Dün Ahmet, bugün Atlas ve diğerleri. Öncekiler, sonrakiler...
Soru hep aynı; hepimiz birbirimize bu soruyu soruyoruz. "Biz ne zaman bu hale geldik?" Geç kalınmış ve cevabının bugün için bir işe yaramadığı bir soru.
Diyelim ki;
"Anne babaların 10 yaşındaki çocukların eline hatlı cep telefonu verip, Whatsapp üzerinden oyun grupları kurmalarına izin verdiğinde, o çocukların oynadıkları oyunlarda canlılara zarar vererek puan kazanmayı bilinçaltlarında normalleştirdiğinde, birbirlerini oyundan atıp akran zorbalığına sanal alemde maruz kaldıklarında ve birbirlerine kinlendiklerinde…"
Diyelim ki;
"Senelerce süren vurdulu kırdılı polisiye ve mafya TV dizileriyle büyüyüp günlük yaşamın bir parçası olduğunda ve gerçekle sanal alemi karıştırdıklarında."
Ya da;
"Hem polis hem savcı hem yargıç rolünü üstlenen TV programlarını izleyen ebeveynlerle o programlara maruz kaldıklarında" bu hale geldik.
Ne zaman ki "Kuran Kursu" adı altında çocuklar yanarak öldü, kimse hesap vermedi;
Ne zaman ki 45 çocuğa tecavüz edildi ve aynı zamanda bir anne olan yetkili "Bir kereden bir şey olmaz" dedi, işte o zaman biz bu hale geldik.
Tesettürlü olmayan kadınların tecavüze uğrayabileceği açık açık söyleyen bir zihniyet normalleştirildiğinde bu hale geldik.
O kadar çok etken var ki o sorunun cevabı olabilecek. Bir işe yarar mı? Ahmet'i veya Atlas'ı geri getirmez ancak başka Atlasların, Ahmetlerin kendi yaşıtları tarafından hayattan koparılmasına engel olabilir belki. Sebep önceden bilinirse, sonuç değiştirilebilir.
Biz öğrencilerimize onlara uygun olmayan TV dizileri, programları için içeriği, yayın saati uygun değil mücadelesi verirken, RTÜK'ün 7 yaş üzerine uygun gördüğü programlarda "şiddet ve olumsuz ögeler içerir" açıklaması var. Böyle bir şey olabilir mi? Şiddet ve olumsuz ögeler içeren bir yapım 7 yaş üzeri için nasıl uygun olabilir? Sonuç ortada.
O güzelim çocukların fotoğrafları sosyal medyada dolaştıkça kahroluyorum bir anne, bir eğitimci olarak.
15 Yaşında bir çocuk neden bıçak taşısın? Annesi babası nerede?
Anneler, babalar, öğretmenlerimiz, çocuklar bir günde bu hale gelmez. Durduk yere "yan baktın" diye bir çocuğu bıçaklamaz. Öncesi vardır. Evdeki yaşam tarzı, sizlerle olan paylaşımları, okulda arkadaşlarıyla ilişkileri hepsi birer sinyaldir. "Ergen" deyip geçmeyelim. Hiç kimseye erişemiyorsak, okullardaki PDR uzmanlarından destek alalım.
Ben ömrümü bana "anne" diyen iki çocuğuma ve "öğretmenim diyen" yüzlerce çocuğuma adadım. Buna rağmen diyorum ki; bu saldırgan çocuklar mademki bir canlı olarak geleceklerdi bu dünyaya, bir ağaç olsalardı keşke. Hiçbir şey yapamazsa, havadaki oksijene katkıları olurdu. Ya da bir karınca, bir arı olsalardı. Diğer canlıların varlığını sürdürebilmesinde katkıları olurdu.
İnsandan başka hiçbir canlı kendi türüne ya da diğer türlere zarar vermiyor, bile isteye. Bu çocuk bile olsa…
Onlar da insan ve aramızdalar. Parkta, bahçede, okulda, sokakta her yerdeler. Suç var, ceza yok. Hatta tescilli on binlerce suçlu aramızda.
Peki şimdi ne olacak? Diyelim ki Atlas'ın katili cezalandırıldı. Başka Atlaslar olmasın diye ne yapılacak? Bu çocuklar nasıl korunacak?
Benim; "Bir çocuğun evinden sonra bulunabileceği en güvenli yer, okuldur." inancım sarsılalı çok oldu.
"Tecavüz neyse de yakmak ne laaa" diye twit atan manyaklar var bu memlekette. Onlar bu zihniyeti değiştirmediği sürece ki bu çok zor; anneler babalar, çocuklarınızı siz koruyacaksınız. Kötüye karşı da kötülük yapmasın diye de.
Aborijinler bize "mutant" diyorlarmış. Gerçek insanın kendileri olduğuna inanıyorlarmış. Bence de öyle. Biz insanlığımızı kaybettik. En azından bazılarının insan olarak kalamadığı çok açık. Ne yazık ki bu 15 yaşında bir çocuk bile olsa...