By Yahya HOÇUR on Cumartesi, 22 Haziran 2019
Category: Yaşam

DOMUZ

Adını, Sümer mitolojisinin bitki ve bereket tanrısı olan Temmuz'dan (Tammuz veya dumuzi) aldığı söylenen ve çizgi filmlerde hep sevimli gösterilip çocukluktan itibaren algılarımızla oynansa da oldukça çirkin ve kaba bir hayvandır.

Dağlarda yaşayanı ve evcilleştirilmiş olup çiftliklerde yaşayanı var. Fakat dağlısı da şehirlisi de her türlü çamuru ve pisliği sever. Mutluluğu çamurda ve pisliğinde bulur.

E, fıtrat o fıtrat…

Hem otobur hem de etobur bir türdür. Aç kaldığında cam hariç aklınıza gelen her şeyi yiyebilir. Evet, kendi pisliği ve kendi yavrusu da dâhil her şeyi yer. Bu yüzden olsa gerek, yabanisi de çiftlikte yetiştirileni de pistir, pis kokar. Domuz yiyen insanların teninin de zamanla domuz gibi koktuğu söylenir.

 Çabuk ürerler ve sürü halinde yaşarlar; yetişkin bir çiftini hiç domuz olmayan bir ormana salın, beş seneye kalmaz her yanı istila ederler. Sürüler halinde köylere inip tarla, çift-çubuk ne varsa talan ederler. Tabi ormanda kurt yoksa. Kurt, domuz popülâsyonunun böyle dehşet şekilde çoğalıp ekolojik dengeyi bozmaması için en önemli yırtıcıdır. Kurdun olduğu yerde, çakal ve sırtlanlar gibi domuzlar da haddini bilir…

Kürkünü çamur ve toprağa bulayarak hem parazitlerden kurtulmayı hem de bu çamuru zırh gibi kullanmayı bilen domuzların sivri dişleri çok tehlikeli olup bir vuruşta bir insanı öldürebilir. Özellikle yaralı domuzlar çok saldırgan ve tehlikelidir.

Ayak izleri, eti helâl olan keçi izine benzediği için acemi avcılar, takip ettiği hayvanı karıştırıp aldanabilir. İslâm ve Yahudi inancı gereği beslenmesi ve yenilmesi günahtır ama Allah bunu da yarattığına göre bilmediğimiz bir hikmeti vardır deyip geçeriz.

Evet, inancımız gereği domuz haramdır ama her ne hikmetse dinimizin bayraktarı olanlar tarafından 7 Temmuz 2006 yılındaki Resmi Gazete'ye göre serbest bırakılıp "kasaplık hayvan" sınıfına dâhil edilmişti. Yine 21 Şubat 2018 tarihli Yeni AKİT gazetesi , "3 milyon kg domuz eti nerede kullanılıyor?" şeklinde bir haber yapmıştı. Müslüman bir yönetimin başta olduğu ve halkının yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu bir ülkede!

Neyse konumuz bu değil…

Yukarıda bazı özelliklerinden kısaca bahsettiğim ve vaktiyle seyrettiğim bir belgesele göre iç organları insana en çok benzeyen domuzlar, dört ayaklı olup bildiğiniz üzere "hayvan" sınıfında görülüyorlar. Lâkin birde "insan" olduğu sanılan "Karda yürü izini belli etme", "Bal tutan parmağını yalar", "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" iğrençliğini şiar edilmiş iki ayaklı dik yürüyen domuzlar var. Bu dik yürüyen iki ayaklı domuzlar da, yine kurtların yokluğunu fırsat bilip, köy, kasaba, şehir, mahalle demeden her yanı istilâ ediyor. Her bulduğunu doymaz bir iştiha ile yiyor. Her girdiği yeri talan ediyor, kurutuyor. İtiraz edene karşı kabalaşıyor, çirkinleşiyor…

Dört ayaklıların dişleri ne kadar güçlü, keskin ve tehlikeliyse iki ayaklıların da dilleri çok sivri, keskin ve tehlikelidir. Çamurluk ve pislikte dört ayaklı olanlara şapka çıkarttırırlar. Her pisliği, her haltı yerler, gök ekinleri talan ederler. Şahsi kazanımları için her çamura yatarlar ama ellerindeki güç sayesinde dört ayaklılardan farklı olarak hiç üzerlerine yapışmaz. Birine saldıracakları zaman sekiz-on kişilik eli sopalı sürüler halinde ve acımasızca saldırırlar. Dört ayaklı olanların hayâ duygusu olmadığı söylenir, bunların da Allah'tan korkma, kuldan utanma duyguları yoktur. Ellerindeki medya gücü, kamu gücü, para gücü ne varsa şahsi menfaatleri ve müstevlilerin emelleri için seferber ederler.

Bu türle herhangi bir şekilde karşılaştınız ve yere düştüyseniz hiç kurtuluşunuz yoktur. Dört ayaklı cinslerinin yaptığı gibi yapıp düşene daha çok vururlar. Hem de ortak kutsal değerlerinizi kullanarak yaparlar bunu.

Dedim ya, fıtrat o fıtrat…

Aralarındaki en belirgin fark, dört ayaklı domuzlar yapı itibariyle esnek olmadıkları için hızlı dönemezler. Önlerinde hızla kaçarken aniden sağa veya sol keskin dönüş yaparsanız kurtulma şansınız var. Fakat iki ayaklı türlerinin omurga yapısı müsait olduğu için, sabahtan öğlene, öğlenden akşama, akşamdan sabaha, dünden bugüne, bugünden yarına çok hızlı dönüşler yapmakta ustadırlar.

O yüzden at izi it izine karıştığı gibi domuz izi de keçi izine karışıp duruyor.

Öyleyse bütün domuzları, yarın çok daha geç olmadan akıllı ve mantıklı bir karar verip doğru bir seçimle insanları rahatsız edemeyecekleri doğal habitatlarına gönderip kurtlarla baş başa bırakmak lazım…

22.06.2019

Related Posts

Leave Comments