By HÜRRİYET KAYA on Cumartesi, 28 Ekim 2023
Category: Yaşam

EBEDİYEN CUMHURİYET!

​"Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı,

Selam durdu kayığı çaparı takası,

Selam durdu tayfası!" diyordu şair.

Ve Mustafa Kemal;

"Ben 19 Mayıs'ta doğdum." Demişti.

İşte o gün, cumhuriyetin temellerini atmıştı kafasında.

Sakarya'da, Dumlupınar'da, Kocatepe'de,

"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, İLERİ!" dediğinde, yolunu aydınlatmıştı "CUMHURİYET!" fikri.

Mecliste:

"Efendiler, yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz." dediği gün temeller çoktan yükselmişti.

Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni gençliğe emanet ederek;

"Ey Türk GENÇLİĞİ,

Birinci vazifen, Türk istiklalini Türk Cumhuriyetini ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir." demişti.

Dün, bugün ve yarınlarda Türkiye Cumhuriyeti'ni muhafaza ve müdafaa etmek, nesiller boyu genci, yaşlısı, kadını erkeğiyle birinci vazifemizdir.

Bizler, 100. yıla şahit olan, yaşayan ve yaşatan şanslı nesilleriz. Çocuklarımız ve torunlarımızla, belki onların çocuklarıyla birlikte...

Bugün doğan çocuklar bile 200. Yılı yaşayamayacaklar. Bu ayrıcalıklı nesillerden biri olarak cumhuriyetin kazanımlarını gelecek nesillere aktarmak boynumuzun borcudur.

Türkan Saylan Hocamız:

"Eğitimli her kadının bu cumhuriyete borcu vardır." Demişti. Kadın, erkek, yaşlı, genç… Hepimizin borcu var.

Kutlamalar çok çok önceden planlanmalı ve ne Gazze ne Filistin! Hiçbirisi için hiçbir nedenle iptal edilmemeliydi, ertelenmemeliydi. İki olay ayrı ayrı değerlendirilmeliydi.

Yer gök inlemeliydi. Dünya liderleri Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılını Türkiye'de verilen resepsiyonlarla kutlamalıydı. Her yerde havai fişekler patlatılmalıydı, yüreğimizde patlayanlar gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin şanına yaraşır bir şekilde.

İsterdim ki senin-benim, bazı kurumların ve kuruluşların; bazı sanatçılarımızın yüreğinde yanan cumhuriyet ateşi, Türkiye Cumhuriyeti'ni Yönetenlerin yüreklerinde de yansın.

Bugün üstlendikleri yasama ve yürütme yetkisini cumhuriyetin kazanımlarından aldıklarını unutmasınlar isterdim.

Ben bir 29 Ekim gecesi, Cumhuriyet Bayramlarının coşkuyla kutlandığı, kuzeydoğunun küçük bir şehrinde, fener alayı geçerken dünyaya gelen şanslı insanlardan biriyim.

Doğduğum günün ayrıcalığını ve adımın hikayesini küçük bir çocukken aile büyüklerimden bir masal gibi dinleyerek büyüdüm. Adımı bir taç gibi başımın üstünde taşımaya çalıştım.

Okula başladığım altı yaşımdan itibaren doğum günüme Cumhuriyet Bayramı'nı kutlama heyecanıyla uyandım.

Kavram olarak cumhuriyetin ne demek olduğunu anladığımda benim için 29 Ekim demek, doğum günümden ziyade, cumhuriyetin ülkemize armağanı olan kazanımlardı.

Benim için cumhuriyet;

On yılda on beş milyon genç demekti.

Örülen demir ağlar,

Sümerbanklar, şeker fabrikalarıydı.

Ayşelerin, Alilerin cinsiyet ayırımı yapmadan birlikte okula gitmesiydi.

Harf devrimiydi, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesiydi.

En önemlisi de tebaa ve kul olmamaktı.

Beni bu bilinçle ve ülküyle yetiştiren aileme ve öğretmenlerime minnettarım.

Bugün 100. yılı kutlama coşkusunu bedenimi oluşturan her hücremde hissediyorum. Benimle aynı duyguları ve coşkuyu paylaşan,

"Cumhuriyeti sonsuzluğa taşıyacak Başkumandan Atatürk'ün Gençleriyle" birlikte 100. Yıl kutlu olsun!..

Son söz:

"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Related Posts

Leave Comments