İzmarit

izmarit2

​Sanırsam ne dersem diyeyim kendimi bu durumdan alıkoyamayacağım. Güzelliğini bende yitirmenden daha üzücü bir duygu ise yitirmeme sebep olandır. 

Yağmurlu günler Bournemouth’da bitmez ve o bitmeyen günlerden bir günün içinde geçip gidemiyoruz. Safiye abla balkonda imzaritlerini sayıyor, bu demek oluyor ki sabahın beşi. Teker teker ıslanan yapraklara sanki sararmış kağıt gibi bakıyorum hayranlıkla. Yapraklar Safiye abla gibiydi, ağacından ayrılsa da güzelliğiyle eskiyordu, çürüyordu oysa çoğu insanoğlu böyle değildi. Sevdiğinden sevgi görmediği bir saniye bile olsa sisten başka bir şey olamıyorlardı, çirkinlik onların saniyelerinde değil de ruhlarında olduklarını gösteriyordu. 

 Nergis!

Yukarıya ani bir bakış atmamla Safiye ablanın yok olması bir olmuştu fakat bir süre sonra bahçede belirdi.

Safiye abla ne diye yoruyorsun sen kendini?

Dur bir kızım, seninle konuşmam gereken bir şey vardı hep lakin mektebinden kendine bile zaman ayıramadığını görünce yüzümü çevirdim. Konuşabilir miyiz, meşgul değilsin ya?

Tabii Safiye abla tabii de nedir bu konu?

Elinde bir fotoğraf makinesi ve kendisinden de eski bir deri kutu.

Bunlar senin, senden başka tanıdığım kimsem yok biliyorsun kızım. Bunlar ne diye soracaksın elbet evvela bunlar Abbas abinle benim bütün değerlilerimiz, tebessümlerimiz. Benim yaşımın farkındasındır artık, yapmalıydım bunu er geç bugün ya da yarın.

Kabul ettim, reddetmeyi ve edenleri sevmezdi böyle konularda.

Bir süre kutuya baktı. Ne acılarla göz göze gelmiş o yonca yeşili gözler ve çektiği acıların belli belirsiz çizgileri.

Hoşça kal kızım.

Hoşça kalın Safiye abla.

12 Eylül 2012

Bugün Safiye ablanın ilk defa izmaritlerini kendinden ayırdığı o gün ve o gün izmaritlerini kendisi gibi bedeninden ayırdığı gün. 

Ülkücülük Serserilik Değildir. Bozkurtla Çakalı Bi...
AŞK NEDİR? (Tamamı)

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış