ÖĞRETMENİM
İlk kez 6-7 Temmuz 2002'de gerçekleştirilse de sistemin kökeni 17 Ekim 1999 tarihine dayanmaktadır.
Önce DMS(Devlet Memurları Sınavı) sonra KMS(Kurumlar İçin Merkezi Eleme Sınavı, en sonunda da (KPSS) Kamu Personeli Seçme Sınavı olarak değiştirildi. İsim değişikliğine gidilmesi sistemsel değişimin doğurduğu yeni ihtiyaçlardan kaynaklanmaktaydı. Dönemin Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün söylemine göre amaç: liyakati sağlamak, kayırmacılığı(torpili) önlemekti.
Bu söylemi teyit eden tarih 29 Aralık 2021'di. Independet Türkçe'ye verdiği röportajda, "Asıl amacımız torpili ortadan kaldırmaktı." dedi.
Kaldırabildi mi?
Hayır!
Eğip bükmeye gerek duymadan düz mantıkla baktığında da aynı sonuca ulaşırsın. Amacımız torpili önlemekti, diyen biri hem kullandığı geçmiş zaman ekiyle hem de kurulan cümlenin içeriği itibarıyla torpili önleyemediklerini belirtiyor. " Asıl amacımız torpili önlemekti," sözünü açtığımızda, "Olmadı, yapamadık, başaramadık; torpil yine mekânın sahibi moduyla devreye girdi." diyor ve çâresizliğini kabul ediyor.
Tam da bu noktadan hareketle kayırmacılık ve KPSS'de yapılan haksızlıklar üzerine filmi geriye sardığımızda her biri birer infial yaratan ve kriz niteliği taşıyan şu sahneleri görüyoruz:
Evvelinde bir parantez açıp ekleyelim: Sosyal medya mecraları henüz yokken veya bu denli popüler değilken yapılan haksızlıkları ÖSS / ÖSS-KPSS dönemlerini bilenler bugün ne dese kayıt altına alamadığı için geçersizlik hükmü söz konusudur. Dolayısıyla 2020-2021 yılı evvelindeki infialleri ortaya koyacak yeterli somut bilgiye sahip değiliz. Ama biz yine de Aralık 2021'den devam edelim:
Aralık 2021- Ocak 2022 KPSS krizi:
2021 yılı lisans düzeyindeki KPSS'den 90 ve üzeri puan alanlar sözlü mülakat akabinde 50-55 gibi puanlarla elendi. Bu elenmenin ardından sosyal medyada " Mülakat Rezaleti " başlığı ile kampanyalar yapıldı. Üzerinden çok geçmeden 2022 0cak ayının ilk haftalarında mağdur öğretmenler ve ilgili sendikalar Ankara- Ulus'ta büyük kitlelerden gelen destekle protesto eylemleri düzenledi.
Protesto eylemlerinin üzerinden 2 yıl geçti. Bu kez Milli Eğitim Bakanlığı mülakat sistemine eklediği yeni içerikle mülakatın atama üzerindeki etkisini yüzde 50'ye çıkardı.
Çözüm getirdi mi?
Hayır!
" Yine haksızlık yapıldı, yine torpil devreye girdi. " minvalinden şikayetlerle mevcut sistem, sendikalar tarafından ağır şekilde eleştirildi.
Bu kez de Ekim 2024'te yapılan sözleşmeli öğretmenlik mülakat sonuçlarını haksızlık olarak değerlendiren mağdur öğretmenlerce hukuki itiraz yolu denendi.
Yaşanan bunca olumsuzluğa tepkisiz kalamayan idare, mülakat sistemine karşı artış gösteren toplumsal tepkiyi önlemek amacıyla 1 Eylül 2025 tarihinde Milli Eğitim Akademisini kurdu. Amaç dünün mülakat sistemini kademeli bir şekilde kaldırmaya çalışmaktı.
İşe yaradı mı?
Henüz değil.
İşe yarayıp yaramayacağı 26 Temmuz 2026 tarihinde yapılacak öğretmenlik sınavları(AGS-ÖABT) ardından akademiye girişte ve sonrasında belli olacak.
Buradan nereye mi varacağım?
Şuraya:
17 Ekim 1999 tarihinde bir sistem kuruyorsun, kurduğun sistemin doğru çalışmadığını 22 yıl sonra 2021 yılında öğreniyorsun veya işine gelmiyor.
Yıl 2025 iken ve 2025'ten epey bir geriye bakarken tarih bize idarenin diliyle konuşmaz mı? Bir yandan Milli Eğitim Akademisi adında yeni bir sistem kurduğunu söylerken diğer yandan Milli Eğitim Akademisi'nin köklerinin KPSS'den çok daha eskilere, 1989 yılına dayandığını söylüyorsun. Tut ki kökleri 1989 yılına dayanan Milli Eğitim Akademisi'ni 2025 yılında devreye sokmakla bunun en doğru sistem olabileceğine inanıyorsun. Sormazlar mı? Bir sistemin doğru sistem olduğunu anlayabilmek için 1989 yılından 2025 yılına kadar beklemek mi gerekiyordu? Sormazlar mı? Bak soruyorlar! Aradan koskoca 36 yıl geçti; şimdi mi anladın bunun doğru bir sistem olduğunu? Garantin var mı; nereden biliyorsun bunun en doğrusu olduğunu, ya değilse? Hani her başın sıkıştığında sistemi değiştiriyorsun ya, o yüzden merakla soruluyor...
Enflasyonun her geçen gün satın alma gücünü azalttığı bir ülkede özellikle evli ve çocuğu olan öğretmenleri Milli Eğitim Akademilerinde 4 dönem(1-2 yıl) boyunca sağlayacağınız eksik imkânlarla nasıl idare edeceksiniz? Üstelik Milli Eğitim Akademisi'ni kazanan bir öğretmen adayının akademide başarılı olup olmayacağı garanti değilken kimseye haksızlık etmeden doğru bir sonuca nasıl ulaşacaksınız? Bu da tutmadı deyip bir başka 20 yıla daha mı ihtiyaç duyulacak?
Bu yapılanlar; öğretmeni daha kaliteli bir sistemden pratik uygulamalar eşliğinde ülkemize kazandırmak mıdır; yoksa ataması yapılmayan bunca öğretmenin çoğalan şikayetlerine karşılık haklı bir gerekçe göstererek mesleğinden soğutma girişimi midir?
...
Nitekim aklımdaki yine de vurgusu ve içimdeki her şeye rağmen inancıyla 26 Temmuz 2026 tarihinde gireceğin öğretmenlik sınavında başarılar diliyorum öğretmenim.
Engin Yeşilyurt
19 Temmuz 2026