Sevdiği

sevdigi
İlayda! 
Efendim babaanne? 
Gelir misin bir kızım? 
Babaannemin sevecen, sakin, umutlu, beni seven sesi. Hiç duymaktan bıkmayacağım sesi. 

He babaannem, söyle ne oldu?

Babaannem bu gece evde olmak istemeyeceksin, arkadaşlarınla geçirmek ister misin? Zaten hep benimlesin kızım. 

Babaanne ne gereği var? 

Gülüp başımı okşayıp bir öpücük kondurdu, bu “lütfen” demekti. Ona sarılıp, onayladım. Yemeklerde yardım ettim, yerleri süpürdüm, çiçeklere su verdim, kuşlara ekmek ekmek kırıntıları verdim...Vakit geldi. Aslı teyze, Gül teyze, Ayfer teyze apartman kapısını çaldı. 

Babaannem geldiler herhalde!

Aç kızım kapıyı, girsinler. 

Masaya son ikramı da koyduktan sonra hazırlandı ve kapıya doğru yöneldi, yanıma gelip dikildi. Kapıyı açar açmaz içeriye bir aceleyle girdiler, bu samiyetsizlik bütün evi sardı. 

Merhabalar efendim. 

Babaannemin de samimiyetsiz, tiksinmiş açılışı yankılandı herkeste. 

Buyrun efendim, buyrun. 

Çantalarını ellerime iliştirdiler, içeriye geçtiler. Ben ise mutfağa geçtim. Türk kahveleri, lokumları, suları hazır ettim. 2 senedir gelirler, babaannem yorulmasın diye kahveyi hep ben yaparım. 2 sade, 2 orta ve bir de 1 şekerli. İçeriye geçip, hepsine kahvelerini ikram ettim. Tekrar mutfağa dönüp, musluğu açıp yüzüme su çarpıp gelecek bütün imalı sözlere ve fesat düşüncelere karşı yeniden direnç kazandım. Salon kapısının orada durup etrafa baktım, fark ettiklerinde ise elbisemi düzeltip içeriye yeniden ayak bastım. 

Feride, senin kız da büyümüş. Kaç oldu 19 mu? 20 mi? 

Babaannem gülmeye başladı içten içe ve cevap vermek için kahvesini sehpaya bırakıp hepsinin gözlerinin içine alayla baktı. 

İlayda daha 15 hanımlar ama elbet biraz büyük gösteriyor, farkındayım. Bazen ben bile şaşıyorum. 

Babaannem beni fark edince başıyla otur işareti yapıp “Gel otur kızım.” Dedi. Başımla herkese selam verip yanına oturdum. Kahvemden tam bir yudum alacakken perçemim gözümün önünde belirdi ve elimle perçemimi kulağımın arkasına koydum. Zarif bir çiçeğin yapraklarını yavaşça sever gibi. Gül teyze direkt bir detay yakaladı ve babaanneme soruyu yöneltti. 

Feride madem kız 15 neden sağ elinde, yüzük parmağında fazla zarif, sade ve zümrüt taşıyla süslenmiş bir yüzük var? 

Aşk olsun Gül. Kıza ben aldım, her geldiğinde ona mücevherler, takılar alırım. Sağ elinde ve tabii yüzük parmağında olma sebebi ise oraya istedi. Gayet normal bir neden. 

Bütün hepsi birbirine imalı imalı baktı. 

Tabii canım doğrudur yani ama yanlış anlarlar söyleyeyim. 

Ben ise Gül teyzenin elinde olmayan yüzüğü aradım. 

Gül teyze senin yüzüğün nerede? 

Bunu duyduktan sonra kahveden bir kaç damla üstünde belirdi. Dümdüz, simsiyah gözleriyle bana nefretle bakıyordu. 

Feride bu ne biçim kız? Bana nasıl böyle bir soru sorar? 

Babaannem ne yapmak istediğimi anladı ve sakince olayı ele aldı. Şaşırmış gibi yapıp;

Ne oldu? 

Ne mi oldu? Görmüyor musun şu küçük terbiyesiz torununu? Resmen bana hakaret ediyor, yetiştirenlerde suç gerçi. 

Gül teyze sen bana sorduğunda yüzüğümü bambaşka bir imayla sordun, hepimiz biliyoruz. O imalı soruya rağmen babaannem ve ben gayet doğal bir şekilde tepki verdik. Yüzüğünün olmama nedenini sordum çünkü ev ev gezip yüzüğünle alakalı konuşurdun her insana yanılıyor muyum? Kusuruma bakma ne olur ama sonradan hatırladım yokluğunu. Kocanızı 5 kişiyle aldattığınızı ve size bir tokat attı diye dava açtığınızı ha bir de parası olmadığı için hapishaneye kolayca attırdığınızı hatırladım ama şimdi de kocanızın sadece yüzüğü geri alabildiğini de, doğru değil mi? Gerçi doğru söylemişsiniz anne, baba önemlidir. Müsaadenizle ben bir lavaboya kadar gitmeliyim zaten dışarı da çıkacaktım. Ayfer teyze, Aslı teyze ve Gül teyze kusuruma bakmayın ne olur...

İkisi de bir yandan aynı anda cevap verdi;

Yok kızım ne kusuru, kusurun yok. Estağfurullah. 

Lavaboya giderken arkamdan Gül teyze geldi. Konuşmaya başladı, kıvranarak ve bir özgüvenle.

Neden o adamla evlendim biliyorsun, sevdiğim için ama parası yoktu o aralar ondan dolayı aldattım ama sırf para içindi diğerleri. 

Konuşmaya devam edecekken ise sözünü kestim. 

Gül teyze bak sen Nazım abiyi sevseydin zaten parasızlığa da mapushaneye de dayanırdın. O adam sana parası olmadığı halde her hafta çiçek getirirdi, ellerinden öperdi, sevgilim diye seslenirdi. Ne şiirlet yazdı senin için ama sen yapacağını yapmışsın neyse daha fazla konuşmaya gerek yok, sil o göz yaşlarını da ne olur amacım seni kırmak değil, büyüklük taslamak da değil sadece farkına varmanı sağlamak. Ben dışarı çıkıyorum babaanneme söylersin, hayırlı akşamlar size. 

Evre
OLUP BİTENLER ÜZERİNE

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış