By Engin Yeşilyurt on Cumartesi, 05 Eylül 2026
Category: Yaşam

ÖLÜMÜN ÖĞRETEBİLECEĞİ YAŞAMSAL GERÇEKLER VE DAYANMA GÜCÜ

ÖLÜMÜN ÖĞRETEBİLECEĞİ YAŞAMSAL GERÇEKLER VE DAYANMA GÜCÜ

Dünya malına ve insana tapınmadan yaşayabilmek, her geçen gün güncellenen değişimler karşısında zor bir hal almış durumdadır. Tapınılan bu mal ve insan; sevdiğin işin, paran, sevdiğin kadın, sevgilin veya işin olabilir. Aslında her şeyi yok etmeye müptela ölüm gibi katı gerçekler, düşünsel anlamda yarattıkları devasa boşluk korkusuyla insanda daha derin bağlar kurma arzusu uyandıran insan figürleri yaratabiliyor.

Esasında insan olmak, bir canlı halinde yaşamak anlamında kaybedecek çok şeyimiz yok şu hayatta. Bir bedene tutunan o kadim can gerçeği göçtüğünde, evvela göz yuvalarında başlayan çürüme eylemi en son kadın rahmini çürüterek eyleminin son halkasını çözmüş, ardındaki kemik yığınını toprağın altına bırakmış oluyor.

...

Aynı siyasi görüşte olmasak bile Tahtapod platformunda Atatürk, vatan sevgisi, adalet, hukuk gibi değerleri temel alan ortak bir payda oluşturduğumuz sevgili yazar ve şair dostumuz Okan Kilit'in 29 Ağustos'taki vefat haberi sonrasında ölüm gerçeğine daha yakından bakmayı ve onu kanıksamayı yeğledim. Ne kadar başarılı olabilir ki insan böylesi yok edici, sonrası ne olacağı bilinmeyen ölüm gibi acı bir gerçeğin karşısında? Okan Kilit dostumuzun ani göçüşünün ardından geçen yedi günlük bu sürede acıtan, kahreden ölüm gerçeğine karşı hayatımın her döneminde yaptığım gibi bu döneminde de kitap okuma alışkanlığımı sürdürdüm.

Bugüne değin okuduğum kitapları normal yaşamında belki üçkağıtçı, yalancı, sözüne güvenilmez, dostluk bağları zayıf, cimri mi cimri, temelde kimseye faydası olmayan bir yazar kaleme aldı, kim bilir? Belki bu yazdıklarım; bugüne kadar bize dürüstlüğü anlatan bazı eser sahiplerinin bir kez olsun hayatlarında dürüst olmadıklarının teyit edilmiş halidir. Tıpkı bazı filmlerde namusluyu, sözüne güveniliri oynayan başrol oyuncusunun normal hayatında kahpeliğin kitabını yazan biri olması gibi... Tersi yönde tecavüzcüyü, çirkini, kabayı oynayanların normal hayatlarında fazla nahif oldukları gibi. Nasıl ki o filmlerde iyiyi, güzeli, mert insanı layıkıyla oynayan başrol oyuncusuna kızmıyor, onu oradaki dürüstlüğü ile kabulleniyorsak aynı şekilde bize dürüstlüğü, doğru insan olmayı yazdığı kitaplarla anlatan ama özünde kötü olan yazarı da kitabın içeriği bağlamında kabullenmeliyiz diye düşünüyorum.

"Fakat" diyorum...

Fakat en zoru, etrafında gördüklerinden, bizzat yakınında olanlardan, hayatın filmlere taşınmadığı çıplak sahanda, sarmalandığın yaşamında yüz yüze gördüklerinden büsbütün olumsuz etkilenme ihtimalinin çok yüksek olmasıdır. Bu yüzden sosyal medyada tanıdığın, yazarlık ve şairlik ceketini giyinip aynı yağmurda ıslandığın bazı yüzler; gerçek hayatında boşluk oluşturan dost, arkadaş; anne, baba, ağabey, abla gerçeğinden daha inandırıcı, samimi ve dürüst gelebilir sana. Okan Kilit de bu dostluk, arkadaşlık hissini dürüstlüğü, doğruluğu, nahifliği ile sosyal medyada içtenlik ve başarıyla aktaran hakiki yüzlerden biriydi. Onun vefatı sonrasında hayatı, yok oluşu tekrara düşe düşe anlamlandırmaya çalıştım. Bu anlamlandırmada sözcüklerin, duyguların gücünden aldığım desteğin biricik muhatabı romanlar, öyküler; sosyoloji, psikoloji, ekonomi temelli kitaplar oldu.

Mevcut süreçte terapötik bir desteğe ihtiyaç duyabilirsiniz elbet. Bir sorunu ifade eden bu durum; psikoloji ve psikiyatri disiplininin işidir; lakin buraya varmadan yukarıdaki metinde de bahsettiğim gibi kitapların dünyasını keşfedebilir, sinemanın büyülü kapılarını aralayabilirsiniz.

Ne zaman bir boşluğa düşerseniz, ne zaman ki en yakınlarınızdan, en yakınınızda gördüklerinizden kasvetli, yoğun acı hissettiren darbeler yerseniz okuma alışkanlığınız yoksa kitap okuma alışkanlığı edinebilir; okuma alışkanlığınız varsa tıpkı benim yaptığım gibi kaldığınız yerden acınızı sahiplenerek okumaya devam edebilirsiniz. Güzel filmler seyrederek hayatın acı dolu akışını saydam camlarda karşılayıp olağan seyrinde bırakmayı deneyebilirsiniz.

Herkesin ailesi iyi olabilirken tek sizinkisi kötü olabilir. Bazı ailelere gıptayla bakıp "Keşke şu adam babam, şu kadın anam, şu kardeşim, şu ablam, şu da ağabeyim olsaydı" deyip hayıflanabilirsin. Büyük olasılıkla dünyada ve bilhassa Türkiye'de bu keşkelerin muhatabı milyonlarca insan vardır, ama neye yarar ki hayıflanmaktan gayri? Hayat hayıflanmalarla da yaşanabilir ama tadı olmadığı gibi tuzu da olmaz.

Gerçek hayatta keşke dediğin bu boşlukları doldurmada sana iyi gelebilecek yöntemleri, girişimsel aşamaları seçmek yine senin elindedir. Şayet kitaplara, sinemaya merakın varsa veya bu merakın çoktandır içindeysen kaldığın yeri koruyarak yalan dünyanın gerçek acılarına karşı dayanma gücü oluşturabilirsin.

Sevgiyle kal.

Engin Yeşilyurt

5 Eylül 2026

Related Posts

Leave Comments