Gonca

gonc_20181006-165723_1

Kızım sen çıkma, kal. Vermem gereken bir zarf var sana. 

Kitabımı masaya bırakıp saate doğru yüzümü döndüm. 

12:09

Buyurun hocam.
Kızım annen bir mektup bırakmış daha doğrusu annenin adına bir mektup bırakılmış. Sana verilmesi gerektiği söylendi. 

Annemin olduğu belliydi. Güllü mühüründen kokusuna kadar annemdi bu mektup. 

5 dakika sonra bu gül mühürlü zarfa kanmamam gerektiğini anladım. "Bir daha kanmayacağım." Demek istedim çok.

Yağmurların ve bu şiddetli şimşeklerin lüzumunu, seranatını da anladım. Mektubu yanıma koydum, saate bakmaya başladım. Kaderimden kurtulmayı düşünmek istedim ama ne kadar düşünürsem o kadar kaderim beni daha çok içine çekecekti. Ayağa kalkıp montumu giydim, cebimde annemin sabah verdiği el işi peçete ve gülüm duruyordu.

Kızım, iyi misin?

Annesi ölen bir çocuk ne kadar iyi ise o kadar iyiyim hocam.

Endişeli gözlerle bana bakmaktan kendini alamıyordu, gözlerinin doluşunu kaçıramıyordu.

İyiyim yani hocam siz merak etmeyin iyiyim gerçekten.

Tebessüm edip müsaade istedim ve çıktım.

İnsan bazen kaçmak isteyince kaçar ama benim ne kaçacak halim ne de bu hicrana dayanacak yüreğim vardı. Yürüdüm, yürüdüm de ne yürüdüm. Bana artık hiç bir şey ifade etmeyen bu beton ev önümde dikiliyordu. Anahtarı çıkarıp kapıyı açtım. Etrafa baktım ve yerde bir not buldum. "Masada kitabın duruyor, sevgililer günün kutlu olsun Goncam. Yemeğini ye."

Her yıl sevgililer gününde beni kitaplarla sevindiren, yüreğimi okşayan kadın şimdi kim bilir nerelerdeydi.

Bu yüreğimi okşayan kadını kaybetmek vatanımı kaybetmekten farksızdı. 

Tasarruf, Nakliye masrafları ve Yeniden İpekyolu ü...
YIL 2040

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış