By Engin Yeşilyurt on Pazar, 30 Ağustos 2026
Category: Yaşam

OKAN KİLİT'İN VEFATI ÜZERİNE

OKAN KİLİT'İN VEFATI ÜZERİNE

Belki baharına doymamıştı kırk beş yıllık ömrünün; belki elini hiç sürmemişti baharında açan bir çiçeğe. Rüzgâr hızlıca gelip geçmişti kısacık ömrünün vadilerinden belki de. Kim bilir, kaç yamaçta özlemle susamıştı yaşamadan geride bıraktığı ilk gençlik yıllarına, ilk gençlik yıllarından artakalan yaşayamadıklarına; yarıda kalanlarını tamamlama düşüncesiyle kısacık ömrünün hikayesini kaç kez yazıp sildiğine kim bilir boş bırakılmış hangi yanları şahitti?

Bu "belki"ler, henüz çok erken göçen faydalı bir insanın yaşam öyküsünde geçer; zira faydalı bir insan dokunarak düzelttikleri, düzeltmeye tekrar tekrar çalıştıklarıyla, emekleri, kalburüstü direnişiyle de belli eder yerini.

Okan Kilit de onlardan biriydi; yerini direnişiyle keskinleştiren güçlü bir ayak iziydi; aynı zamanda dürüstlüğü, onurlu kimliği ile dost bildiklerinin yanında her daim var olmayı ilke edinmiş, çizgisi belirgin, belirgin çizgisine sevdalı biriydi.

Okan Kilit bu güzide değerlere sahip olması yanında engin bilgisinden yayılan ışıkla aydın bir kişilik, usta bir kalem, güçlü dizelerin sahibi bir öykü yazarı ve şairdi. Özellikle şiirleri ve kısa metin boyutundaki denemeleriyle ne kadar duyarlı bir entelektüel olduğunu yıllardan beridir sosyal medyada ve Tahtapod blog sitesinde ortaya koyduğu yazılarında gördük.

Okan; ülkesini pek seven, ülkesinin derdiyle dertlenen, uzun havalar gibi içli ve yanık bir vatanseverdi. Vatan dedin mi durur, susardı evvela; sonra hüzünlü bir çift göz doğrulurdu yüreğinden. Ağlardı şehitlere, sevdiklerinin vefatına. Aile efradından olanlar hariç belki hiç kimse onun kadar Deniz Yarbay Ali Tatar Komutan'ın vefatına üzülmedi, aynı şekilde aile efradından olanlar hariç belki hiç kimse Ozan Arif'in vefatına onun kadar üzülmedi.

Okan; dağda bir şehit versek oturur şiirini yazar, yanan yüreğinin sesi olurdu bir şehit annesinin, bir şehit babasının. Okan; şehit edilen Şenay Aybüke Yalçın Öğretmen'e üzüldüğünde yazısını yazar, içindekilerin haklı isyanını siyasetin yüzüne yüzüne çarpar, acısının büyüklüğü ile devleşirdi.

Bu ani gidişin şok edici yüzüyle yüzleştiğimiz bugün, yani 29 Ağustos 2026, Okan'ın ölüm tarihidir.

Deniz Yarbay Ali Tatar Komutan'ın ölümünden 17 yıl sonra, Şenay Aybüke Yalçın Öğretmen'in ölümünden 9 yıl sonra ve Ozan Arif'in ölümünden 7 yıl sonra öldü Okan. Kendi yaşının henüz baharında diyebileceğimiz bir yaşta, sanki başlar başlamaz biten hikâyeler gibi hızlıca bitti varoluş öyküsü.

Keşke Okan'ın varoluş öyküsü biteceğine ülkeye zerre faydası olmayan kalleşler, hainler, namussuz ve şerefsizlerin varoluş öyküsü bitseydi. Okan'ın hayatı sonlanacağına çocuğu yaşındaki kızlara sosyal medya üzerinden yürüyen sapık ruhlu heriflerin hayatı sonlansaydı. Okan hayatını kaybedeceğine müstehcen pozlar verip abonelik ücreti başlatan, aklını kullanamayan aciz erkekleri kullanan bazı pis kadınlar hayatını kaybetseydi. Okan öleceğine ömrü kötülük etmekle geçen, dostunu yarı yolda bırakan, sevmeyen, merhamet etmeyen; nefret güdenler ölseydi. Okan son nefesini vereceğine kaba kuvveti kurtuluş yolu bilen; gösteriş arzusu için silah çekmeyi, haksız yere birinin canına kastetmeyi erkeklik sayan; mafyacılık oynayan, mafyalarla işbirliği yapan, çoluğu çocuğu uyuşturucu maddelerle zehirleyen, yer altı dünyası denilen karanlık, kaypak dünyaya hizmet edenler son nefesini verseydi. Ah Keşke Okan öleceğine bu ülkenin cehenneme dönmesinde 7/24 kor ateş mesaisi yapanlar ölseydi.

Keşke Okan ölmeseydi, ben ağlamasaydım bugün. Ah keşke göçmeseydi; Tahtapod güçlü bir şairini, güçlü bir deneme ve öykü yazarını kaybetmeseydi. Keşke Okan ölmeseydi; Türkiye şeffaflığı, insancıl duruşu, dostane yapısıyla sanata, vatana, insana katkı sunan babacan bir canın kaybını yaşamasaydı.

Elveda Okan Kilit! Elveda bu topraklarda yaşama dair yarım kalan öykülerin sonuna konulan acı dolu nokta.

Engin Yeşilyurt

30 Ağustos 2026

Related Posts

Leave Comments