By HÜRRİYET KAYA on Pazar, 27 Ocak 2019
Category: Yaşam

MACAR DANSI

 ​Eskiden…Çocuklarım daha küçücükken... Sabah gözümü açar açmaz sanki başka işim yokmuş gibi, ilk işim teybe bir kaset koymak olurdu. "Beş Kardeş" dizisindeki gibi her gün aynı şarkıyla değil ama bazen Livaneli, bazen Edip Akbayram, Barış Manço…. Bazen Tom Jones, Pink Floyd'la güne başlardı bizim ev.

Belki de o yüzdendir ki kızım daha küçücük bir çocukken, herkes "daha dün annemizi" söylerken o "güneş topla benim için" i söylerdi. Belki de oğlumun Rock aşkı öyle başladı.

Gençlikteki enerji, kavanozdaki taşları yerli yerine koymaya yetiyormuş. Şimdi zamanım olsa canım istemiyor, canım istese zamanım olmuyor. Ama bu sabah ikisini bir araya getirmeyi başardım ve eski güzel günlerdeki gibi Brahms'ın Macar Dansı ile güne başladım.

Macar Dansı'ı hayatımın bir döneminin hikayesi olarak kaldı bende. O nedenle yeri çok ayrıdır.

...

Öğretmen okulunu yatılı okudum. İkinci sınıftayız… Çok genciz, aslında çocuk… Hepimizin hayran olduğu bir müzik hocamız var. Bizler 15-16 yaşlarında, başımızda kavak yelleri esiyor. Hoca bizden olsa olsa altı yedi yaş büyük, yeni mezun bir genç. Bayılıyoruz ona; o ışık, biz pervane…Etrafında dönüyoruz.

Ben de o anlamda yetenekli öğrencilerden biriyim. Okuldaki müzik aletlerinin çoğunu çalabiliyorum. Flüt zaten ders çalgımız; ben mandolin, akordeon, biraz keman… Çok seviyorum müziği. Müzik öğretmeni olmak istiyorum. Etüt aralarında herkes sohbet ederken, ben müzik odasında bir yandan DJ'lik yapıyorum, bir yandan da Gazi Müzik Bölümü'ne hazırlıyorum kendimi. Nasıl yapacağımı bildiğimden değil; kör yolu, köse sakalı, işte.

Hocam beni fark etti. Nöbetçi olduğu bir akşam, beni çağırdı. Dedi ki:

"Bundan sonra Kamuran sen ve ben, akşam etütlerinde birlikte çalışacağız." Kamuran da son sınıflardan bir arkadaş, o da benim gibi müzik sevdalısı…

Ben de bir sevinç, bir coşku; anlatılmaz yaşanır cinsinden… Ayaklarım yere basmıyor. Herkes bana özeniyor. "İyi ama ben ne zaman ders çalışacağım?" diye düşünmek aklımın köşesinden bile geçmiyor.

Biz yatılı öğrencilerin, ders çalışıp ödev yapabilmemiz için yemekten sonra akşam etüt saatlerimiz vardı. Ben ve Kamuran artık o saatlerde müzik hocamızla birlikte çalışıyoruz. Hoca keman çalıyor, biz de okulda piyano olmadığı için iki akordeonla piyano partisyonlarını çalıyoruz.

Yalnız, tuhafıma giden ama hiç dile getirmediğim bir durum var. Biz hep MACAR DANSI çalışıyoruz. Belki iki ay, belki üç ay… Biz hep Macar Dansı çalıştık. O kadar ki kendi partisyonumu ezberlemişim, hiç notaya bakmıyorum.

Derken, yarıyıl tatili oldu, evlerimize gittik. Benim karne kötü, notlarım düşmüş. Çünkü ben Macar Dansı çalışıyordum(!) Anneme babama bunu nasıl anlattığımı, hiç hatırlamıyorum. Muhtemelen susarak anlatmışımdır.

Döndüğümüzde bir de ne görelim! Bizim hoca master yapmak için Barcelona'ya gitmiş!

"Nasıl yani yaa!" Diyorlar ya gençler hani… Ben tam olarak öyle oldum. Kocaman bir boşluk… Sonra belki daha zaman var, şimdi çalışmasam da olur kabilinden, belki de kırılan kalbimi onaramadığım için müzik çalışmalarımı bıraktım. Bilemiyorum… Müzik odasına sadece DJ'lik için girmeye başladım.

İkinci dönem yeni bir müzik öğretmeni gelmedi. Beden eğitimi öğretmenimiz girdi müzik derslerimize. Bildiği bütün güzel şarkıları, türküleri öğretti bize. O dersler artık bir müzik dersinden çok, birlikte çalıp söylediğimiz eğlence saatleri oldu. O söyledi biz dinledik, biz söyledik o dinledi; birlikte kız kıza dans ettik, birlikte halay çektik. Müzik hocamızın benim içimde bıraktığı boşluğu Canım Suna Hocam doldurdu. Ama ne yazık ki aramızdan çok erken ayrıldı, sonsuzluğu yürüdü.

Onun öğrettiği bir şarkıyı hiç unutmadım. Daha bu sene sınıfta bir yeri geldiğinde söyledim. Benim minik yıldızlarım, öyle hüzünlendiler ki… Birisi dedi ki:

"Acıklı bir ninni gibi öğretmenim." Gözlerim doldu, hikayesini anlatamadım, tutamam kendimi diye…

"Rüzgarla sürüklenen bulut, yalıyor yeşil yamacı,
Sevdiğinden ayrılanların şarkısı dinleyin ne acı."

Okulu bitirince ben müzik bölümü sınavlarına girdim ve kazandım. Macar Dansı hem hocamın, hem benim işime çok yaramıştı belli ki… O kadar çok istememe rağmen kazandığım okula gitmedim. Yoluma sınıf öğretmeni olarak devam ettim.

Müzik hocamız, Marmara Üniversitesi Müzik Fakültesi hocalarından biriydi yakın zamana kadar. Şimdi emekli...

KKİO'ların bir toplantısında hocamla karşılaştık. Macar Dansı' ndan hiç söz etmedik. Bana sadece, neden müzik bölümünü kazandığım halde gitmediğimi sordu. Hocama nedenini söyledim. O da bu platformda yazmak isteyeceğim başka bir hikaye olur belki. Şimdilik bende kalsın.

Macar Danslı günlere… Sevgiyle kalın. 

Related Posts

Leave Comments