10 Kasım...

Tarihin 9 Kasım'ı devirdiğini bir kesik öksürüğün ardından anladı. Tam o sırada kalbine vatanı, tek kurşun dahi atılmadan düşmana teslim edilen Selanik'in acısı

​Kesik bir öksürükle gözlerini açtığında köstekli saatine doğru uzanmak istedi lakin yorganı üstünden kaldıracak o kuvveti toplamakta da zorlandı.Akrep ve yelkovanın hangi sayılar üstünde durduğunun merakını da bir süre sonra üstünden attı çünkü artık o da farkına varmıştı pek önemi de kalmamıştı bunu öğrenmenin.Yarım bir şekilde açılan gözlerini tavana doğru diktiğinde bir insanın gece vakti başına gelebilecek en berbat şey onu da yoklamıştı. Bambaşka bir yerde hayata başlamış şimdi hangi zamanının içinde olduğunu bile bilmediği,bambaşka bir yerdeydi. En son ne zaman böyle hissettiğini düşünmek üzere Tanrı'dan bir müddet daha beklemesini rica edercesine derin nefes aldı.Sarı Mustafa diye kendisine seslenildiği Selanik günlerine gitti, ana kucağının, baba ocağının sıcaklığına atmak istemişti kendini sonbahar İstanbul'unda.En çok da o günleri özlüyordu, belliydi gözlerinin içinden. Sarı Mustafa'nın Kemal'ine doğru çoktan yola koyuldu. Masabaşında yitip giden vatanı için asker olmayı kafasına koyduğu, fırtınalı bir denizin ortasında alabora olmuş bir milleti çekip kurtardığı o yıllara gitti. Ali Rıza oğlu Selanikli Mustafa , Manastır'daki yatakhane yatağını, dolabını da düşünmeyi ihmal etmedi. Anılarını, gençliğini ve çocukluğunu sığdırmaya çalıştığı Manastır Askeri İdadisinin dolabının yerinde şimdi kim bilir ne vardı diye düşündü.

Devamını Oku

Telif Hakkı

© Umut Dumangür @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

 Galeri

 Blog Takvimi

Lütfen takvim görünümü hazırlanırken bekleyin