KADINLAR ÖLDÜRÜLÜYOR

inbound2945324004349367445

Dikkat: Burada yazacaklarım birer hayal ürünüdür.

Tartıştığı kadını dokuz ayrı yerinden bıçaklayıp altıncı katın balkonundan attı, attığı kadın alttan geçen kadının üzerine düştü. Düşen kadın öldüğü gibi yoldan geçen kadın da öldü.

Seni seviyorum, neden anlamıyorsun sun sun sun? Ben daha çok seviyorum, sen daha az zırvalıkları yüzünden tartıştığı kadını beşinci katın balkonundan attı, attığı kadın alt balkonda komşusuyla konuşan kadının üzerine düştü. Düşen kadın öldüğü gibi komşusuyla konuşan kadın da öldü.

Müstakil bir evin üçüncü katında oturuyorlardı. Komşunun oğluyla bayağı samimisin, bu samimiyete bir son ver, kıskançlıktan çatlıyorum diyerek karısının üzerine kaynar su döküp mutfak tüpüyle kafasına vurdu. Yere düşen, can çekişen kadını üçüncü katın balkonundan attı. Attığı kadın müstakil evin bahçesini eşeleyen kırk dokuz yaşındaki kadının üzerine düştü. Düşen kadın öldüğü gibi üzerine düştüğü kadın da öldü.

Burası köy yeri değil, ıssız alan hiç değil. Burada don atlet balkona çıkıp çay sigara içemezsin, karşıda bekâr kızlar, evli kadınlar var. Kendini bilen insanların karşısına böyle çıkamazsın dediği adam tarafından önce dövüldü, sonra sekiz yerinden bıçaklanıp üçüncü katın balkonundan aşağı atıldı, altta kızıyla konuşan otuz beş yaşındaki kadının üzerine düştü, düşen kadın öldüğü gibi kızıyla konuşan kadın da öldü.

Olmadık yerde kavga çıkardı, evin huzurunu kaçırdı. Bir baltaya sap olamadı, sap olduysa da baltayı bulamadı, ortalığa rezil rüsva oldu, bir gün bile sigortalı işte çalışmadı, çalışıyorum palavrası sıktı, bir kez olsun etrafındakilerle iyi geçinemedi... Yevmiye usulü kazandığı üç beş kuruşu da kumarda yedi, karısının emeğini çarçur etti, bir gecede sanal kumara yatırdı, sıfır çekti. Zengin olacağım hayaliyle sahtekâr, hileci, düzenbaz kumar sitelerine elini verdi, kolunu kurtaramadı, bağımlılık derecesinde oyun tutkunu oldu. Evini Dingo'nun Ahırı'na çevirdi, karısını görmezden geldi, elektriğin, suyun, doğalgazın borcunu ödemedi, kirada oturduğu dairenin sahibiyle tartıştı, iyi geçinmeyi bilmediğinden kimseyle yıldızı barışmadı. Ona sorsan herkes alçak, kaypak, yetersizdi. Mesela kadının aklı kısa, saçı uzundu, ona sorsan kadınlar şeytandı, hele hele mini etekli olunca da namussuzdu!

Sokakta yürümesini bilmedi. Yoldan geçenlerin üzerine yürüdü, kendi mahallesinde horozlandığından olsa gerek, başkasının mahallesinde tavuk bile olamadı. Ona sorsan dünyanın tek gücü kendisiydi, tek ruh sahibi, tek ahlâklı, dürüst kişisi. 

Her şeye bir kılıf uydurdu, oyunbozanlık etti, bir kez bile sözünde durmadı, döneklik yaptı, döndü, kıvırdı, sağı soluna uymadı, ikiyüzlülüğü açık sözlülük sandı, yalanı pırasa gibi doğradı. Adamın olmadığı yerde adam dahi olamadı. Her ne yaşadıysa, dışarıdan getirdiği rezillikleri evin içine soktu, merdivenlerden çıkarken bina sakinlerinin yüzüne nefretle baktı, gelene geçene selâm vermedi, selâm verenlere kin kustu. Kini, nefreti ve öfkesiyle dairesinin kapısını tekmeledi. Eli boş geldi, fazlasıyla da sarhoş, hak etmediği değeri gördüğü hâlde hak edermiş gibi karşı tarafı suçladı. Mutfağa yönelip çay istedi. Olmayan çayı veremezdi kadın. Yapsaydın dedi, neden yapmadın? Neden yapayım, nasıl yapayım? Çay mı satın aldın, olmayan çayın hesabını veremem diyen kadının üzerine yürüdü, balkondan atmak istedi, giriş katta oturduğunu anlayınca saçından sürükleyerek mutfağa götürdü. Eline aldığı çelik çaydanlıkla vura vura öldürdü günahsız kadını. 

Kendisi aldattı, karısı aldatmadı. Kendisi oyun oynadı, dümen yaptı, karısı oynamadı, dümen yapmadı. Kendisi kurdu, kendisi bozdu, karısı bozmadı. İlgiyi alakayı kesti. Git, dedi kadına babanın evine. Gitti kadın. Çık gel, dedi babanın evinden, gelmedi. Sen nasıl gelmezsin diyerek internetten kitap satın alır, tereyağından kıl çeker gibi kalın bir roman fiyatına satılan pompalı tüfeklerden aldı, hem karısını hem de kayınvalidesini kurşun yağmuruna tuttu.

Mafya dizilerinden etkilendi, neden dedi benim siyah takım elbisem yok, neden yoksul çocuklara bisküvi, çikolata dağıtamıyorum, neden simsiyah arabalardan inemiyorum, neden benim korumalarım yok, yahu neden bu çocukların bisküvisi yok diyerek evvela internetten siyah bir takım elbise aldı, siyah takım elbisesine uyumlu bir tabanca bir de bisküvi. Gitti boş bir alana, dank dank dank. Şişeler yerlere serildi, uzaktan yakından nişan aldı, ateş dedi, güm güm güm! Sonra yürüyüşünü değiştirmek için prova yaptı. Kartallar gibi açılarak iki yana, ağır adımlarla yürüdü, ağır abi olmak için ovaları dize getirdi, kayalıklara nişan almaya, cam şişeleri devirmeye devam etti. Bir eksik var dedi, evet ya, kesinlikle bir eksik! Ağır abi olmanın en sembolik şeyi nedir? Nedir? Tabii ki tespih! Evet evet, tespih! Tespih şart dedi, kıraathaneye koştu, bir çay içti, bir kek yedi, halkın huzur ve sükununu bozmamak için mümkün mertebe sessizliği sağladı. Ocakçının kulağına eğildi, abi var mı dedi? Dur abi, sorma dedi, ben söyleyeyim, tespih var mı abi? Şöyle tam da siyahlarından ha abi! Kehribar olursa çok iyi olur ha abi! Olmaz mı dedi ocakçı, git Seyit Ağabeyin yanına, elini göster, işaret parmağını ilk boğumdan büküver, o anlar! İlk boğumdan büktü parmağını, Seyit Ağabey anladı, elini cebine saldı, al dedi, yakışır kardeşime. Tespihi aldığı gibi kayalıklara koştu, takım elbisesi içinde terlese de vücudu aldırmadı, tabancasını kayalıklara çevirip dank dank dank etti. Sabahtan akşama kadar bir hafta boyunca dank dank dank. İkinci hafta da aynı elbiselerle mahallede yürüdü, perşembe akşamları mafya dizisi seyretti, cuma günü en ön safta namaza durdu, amin dedi, cuma öğleden sonra atış talimleri için kayalığa gitti, kartallar gibi yükseldi, sırtlanlar gibi ısırdı, aslanlar gibi kükredi. Yer yer değişen atmosfer ve tehlikeye karşı doğaya uyumlu yaşadı, hayvanlar alemine karıştı, at gibi kişnedi, eşek gibi anırdı, yetmedi sığır gibi böğürdü, inekleşti ve sonra buzağıladı, tabii ki rol gereği! 

Bir, iki, üç dedi, üçten geriye saydı dank dank dank! Akşam oldu, yorgun düştü, kartallar gibi açılan kollarını büzerek evinin yolunu tuttu, kapıyı ayağıyla açtı, karısı mutfakta yemek yapıyordu, çay hazır mı? dedi. Değildi. Neden hazır değildir diyerek karısına olanca gücüyle bir tokat patlattı, tespihini parmağına dolayıp parmağını ileriye doğru uzattı, tehdit ederek konuşmasını sürdürdü. Ceketi omuzlarından kayıp düşecek gibiydi, boşta kalan eliyle ceketini düzeltip salona geçti, televizyonu açtı, en sevdiği adamın dizisi oynanıyordu. Mafyaların çarpışmasına bir kez daha baktı hayran hayran. Tüyolar aldı, ayağa kalktı, kapıya doğru nişan aldı, dank dank dank! Karısı mutfaktan koşarak geldi, neler oluyor dedi, silahını karısına doğrulttu, dank dank dank, evet dank dank dank! Hepsi bu kadar! Oracıkta öldü kadın. Şaka değil, öldü! 

Pişen yemekten yedi, çay demledi içti, sokağa çıktı, önüne gelene ateş etti, üç ölü, iki yaralı, dank dank dank! Yakalandı tabii, içeri atıldı tabii, içeri atıldı ama az yattı, vallahi de billahi de az yattı! Üç yıl sonra çıktı ha, kader mahkumu namıyla kendi mahallesinde terör estirmeye devam etti ha! Elini kolunu salladı, yedi köyün ağası gibi dolaştı, kendini bir halt sandı hıyarto! Eli alıştı ya vahşete, boş durur mu, internetten Vandayim(!) kılıcı aldı, Rambo(!) bıçağı, Çakmoris(!) palası, Arnold Şivannnzeneger(!) havanı... Adam kendi başına Hollywood sinemasına kafa tuttu. Ne Polat'ı ne Çakır'ı, hepsi b.k yedi yanında! Bildiğin babaların babası oldu, şimdi dünyayı titretiyor dediler de inanmadım. 

Kim olduğu aslen bilinmiyor, nereli olduğu konusunda çeşitli spekülasyonlar dolaşıyor ortalıkta, yine de değişmeyen bir gerçek var: erkek öldürüyor, savunmasız kadınlar ölüyor. Bu hıyarto caniler de kendini insandan sayıp benim vergimle mahpusta kader mahkumu sıfatıyla yatıyor, dışarıda olanı arabesk takılıp kadın öldürmeye, toplumun huzurunu bozmaya devam ediyor, daha ne kadar sürecek bu ruhsuz, adi, katil düzen, bilmiyorum, ama bildiğim, aslında hepimizin bildiği, herkesin yüreğini yakan, kahredici bu şey bitecek gibi gözükmüyor. Savunmasız ve günahsız kadınların katil ruhlu erkekler tarafından öldürülmesinin önüne geçilecek gibi gözükmüyor.

Kadınlar öldürülüyor, öldürülen kadınların anneleri, babalarının ve bizim gibi hassas canların yüreği paramparça oluyor. Günahsız kadınların cesetleri gözümüzün önünden geçiyor, kanun olarak gerekli cezayı kesemiyoruz. 

İnternetten kasatura, kılıç, bıçak, tabanca, tüfek alacak kadar ucuz mu kadınların hayatı? 

Kadınlar öldürülüyor, kadınların ölümünün ardından yasalar da ölüyor!


Engin Yeşilyurt
14 Kasım 2021

Bahçeli ‘’İktidar Ortağı Değiliz’’ Derken Ne Demek...
BETON ÇAĞIRIYORDU

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

By accepting you will be accessing a service provided by a third-party external to https://www.tahtapod.com/

 Galeri

 Blog Takvimi

Lütfen takvim görünümü hazırlanırken bekleyin