Marjinal terimi iktisadi bir karşılığa sahip olsa da, siyasi karşılığı da bulunan bir kavramdır. Ancak, iktisat ilminde olduğu gibi terimsel değil, sıfat olarak siyasi bir karşılığa sahiptir. Aşırı, aykırı ya da uç gibi anlamlarıyla siyaset dilinde kendine yer bulan marjinal kavramının Türkiye'de karşılığı yapılmak istenen unsur, Milliyetçi-Ülkücü Hareket ve onun mensupları olan Ülkücü T...
Devamını Oku
Belki de beyhude bir çaba olacak bu çırpınışım. Belki de, benim gibi düşünenler haricinde bir Allah'ın kulunda dahi olumlu bir karşılık bulmayacak yazım. Ancak, Hz. İbrahim peygamberi ateşten kurtarmaya taşıdığı bir damla su ile giden karıncanın azmi ve inancı, bu yazı üzerinden başta MHP milletvekillerine ve azınlıkta olsalar da bizim gibi düşünmeyen ülküdaşlarımıza seslenmek için kalemime sarılmama sebep oldu. Başkanlık ya da örtülü adıyla partili cumhurbaşkanlığını öngören anayasa değişikliği meclis genel kurulunda görüşülürken, MHP milletvekillerinin bazı hususları aklından çıkarmaması gerektiğine dair tarihe not düşme hevesi, bu yazıyı yazma dinamikleri arasında yok desem, yalan söylemiş olurum.
Devamını Oku

Ülkücüler, sadece MHP'nin değil aynı zamanda Türk siyasi tarihine geçecek olan demokrasi ve hukuk mücadelesinde kelimenin tam anlamıyla destan yazıyorlar. 

1 Kasım sonrası başlayan bu mücadelede, engelli bir maratonda koşarcasına Balgat'ın önlerine çıkardığı bütün engelleri bir bir aşıyorlar. Siyaset akademilerinde ders olarak okutulacak şekilde verilen bu demokrasi ve hukuk mücadelesi henüz nihai hedefe ulaşmamış olsa da birçok şeyi kanıtladı ve gerçekleştirdi bile. 

Mesela söz konusu mücadele en başta; MHP'nin birilerinin babasının çiftliği gibi yönetilemeyeceğini ve eninde sonunda Ülkücülerin buna rıza göstermeyeceğini kanıtladı. Bununla beraber bu destansı mücadele;

Devamını Oku

Fatih Ergin / ​Ortadoğu Gazetesi - 20 Aralık 2015 

Türk siyasetinde '' merkez '' kavramı, çeşitli dönemlerde tartışma konusu olan hususlardan biridir. Ancak bu tartışmalar, bugüne kadar hep siyasetin sağ ve sol yakası üzerinden yapılmış, sağ ve sol çizginin arasında bulunan siyasi merkez daima yok sayılmıştır. Söz konusu merkezin varlığını anlayabilmek için önce Türk siyasetin sağ ve sol yakasını değerlendirmek gerekir.

Sağ ve sol kavram, ilk kez 1700'lü yılların Fransa'sında siyasi literatüre girmiştir. Türk siyasetinde ise, cumhuriyetten sonra ve 1950'li yıllardan itibaren karşılık bulmaya başlamıştır. Ancak siyasi partilerin sağ ya da sol tarafta somut olarak saf tutmaları, 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonraki döneme denk gelir. 1965'te, CHP lideri İsmet İnönü, CHP'nin ortanın solunda olduğunu söylemiştir. İnönü'nün CHP'yi ortanın solunda konumlandırmasının temel sebebi, Marksizmin gençliği etkisi altına alma sürecine girmesi ve bu durumun İnönü tarafından tehlike olarak görülmesidir.

Devamını Oku