By Engin Yeşilyurt on Salı, 13 Ekim 2026
Category: Yaşam

MERVE ÖĞRETMEN VE GENÇLİK

TÜRKİYE'DE YALNIZLAŞAN BİR GENÇLİK

Merve 31 yaşında, 32'sinden gün almaya başlayalı aylar oldu.

Binbir çabayla okuyup mezun olduğu fakülteden sonra öğretmen olarak ataması bir türlü yapılmadı.

Siyasi aktörlerin ekranlarda sık sık boy göstermeye başladığı o ilk yıllarda Merve henüz 5-6 yaşlarındaydı. 

O dönemlerde Dolar kuru ortalama 1,20 TL seviyelerindeydi.

Aradan çeyrek asır geçti. Merve 6 yaşından 31 yaşına gelirken, Dolar kuru da 1,20'lerden 49 liraların üzerine tırmandı.

Merve'yi çok sevdiği öğretmenlik mesleğine atayamayan bu uzun soluklu siyasi ve ekonomik süreç, ekonominin en önemli göstergelerinden biri olan döviz kuru üzerinden de anlaşıldığı üzere, ülkenin iktisadi gidişatının ne denli zorlu bir viraja girdiğini gözler önüne seriyor.

Merve; Sivas ve Tokat gibi istihdam olanaklarının kısıtlı olduğu şehirlerde mesleğini özel sektörün zorlu şartları altında, emeğinin karşılığını tam alamadan yapmak istemezken, toplumsal ve siyasi beklentiler ona adeta şu geleneksel rollerden başka çare bırakmıyordu: "Evlen, evine bak, çocuk yap." Merve bu dayatmalara değil, kendi kalbine kulak vererek evlendi. Evlendi, bir çocuk sahibi de oldu; ancak vergisini ödediği devletin kadrolu bir öğretmeni olarak o çok sevdiği mesleğini, yıllardır değişmeyen bu sistem kuralları yüzünden bir türlü icra edemedi.

Bir kere geldiği bu dünyada hayatı layığıyla yaşamak isteyen Merve, somut gerçeklere inanıyor. Dünyayı salt bir "yalan dünya" söylemiyle geçiştirmek, çoğunlukla refah içinde yaşayanların teselli mekanizması olarak yerini korurken; acı gerçekler, hayat devam ettikçe insanı zorlamaya devam ediyor. Bu bilinci taşıyan Merve'ye göre hayat; sadece soyut söylemlerle değil; huzur, barış, demokrasi, hukuk ve adaletin baz alındığı somut kurumsal gerçeklerle var olabilir.

ACITAN SOMUT GERÇEKLER ÜZERİNDEN

Dile kolay, tam 25 yıl... Türkiye'de ortalama insan ömrünün neredeyse üçte birine denk düşüyor. Bir insanın gençlik yıllarının tamamını kapsayan koca bir zaman dilimi. Dile kolay tabii; yaşayana, bu süreci göğüsleyene ise oldukça zor.

Henüz 25 yaşında, birkaç yıllık mezun ama sanki bin yıllık yorgun ve umutsuz gençler var etrafımızda. Örselenen, aylarca iş arayıp bulamayan, küçük şehirlerin istihdamsız sokaklarında çaresiz hisseden; mevcut siyasi iradeye geçmişte destek vermiş ama bugün yaşanan ekonomik tablodan dolayı derin bir pişmanlık duyan gençler bu durumu çok daha derinden hissediyor. Son yıllarda geçim derdine düşen hangi aileye, hangi gence dokunsak benzer bir sitem işitiyoruz: "Gençliğimiz gitti."

Gençliği giden bir insana neyi vadedebilirsiniz? Zaman en kıymetli hazineyken, bu hazineden mahrum edilen, psikolojik ve ekonomik kıskaca alınan gençlere geri gelmesi imkansız hangi zamanı bahşedebilirsiniz?

Yıllardır basında ve televizyonda izlediğimiz kararların ve politikaların var ettiği bu düzende, nice 25 yaşında işsiz genç hayatta kalma mücadelesi veriyor. 31 yaşındaki Merve gibi niceleri, öğretmen olma hevesiyle gelecek umutlarına tutunmaya çalışıyor. Üstelik küçük şehirlerin ekonomik darboğazında hayatta kalma mücadelesi veren yetişmiş bunca değerin yalnızlaşmasına Sivas ve Tokat şahit olurken, birçok şehir daha bu durağanlığın yükünü omuzlarında taşıyor.

Yıllarca kürsülerden sert siyasi tartışmalar yürüten aktörlerin bugün konjonktür gereği yan yana gelebilmesi, siyasetin kendi doğasını gösterirken; yıllardır yapısal olarak çözülemeyen ekonomik sorunların, seçim dönemlerinde gençlere yönelik geçici maddi vaatlerle çözüleceğine inanmamız bekleniyor. Kalıcı çözümler sunmak yerine her seçim öncesi günü kurtarmaya çalışan bu siyasi anlayış, önceliği ne yazık ki yine kendi geleceğine vermiyor mu?

Bugün ne Merve'nin hayatında sevdiği mesleğe dair garanti ve kalıcı bir güvence söz konusu ne de Sivas ve Tokat gibi şehirlerde işsizliğin boşluğunda geleceksiz bırakılan diğer gençlerin hayatında...

Yıllardır ülkenin yönetiminde ve vizyonunda belirleyici olan kararların yarattığı bu mevcut sosyo-ekonomik düzen, ne yazık ki bir ülkenin en büyük zenginliği olan gençliğinin enerjisinin ve umudunun solmaya başladığının en açık işaretidir.

Engin Yeşilyurt

12 Ekim 2026

Sivas / Cumhuriyet Meydanı

Related Posts

Leave Comments