

Darbenin gündüz vakti saçma sapan bir saatte yapılması, girişimin duyulması üzerine erkene alındığıyla açıklandı. Yoksa darbeyi gece yaparsınız, sabah millet yeni bir güne, yeni bir Türkiye'ye uyanır.

15-16 temmuz 2016 günleri Türk milleti olarak bir darbe girişimine tanıklık etti. Darbe girşiminin -veyâ terör saldırısının- ilk saatlerinde birçok kişi olan bitene anlam veremezken en önemli bilinmeyen, darbenin kimler tarafından hangi amaçla yapıldığıydı. Kendine 'Yurtta Sulh Konseyi' adını veren bu cuntanın TRT aracılığıyla deklare ettiği darbe bildirisi, görünürde kemalist/ulusalcı bir etki bırakma amacında olsa da, bu bağlamda fazla renk vermiyordu. Nitekim bildiriye rağmen darbe girişiminin arkasında Fethullah Gülen Cemaati'nin/Paralel Yapı'nın olduğu açığa kavuştu.

Darbe girişiminin ilk saatlerinde, her ne kadar az da olsa, sırf AKP ve Recep Tayyip Erdoğan bertaraf edilecek diye sevinen, bu girişimi hoş karşılayan insanlar oldu. Bu durumun Ülkücü Hareket ve Türk milliyetçileri arasında başka cenahlara kıyasla daha az olduğunu iletmem gerek. Türk milliyetçileri milletin egemenliğini yok sayan herşeyin karşısındadır. 12 Eylül 1980 darbesiyle kolu kanadı kırılmış, maddî ve manevî açıdan çökertilmiş Ülkücü Hareket mensupları itidalli davranmıştır. Türk milliyetçilieri sırf AKP veyâ Recep Tayyip Erdoğan gidecek diye darbe girişimine sevinmediler, hoş karşılamadılar hatta AKP'liler kadar tepki koydular. Eğer askerin siyasette yeri olsa Alparslan Türkeş üniformasını çıkarmaz, çıkarmakta kararlı olmazdı. Kaldı ki, özellikle orta yaş ve üstü ülkücüler 12 Eylül'ü gördü ve yaşadı. İkinci bir 'Our boys have done it' vakasına Ülkücü Hareket'in sevinmesi zaten abes olurdu. Türk milliyetçileri darbelerin kimseyi dinlemeden kendi diktasını kurduğunu, bunu yaparken fütürsuzca ve sorumsuzca yaktığını ve yıktığını biliyor. 15 Temmuz gerçekleşecek olsa ne AKP, ne MHP ne de CHP kalacaktı. Kalan sadece Cemaat, Cemaat, devlet olacaktı. Yaşı ilerlemiş olan Fethullah Gülen, çok özlediğini ilettiği memleketine Humeynî gibi geri gelecekti. Sonrası onun insafına kalmış.

Devamını Oku

1 kasım 2015 seçimlerinde yaşanan hezimetten sonra MHP içindeki muhaliflerden eski MHP Iğdır milletvekili Sinan Oğan'ın başlattığı 'değişim' talepli sürecin sonuna gelmek üzereyiz. Sinan Oğan'ın ardından Meral Akşener, Koray Aydın, genel başkan yardımcılığı görevinden ayrılarak aday adaylığını açıklayan Ümit Özdağ, Süleyman Servet Sazak ve Sait Gönen de, değişim talepleriyle MHP genel başkanlığına aday adaylıklarını açıklamışlardır.

Balgat'ta bulunan MHP genel merkezinin yoğun baskıları ve işi, toplanan yüzlerce delege imzasına rağmen, yokuşa sürme girişimleri MHP tabanını yormakla kalmamış, genel merkeze ve genel başkan Devlet Bahçeli'ye olan öfkeyi ve kızgınlığı arttırmıştır. Genel merkez tarafından yönlendirilen ve Ortadoğu Gazetesi'nin taşeronluk ettiği algı yönetimi ve karalama operasyonlarına MHP tabanının itibar etmediği, inanmadığı genel merkez odaklı sosyal medya hesap ve sayfalarını bir göz gezdirmeyle anlaşılıyor. Bu tarz manipülatif haberlerin Balgat'a ve sayın Devlet Bahçeli'ye olan kırgınlığı arttırdığından şüphe duymuyorum.

Malum olduğu üzere MHP tabanı bu tarz manipülatif, abartı veya düpedüz yalan haberlere AKP savunucusu 'havuz medyası'ndan alışkın. Bu durum MHP tabanının her habere balıklama atlamamasını, okuduğunu sorgulayıp analiz etme şiarını alışkanlık haline getirmiş olduğunun bir göstergesi. Yine de bunun böyle olması üzerinde çok durulacak bir mevzu değil. Burada üzerinde durulması gereken mevzu MHP tabanın MHP genel merkezinden yönlenidirilen haberlere aldırış etmemesi ve kaale almaması.

Devamını Oku

Milliyetçi Hareket Partisi'nde Devlet Bahçeli muhalifleri olan genel başkan adayları bundan birkaç ay önce olağanüstü kurultayı dillendirdiler dillendireli, özellikle MHP yönetimi ve onun propaganda aracı olan Ortadoğu Gazetesi'nde, tetikçi kalemşörler tarafından karalandılar. Adayların neredeyse tamamı çeşitli kelime oyunları, bilinçli-bilinçsiz çarpıtmalar ve algı yönetimleriyle topa tutuldular. Fakat Balgat'ın algı yönetiminin MHP tabanına sökmediğini, ülkücülerin bu numaraları yemediğini Balgat ve Ortadoğu Gazetesi çalışanları ibretle şahit oldular. Karşılarında koyunların değil, bozkurtların olduğunu unutmuş olmalılar. Işbu yazı esasen bir sosyal medya platformunda bir tartışma üzerine verilmiş cevabın genişletilmiş halidir. Bahçeli hariç MHP genel başkan adaylarından öne çıkanlar hakkında bir değerlendirme barındırmakta ve bilhassa, başlıktan anlaşılacağı gibi, neden Meral Akşenerîn MHP genel başkanı olması gerektiğini izah etmektedir.

1- Meral Akşener üzerine dillendiren en önemli eleştirilerden biri, Akşener'in DYP geçmişi ve rahmetli Alparslan Türkeş hayattayken başka bir partide bulunmasıdır. Buna ilaveten Akşener'in AKP'nin oluşum sürecinde bulunması da eleştiri konusu yapılmaktadır. Öncelikle bu bağlamda bir yanlış algıyı güzeltmek gerek, Akşener AKP kurucularından biri değil, kuruluş sürecinde bulunmuş fakat parti kurulmadan yanlarından ayrılmış biridir. İkisi farklı şeyler. Mâzisinde başka parti vardır, doğrudur. Fakat Celal Adan gibi bir şahsı hazmedenlerin bu konuya takılmaması gerekiyor. Nitekim Akşener MHP'de aktif siyaset yaparken Türkeş'in yanından ayrılanlardan değil, siyasi hayatına başka bir partiden girmiş biridir. Kendisi defaatle ülkücü bir aileden geldiğini açıklamıştır. Bu konuda sıkıntı yoktur fakat MHP'nin başında başka partide mazisi olanın genel başkan olup olmaması gerektiği tartışabilecek bir konudur. Birazdan izah edeceğim gibi, şu siyasi konjonktürde bunun önemli olmadığını düşünenlerdenim.

Devamını Oku

İngilizce veya herhangi bir Batı kaynaklı metinde Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücü Hareket'in tarihine dair incelemeler yapanlar bilirler, MHP'nin yabancı dillere tercümesi yaygın olarak iki farklı biçimde yapılır. İngilizce'den örnek vermek gerekirse bunun ilki 'Nationalist Action Party,' ikincisi ise 'Nationalist Movement Party'dir. Anlaşılacağı üzere bu tercümelerin ilkinde 'Hareket' sözcüğü 'Action' (aksiyon) sözcüğüyle, diğerinde 'Movement' (Hareket) olarak karşılanmıştır. Bu yazıda ilk bakışta önemsiz gibi görünen bu nüans farkının üzerinde durulacaktır.

Devamını Oku